İçi boş Berlin, içi dolu Crans Montana’yı silmiş mi oldu?

ads
01/12/2019

ads

Cenk Uzunoğlu Cenk Uzunoğlu


GÖR DENİLEN / Cenk Uzunoğlu

‘’Federasyoncular’’ ile ‘’federasyona karşı’’ olanlar.

Kıbrıs Türkü kestirmeden bu iki kümeye indirgenmek ve dışarıya da öyle yansıtılmak isteniyor.

Berlin’deki toplantı Akıncı’ya seçim öncesi bunu yapması için sunulan bir jestti. Hatta Berlin’in tek amacı buydu.

5 ay sonra Cumhurbaşkanlığı seçiminin olduğunu yalnızca biz bilmiyoruz.

Seçimleri bekleyip Kıbrıs Türkünün taptaze iradesini görüp ondan sonra BM genel sekreterinin katılımıyla benzeri bir toplantı düzenlenebilirdi.

Berlin’in seçimlerden 5 ay önce yapılmasının sebebini yalnızca çözüm arayışında da aramayın.

Seçim öncesi Akıncı’ya yapılan jest elbette bir yerde bu adam ‘’Erdoğan’a bile kafa tutabiliyor ’un’’ da karşılığıydı.

Batının Erdoğan ile siyaset ötesi psikolojik bir vaka halini alan hesaplaşmasının parçası olarak, Akıncı’nın yakın geçmişte yaptığı ucuz kahramanlıklarının karşılığı adına da boş geçilmemiş oldu.

Batıdaki ince hesap uzmanı kurumların tipik ne olur ne olmaz diye ilerideki olası iş birliği için teşvik ve güven müessesesi not edilmiş oldu.

Akıncı’nın ayan beyan ortada olan bu seçim stratejisine rağmen çözüm arayışındaki toplumsal ayrışma bu iki karşıt kutup arasında sıkışacak kadar basit midir?

Tam da bu günlerde bizim cevaplamamız gereken soru budur.

Ayrışma yerine toplumdaki en büyük küme olan ‘’ille de anlaşma’’ başlangıç noktasından hareketle önyargısız farklı bir politika üretmek bu seçimde 3. bir seçenek olamaz mı?

Rum tarafı ve diğer tüm taraflar masaya Kıbrıs Türkünü temsil etmek için oturacak liderin anlaşma yanlısı ama ‘’ille de federasyoncu’’ olmadığını bilerek oturması bizi daha avantajlı duruma sokmaz mı?

Bir düşünün federasyon dışında başka çözüm modelini ve dengelerini konuşabilecek bir kişinin Kıbrıs Türkü adına masada olması bizim için avantaj değil midir?

Bir adım ileriye gidelim daha spesifik ve pratikte karşılığı olan bir örnek verelim. Rum lider kendisi için siyasi risk taşıyacak olan bazı fikirlerini kendi tarafındaki AKEL ile direk diyaloğu olan bir Kıbrıslı Türk lider ile rahatlıkla konuşabilir mi?

Bundan dolayı çok adaylı olacağı muhtemel Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu iki kümenin içindeki renk tonlarındaki ortak unsurları bulup çıkartmak bu seçimin en önemli hedefi olmalıdır.

Belki de sürpriz olacak seçim sonucunu fark yaratarak doğuracak yol da bunun ne derece iyi ve inandırıcı bir şekilde yapıldığından geçecektir.

Bu seçim Kıbrıs Türkü için alışılagelmiş iki kutuplu ‘’dogmadaki’’ ısrarın da değişmesi gerektiği ile ilgili geri bildirim için fırsattır. İki kutuplu dogmadaki statükonun yıkılıp yıkılmayacağının da seçimidir.

Çözüme ulaşmaktaki önceliklendirmeyi farklı gruplandırıp yeni bir sentez ortaya çıkartılabilir mi sorusunun cevabı için fırsattır.

Çözüme bizi götürme enerjisi olmayan iki kutup arasında sıkışıp kalmış söylemdeki statükoyu farklı bir yönde zorlamaya toplumun hazır olup olmadığının test edileceği seçim olmalıdır.

‘’İlle de federasyon’’ ya da ‘’çözümsüzlük en iyi çözümdür’’ gibi sloganların esiri olmayı bir kenara koyup çok daha büyük bir küme olan ‘’ille de anlaşma’’ hedefinden hareketle AB çatısı altında iki ayrı devlet için nelerden taviz verebiliriz noktasında kaliteli bir tartışmaya ihtiyacımız vardır.

Niye mi?

Alışılagelen çerçeve içinde diplomasinin bittiği yerdeyiz de ondan.

Neredeyse 3 yıl oldu hala daha inkâr sürecinde olanlar var ama Crans Montana sonrası gerçek budur.

BM’nin bunu söylemesini beklemeyin.

İki taraf bununla ilgili ortak bir tavır almadıktan sonra 50 yıldır bununla uğraşan kurumun bunu söylemesini beklemek eşyanın tabiatına aykırıdır.

Rum lider yeni bir şey konuşma istekliliğini göstermiştir.

Samimi olduğunun test edilmesi için Kıbrıslı Türk liderin de buna karşılık vermesi gerekirdi.

Bu olmadı. Akıncı bunu yapmadı ya da yapamadı. Açıkça söylenmeyen ama kestirmeden diplomasinin önündeki engeli özetleyen durum budur.

Gelinen noktayı görmezlikten gelip, sorunun ve çözüm arayışının geçmişini ve geleceğini içi dolu bir şekilde özetlemiş olan Crans Montana’yı, içi bomboş olan Berlin ile ortadan kaldırmayı uman çiçek açmaya meyilli yerli erik ağaçlarımız var.

Berlin’i seçim yatırımı olarak başardıklarını sananlar işin özünün değişmediği gerçeğini değiştirmiş olmazlar. Gerçek de Rum toplumu devleti siyasi eşitlik bazında paylaşmayı istemiyor. Biz de garantilerin kalkmasını istemiyoruz.

Ha diğer taraftan federasyonun olmayacağının belli olduğunu görenler 50 yılda girdiğimiz federasyon çukurundan durduk yerde çıkılacağını sanmasınlar.

O çukurdan çıkmanın kolaylaşması ve hızlanması için toplumun önüne kaliteli tartışma sonucunda akılcı ve empati süzgecinden geçen tercihler koyulması lazım.

Bunu da yine BM’nin yapmasını beklemeyin.

Berlin sonrası karşıt iki görüşün renk tonlarındaki ortak renklerde buluşmak tek alternatif olarak önümüze er ya da geç gelecek. Bu da Kıbrıs’ta her iki tarafın kabul edeceği bir anlaşmaya doğalgaz arama çalışmalarından dolayı daha fazla ihtiyaç olduğundan dolayıdır. Konjonktürdeki çözüme yönelik bu değişimi federasyon diye yorumlayanlar da statükonun devamı için umut kapısı görenler de yanılgı içindedirler.

Bundan dolayı neyin olmayacağının teyit edileceği sürece girilirken neyin olabileceğinin de hazırlığına başlamamız lazım. 2020 Nisan’ındaki seçimi hangi yeni fikirlerin ön plana çıkabildiğini ve Rum kesimindeki yansımasını görmek için fırsat olarak görmek lazım.

01/12/2019 10:41
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: İçi boş Berlin, içi dolu Crans Montana’yı silmiş mi oldu?, haber, kıbrıs,
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.