Hiç eskimeyen şikayet; 'Ben öyle söylemedim, gazeteci öyle yazdı…'

ads ads ads ads
10/08/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


“İki saat konuştuk, bunu mu buldun ön plana çıkarasın, başlığa çeksin?”

    “Ben öyle söylemedim, gazeteci öyle yazdı…”

    “Ben aslında bunu söylemek istemedim…”

    “Ben bir cümle söyledim, bunu nasıl büyütmüşler böyle?”

    “Mecbur muydun söylediklerimi yazasın?”

    “Şu sözlerimi röportajdan çıkar, başım ağrıyabilir…”

    “Evet ben söyledim ama bu attığın başlık beni hedef yaptı…”

    Yukarıda sıraladığım sözler, meslek hayatım boyunca defalarca duyduğum sözlerdir…

     Konuştuğumuz, röportaj yaptığımız kişiler zaman zaman söylediklerini inkâr eder, en fazla da siyasiler, özellikle de iktidarda olan siyasiler…

     Gazeteciler, konuşan kişinin söylediklerini inkâr edebileceğini düşünerek, ses kaydı yaparlar veya görüntülü kayıt alırlar…

     Gazeteci “yalancı” damgası yememek için bu şekilde kendisini garantiye alır, ya da garantiye aldığını sanır…

     İnanır mısınız, bazen bazıları, elinizde ses kaydı olduğu halde söylediklerini inkâr etmeye çalışır.

    Sizi deli yerine koymaya çalışırlar, “iyi dinle tam öyle değil” derler.

    Defalarca dinlersiniz, hayır haklı olan o değil sizsiniz ama ısrar ederler.

    Bazen muhabirin elinde kanıt olduğu halde, o kişiler gazete patronunu arayıp tekzip yazdırırlar…

    O kişinin patronla bir çıkar ilişkisi varsa, muhabir ya da muhabirin üzerindeki amir ezilip geçilir, gerçek haber için düzeltme yapılır.

    Tabii ki bu bir istifa nedenidir, çünkü bir muhabir için doğru olduğuna yüzde yüz emin olduğu, hatta elinde belgesi de bulunduğu halde haberinin yalanlanması kadar aşağılayıcı bir şey olamaz…

    En kolay iş suçu gazeteciye atmaktır, “ben öyle söylemedim, muhabir öyle yazdı” derler.

    “İki saat konuştuk, bunu mu buldun ön plana çıkarasın?” diye sitem ederler.

    Evet onu bulmuştur, çünkü siyasinin düşünce yapısıyla gazetecininki farklıdır…

     Siyasinin çok konuşması, çok şey söylemesi değil, ne dediği önemlidir ve o dedikleri içinde de haber değeri olanlar ön plana çıkar.

     Gazeteci her konuştuğu kişi için “aman bunu yazmayım da bu kişinin başı belaya girmesin” diye düşünürse haber yapamaz.

     Kişi konuştuklarından kendisi sorumludur, onları yazacak olan gazeteci değil.

     Ha şöyle bir durum varsa; ses kaydı yapılırken, röportaj yapılan kişi, “kaydı durdur, bu söyleyeceğim senin bilgi dağarcığın içindir, off the record söylüyorum” derse, işte o zaman gazeteci off the record söyleneni yazmaz, yazmamalıdır, yazarsa o zaman gazeteci etik davranmamış olur.

     Ancak kişi size “bunlar kayıt dışı” demezse, konuşur, bazı önemli bilgiler verirse ve röportaj yayınlandıktan sonra şikâyet ederse, haklı değildir.

     “…Ama bizi hem konuşturuyor hem de söylediklerimiz üzerinden eleştiriyorsunuz…” diye şikâyet ederler.

     Evet gazetecinin görevi konuşturmaktır, konuştururken de daha önce söylenmemiş, ilgi çekici şeyler söyletmektir.

     Söylenen şeyler eleştirilecek şeylerse de eleştirilir, neden eleştirilmesin ki?

    “Ben aslında bunu söylemek istememiştim” derler, kıvrılırlar ya da kıvırırlar…

    Onu söylemek istememişsen söylemeyecektin, o zaman ağzından çıkanı kulağın duyacaktı, gazeteci senin neyi söylemek isteyip neyi söylemek istemediğini tahmin etmekle yükümlü değildir.

    “Bir cümle söyledim, bunu nasıl büyüttüler böyle?” derler.

    Bir şeyi söylemek için çok cümleye gerek yok, bırakın çok cümleyi, bazen iki kelime, bazen bir soruya “evet” cevabını vermek bile çok şey ifade eder.

     Bir zamanlar bir bakan bir meslektaşımıza uzun uzun icraatlarını anlattı, tam röportaj biterken arkadaşımız bakana, o günlerin tartışmalı konusu olan bakanların makam araçlarının yenilenmesiyle ilgili ne düşündüğünü sordu.

     Bakan da “bu aşamada bakanların makam araçlarının yenilenmesinin elzem olduğunu düşünmüyorum” gibisinden tek cümlelik bir cevap verdi. Gazete, ertesi gün bu sözlerini manşet yaptı.

     Gazete, “Bakan araç alımına karşı: ‘Makam araçlarının değişmesi elzem değil’ dedi” gibisinden bir manşet başlığı kullandı.

     Tabii başbakan ve diğer bakanlar onu yemiş bitirmiş, “o sözleri yalanla” demişler, bakan yalanlamadı ama sitem etti.

     O bakan o gün benim televizyon programıma çıkmıştı, programdan önce bana “Gördün mü Ali Bey ne yaptılar bana? O kadar şey söyledim, neyi manşet yapmışlar. Sen olsan ne yapardın?” diye sordu.

    O bakana, “Aynısını yapardım, konuşmalarınız içinde başka bir şey manşet olmazdı” dedim, nedeni anlattım… Morali daha da bozuldu, “Bundan sonra konuşurken daha dikkatli olacağım” dedi.    

     Konuşurken söylediklerinin tepki çekeceğini düşünmezler, haber çıkınca, “Mecbur muydun bu söylediklerimi yazasın?” diye sorarlar…

    Röportajı yaparsın, gazete baskıya hazırlanır, o kişi konuştuklarını birine anlatır, anlattığı kişi ona “aman ha başın belaya girer” der, son dakika sizi ararlar, “O dediklerimi yazma” diye buyurur.

    İyi de haber yapılmış, gazetede yerini almış, gazete baskı aşamasına gelmiş, son dakika “Şu sözlerimi röportajdan çıkar, başım ağrıyabilir…” diyerek her şeyi berbat edemezsin ki…

    Birkaç yıl önce Güney Kıbrıs’ta DİSİ Genel Başkanı Averof Neofitu ile röportaj yapmıştık. Neofitu, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar uzlaşıp, çözüme ulaşamazsa, Kıbrıs konusunda Kıbrıslılar dışındakilerin kârlı çıkacağını anlatmak için, “Kuzuyu başkaları yiyecek gübresi de bize kalacak” demişti.

    Kuzu, Kıbrıs adası, kendine gübre kalanlar da Kıbrıslı Tükler ve Kıbrıslı Rumlardı. O röportajda en çok hoşuma giden söz bu olmuştu. Maalesef Neofitu, dört- beş saat sonra bize haber yolladı ve o sözlerini röportajdan çıkarmamızı istedi. Çok moralim bozulmuştu, ben bu sözleri manşet başlığı yapacaktım.

    Haber henüz yazılmadığı ve yayına hazır olmadığı için, bir de kötü niyetli olmadığımızı göstermek amacıyla o sözleri haberden çıkardık… Yani böyle anılarımız çok var…

  “Ben öyle söylemedim, gazeteci öyle yazdı…” mazeretine son örnek Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’dan geldi.

    Financial Times gazetesinin haberine göre, röportaj yaptıkları Tatar, “Onlar Yunan, onlar Hristiyan. Biz farklı bir ırkız. Türkçe konuşuyoruz, dinimiz İslam, anavatanımız Türkiye" demiş… Tatar’a ırk ayrımı üzerinden açıklama yaptığı gerekçesiyle çok sayıda eleştiri geldi.

    Tatar da röportaj içindeki “farklı bir ırkız” sözlerini inkâr etti, “ırk” kelimesini kullanmamış…

Tatar, Financial Times’a “Kıbrıs’ta 2 ayrı halk var, Türkler Müslüman, Rumlar Hıristiyan ve farklı kültür ile geleneklere sahip. 1963’den beri ayrı. 2 tarafı federasyon çatısı altında birleştirmek artık imkansız. Zorla evlilik olmaz” demiş…

    Financial Times muhabirine mi inanalım, yoksa Tatar’a mı? Siz kime inanırdınız? Ben meslektaşımıza inanıyorum, mutlaka elinde ses kaydı da vardır.  

   Financial Times muhabiri, muhtemelen bu sözlerin tepki çekeceğini de tahmin ettiğinden çift tırnak içerinde, ağızdan çıktığı gibi verdi. Gazeteciler, böyle şeyleri bilir, hisseder ve konuşulanları çift tırnak içinde verir.

    Art niyetli, yalana yönelen, kişilere çamur atan gazeteciler yok mu? Var, hem de çok var ama gazetecilik hissiyatım bu muhabirin yalan yazmadığı yönündedir.

    Zaten Sayın Tatar’ın son zamanlarda yaptığı konuşmalara, verdiği demeçlere, kullandığı dile baktığımız zaman, bu sözü söylediğini düşünüyor insan. Hiç kimse de şaşırmaz buna…

    Sayın Tatar’a nasıl konuşacağı, ne söyleyeceği konusunda akıl vermek ya da ona karışmak bize düşmez, haddimize değil, tabii ki kendisi bilir…

    Ancak şöyle bir geriye dönüp de söylediklerine bir baksın, neden çeşitli çevrelerden eleştiri çektiğini anlamaya çalışsın.

   Görüşler farklı olabilir, herkes aynı görüşte olacak diye bir şey yok, ne düşündüğüyle ilgili kimsenin derdi yok ama konuşurken ayrıştırıcı, dışlayıcı, ötekileştiren, düşmanlaştıran ve bazen bazı gerçekleri de çarpıtan ya da yok sayan konuşmalar yapar, antipatik bir dil kullanırsanız tabii tepkileri üzerimize çekersiniz.  

   Üstelik Sayın Tatar, kendini destekleyen, kendisine oy veren kesimler tarafından da eleştirilmeye başladığına göre, hiç kızmasın, şaşırmasın, şapkasını öne koyup iyi düşünsün…

DİĞER YAZILARI
10/08/2021 21:18
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: ali baturay
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.