Hüseyin Ekmekçi yazdı: Devletin gözü önünde insan pazarları kuruluyor...
05/08/2026
DEVLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE İNSAN PAZARLARI KURULUYOR... İNSANLARIN HANGİ KOŞULLARDA ALINIP SATILDIĞINI HERKES BİLİYOR DA DEVLET BİLMİYOR MU?
YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARINA BAKIP KONUŞMAK KOLAY… BU ORTAMI YARATAN KOŞULLARI MAALESEF DEVLET BİLEREK YARATIYOR… DENETLEMİYOR… BEDELİNİ İNSANLAR ÖDÜYOR
22 yaşında bir kadın. Yabancı bir ülkede. Kimsesiz. Korumasız. Bir markete sığınıyor. Belki kalabalığın içinde kurtulacağını düşünüyor. Belki “Burada bana bir şey yapamaz” diyor. Ama yanılıyor.
Peşinden gelen bir adam, insanların gözlerinin önünde bıçağını çıkarıyor. “Sen benimsin” diye bağırıyor. Bir kadını sahip olduğu bir eşya gibi görüyor. Sonra da öldürmeye kalkıyor. Bugün herkes haklı olarak saldırıyı konuşuyor. Yaşanan bir olayın ardından konuşmak en güzeli
Kadın örgütleri “Devlet kadınları koruyamadı” diyor. Haklılar. Ama ben daha ağır bir soru soruyorum. Bu kadın zaten ne zamandır korunuyordu? Asıl mesele bıçak değil. Asıl mesele, o bıçak saplanmadan önce yaşananlardır. Çünkü o genç kadın aylardır özgür değildi.
Aylardır başkalarının belirlediği saatlerde yaşıyordu. Başkalarının belirlediği araçlara biniyordu. Başkalarının belirlediği kuralların içinde nefes almaya çalışıyordu. Korkmadan konuşmamı gereken konu bu değil mi? Bu kadın, başka bir ülkede, erkeklerin masasında meze…
Yıllardır aynı cümleyi duyuyoruz. “Bunlar dans eden kadın.” Gerçekten öyle mi? Herkes biliyor ki mesele sadece dans değil. Bu ülkede gece kulüplerinde çalışan kadınların çalışma koşulları yıllardır tartışılıyor.
Pasaportlarına el konulduğu, hareket özgürlüklerinin kısıtlandığı, ağır baskılar altında çalıştırıldıkları yönünde sayısız iddia gündeme geldi. İnsan ticareti raporları yıllardır aynı uyarıları yapıyor. Sivil toplum örgütleri yıllardır aynı soruları soruyor.
Devlet ise çoğu zaman “Biz çalışma izni veriyoruz” demekle yetiniyor. Oysa çalışma izni vermek, insan onurunu garanti altına almıyor tek başına. SiÜn ülkemizde bu insanlar hangi koşullarda nasıl yaşıyor? Nasıl kullanılıyor? Denetlemek, sorun bulmak da devletin işi…
Ve en acı görüntülerden biri… Kadınlar hastaneye götürülüyor. Kan tahlilleri yapılıyor. Sonra kısa bir süreliğine alışverişe çıkarılıyorlar. Belki bir saat. Belki bir buçuk saat. İşte o kısa yürüyüş… Belki de haftanın tek özgür anı. Bir mağazaya giriyor. Kasiyer “Hoş geldiniz” diyor. Bir görevli “Nasıl yardımcı olabilirim?” diye soruyor.
Belki o birkaç dakika boyunca kendisini yeniden insan gibi hissediyor. Sonra uzaktan bir ses geliyor. “Hadi… Süre doldu.” Minibüse biniyor. Ve yeniden kendi cehennemine dönüyor. Bunu normalleştiren hiçbir toplum vicdanından söz edemez.
Bir başka acı gerçek daha var. Bu ülkeye öğrenci olarak gelen… Borçlanan… Okul ücretini ödeyemeyen… Kaçak çalıştırılan… İnsanlık dışı koşullarda barındırılan yüzlerce insan var. Ucuz iş gücü… Ucuz emek… Sessiz kölelik… Şimdi buna bir de kadınların yaşadığı dram ekleniyor.
Bir ülke düşünün… Emek pazarı kurulmuş. Kadın pazarı kurulmuş. İnsan kaçakçılığı yapılıyor… devletin çalışan açığını kapatmak için kurduğu sistem tepe tepe kullanılırken, insanlar bilmedikleri bir ülkede mağdur oluyor. Resmen alınıp- satılıyor…
Kimse yanlış anlamasın. Yetişkin bir kadın kendi özgür iradesiyle nasıl yaşayacağına elbette kendisi karar verir. Bir mesleği kendi seçimiyle yapıyorsa, buna devletin görevi haklarını korumak, güvenliğini sağlamak ve sömürüyü engellemek… şimdi kadınlar satılıyor, adamlar kazanıyor
Sorun, bir kadının iradesini başkalarının yönetmeye başlamasıdır. Sorun, pasaportunun başkasında olmasıdır. Sorun, özgürlüğünün saatle ölçülmesidir. Sorun, insanın sermayeye dönüştürülmesidir. Devlet sistemin nasıl çalıştığını bilmiyor mu?
Dün programda da benzer şeyler anlattım. Bazı gece kulübü çalışanları akıllarınca dalga geçtiler, hakaret ettiler. Üstü kapalı tehdit ettiler. Zerre kadar umurumda değil. Çünkü korkması gereken ben değilim. Ederim emeği, bedeni söndürülen insanlar. Benim ülkemde kurulan insan pazarı…
Devlet sadece çalışma izni veren makam değildir. Devlet denetleyen makamdır. Devlet insan onurunu koruyan makamdır. Devlet “Ben izin verdim, gerisine karışmam” diyemez. Diyorsa zaten sorun oradadır.
Çünkü izin verdiğiniz sistemde insanlar özgür değilse… İzin verdiğiniz sistemde kadınlar şiddete açık hale geliyorsa… İzin verdiğiniz sistemde bir kadın markete sığınarak hayatını kurtarmaya çalışıyorsa… O zaman yalnızca saldırganı değil… O saldırıya zemin hazırlayan düzeni de sorgulamak zorundayız.



























































































































































































