Hüseyin Ekmekçi yazdı: Kamuyu çalanın yanına kalmasın…
17/06/2026
VATANDAŞ ÜLKEYİ SEVMESİN DİYE; EMEKLİLİĞİNE İKİ AY KALAN ADAM MÜDÜR YAPILIYOR; İKRAMİYESİ DE 2 MİLYON TL ARTIRILIYOR… İŞ Mİ BU?
HER TARAFI DÖKÜLEN BU YAPI; VERGİ VEREN VATANDAŞA ZULÜM GİBİ GELİYOR… ÇOK ŞEY İSTEMİYORUZ: LİYAKAT; SOSYAL ADALET; HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ; KAMUYU ÇALANIN YANINA KALMASIN…
Devlet hizmet üretemedikçe oluşan boşluğu kayıt dışı düzen doldurdu. Vergi sistemi ve denetim mekanizmaları zayıflarken, kamu otoritesinin çekildiği alanlar yeni kazanç kapılarına dönüştü. Bugün kayıt dışılık birçok sektörde sıradanlaşmış durumda.
Vatandaş sigorta primi, harç ve vergilerle büyük bir yük taşırken aldığı hizmet giderek kötüleşiyor. Yollar bozuluyor, hastanelerde randevu bulunamıyor, altyapı yetersiz kalıyor. Çözüm üretmek yerine yük yine vergi verenin omuzlarına bırakılıyor; toplanan kaynaklar maaş ödemesine gidiyor.
Ülkenin kaynakları tükenirken uzun vadeli planlama eksikliği daha görünür hale geldi. Kontrolsüz nüfus artışı, plansız yapılaşma ve denetimsizlik yeni ekonomik alanlar yarattı; kaçak işçilik, kayıt dışı ticaret ve düzensiz büyüme bundan besleniyor. Bu düzen bazıları için büyük kazanç kapısı
Eğitim ve sağlık bunun en somut örnekleri. Devlet okul ve hastane ihtiyacını karşılayamadıkça özel sektör büyüyor. Derslik, öğretmen, doktor ve ekipman eksiklikleri nedeniyle insanlar özel okul, özel ders veya özel hastanelere yöneldi. Böylece temel hizmetler hak olmaktan çıkıp satın alınabilen ayrıcalıklara dönüştü.
Üstelik sosyal güvenlik primi ödeyen vatandaş bile çoğu zaman ikinci kez ödeme yapmak zorunda kalıyor ve doğal olarak şu soruyu soruyor: Bu kadar ödeme yapıyorsak neden hizmet alamıyoruz? Gerçekten aldığınız kamu hizmetinden memnun musunuz?
Sorunun merkezinde nüfus ve kapasite dengesi bulunuyor. Öğrenci sayısı artarken okul sayısı aynı kalıyor, hastalar çoğalırken sağlık altyapısı yetersiz kalıyor. Su ve elektrik gibi temel kaynaklar üzerindeki baskı da giderek büyüyor. Plansız büyüme, altyapı eksiklikleri ve geciken yatırımlar nedeniyle sistem her alanda daha fazla zorlanıyor.
Devletin eksik bıraktığı her alan zamanla yeni bir ticaret alanına dönüşüyor. Özel eğitimden özel sağlığa, su tankerlerinden jeneratörlere kadar birçok sektör bu boşluklardan doğuyor. Devletin yokluğu bazılarına fırsat yaratırken vatandaş için ek maliyet anlamına geliyor.
İşin daha karanlık tarafında ise kaçakçılık, vergi kaybı ve kayıt dışı ekonomi yer alıyor. Devlet denetleyemediğinde, vergisini toplayamadığında ve kuralları uygulayamadığında düzensizlik istisna olmaktan çıkıp kural haline geliyor. Nitelim durum ortada…
Vatandaş ülkesine güven duymalı. Sevmeli. Sahiplenmeli. Bunun için de ülkeyi yönetenlere ciddi görevler düşüyor. Vatandaşı enayi yerine koysan uygulamalardan vazgeçilmeli. Sadece maaş ödeyen bu yapı, istihdama ve savurganlığa devam ediyor… Yazık değil mi?
Bu durumda bile, emekliliğine 2 ay kalan adamı, müdür olarak atamak… emeklilik ikramiyesini 2 milyon TL artırmak… Halen seçim öncesi istihdam sözleri vermek, hatırlı partililerin çocuklarını istihdam etmek… Böyle mi saygı duyacağız ülkemize? Böyle mi seveceğiz?




































































































































































































