İngiltere teknik direktörünün farklı çalışma yöntemi ve rahmetli Akpınar’ın sözleri

ads ads ads ads
10/07/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


“İngiltere teknik direktörünün farklı çalışma yöntemi ve rahmetli Akpınar’ın sözleri” başlığını okuduğunuzda, “İngiltere Teknik Direktörü Gareth Southgate ile Kıbrıs Gazetesi’nin rahmetli Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Akpınar’ın ne ilgisi olabilir?” diye düşündünüz değil mi? Ben bir bağlantı kurdum, yazıyı okuyunca bana hak vereceksiniz diye düşünüyorum…

   BBC Türkçe’de dün “Euro 2020: Gareth Southgate’in başarısından neler öğrenebiliriz?” başlıklı

bir haber- yorum çıktı… Başlığa bakıp da salt bir spor yazısı sanmayın, spordan hareketle bir yaşam dersi adeta…

    Bana da yazıyı sevgili Mete Tümerkan, gönderdi, yoksa gözümden kaçabilirdi. İyi ki de gönderdi, yazıyı çok beğendim ve sizinle de paylaşmak istedim.

    Euro 2020’de finale kalan İngiltere’nin teknik direktörü Gareth Southgate’in yardımcılarıyla ilgili tercihleri üzerinden kaleme alınmış bir yazı.

   Dünyaca ünlü ragbi koçu Sir Clive Woodward'ın birkaç yıl önce İngiliz ekibi Southampton'a yardımcı teknik direktör olarak atanması çok eleştirilmişti.

   İngiltere Teknik Direktörü Gareth Southgate, yukarıdaki örneğe benzer bir anlayış benimsedi.  Southgate, milli takım için bir “Teknik Danışmanlık Kurulu” kurdu. 2016'da kurulan bu eklektik yapının üyeleri, milli takımın performansının nasıl artırılabileceği konusunda tavsiyeler veriyor.

   İngiliz medyası ve futbolla ilgili kamuoyunun büyük bir bölümünün eleştirileri ve itirazları böyle bir kurul oluşturulmasına değil, burada görev alan kişilereydi, çünkü bu kuruldakiler bir kişi dışında futbolla ilgili isimler değildi.

    Maaş almadan gönüllü bir şekilde çalışan kurulda, bisiklet antrenörü Sir Dave Brailsford, Sandhurst Askeri Akademisi Komutanı Albay Lucy Giles, olimpik kürekçi Kath Grainger, teknoloji girişimcisi Manoj Badale, ragbi antrenörü Stuart Lancaster ve St. George's Park'taki ulusal futbol merkezinin arkasındaki isim olan David Sheepshanks de yer alıyor.

   Gareth Southgate, 2016’da bu tohumları attığında eleştiriliyordu ama bugün farklı disiplinlerden gelen bu kişilerin katkılarına övgü yapılıyor.

     BBC Türkçe’deki yorum- haberde, önce şu ifadelere bir bakın, sonra ben de fikirlerimi yazacağım:

    “İnsan psikolojisiyle ilgili evrensel bir şey varsa o da etrafımızı bize benzer insanlarla doldurmayı sevdiğimizdir. Antik Yunanlar buna ‘kendine benzeyeni sevme’ anlamına gelen homofili diyordu. Plato bu durumu ‘İt ulur, birbirini bulur’ diye anlatıyordu.

   İngiltere futbol takımı için de 30 yıldır bu durum geçerliydi. Takımı futbol dünyasında yetişmiş adamlardan tavsiye alan gerçek bir futbol adamı yönetiyordu.

   Ana fikir, ne kadar çok futbol uzmanını bir araya getirirseniz futbola dair o kadar fazla bilgiyi bir araya getirebileceğiniz ve böylece rakibinizi yenmenin yollarını bulabileceğiniz fikriydi.

   Dünyaca ünlü ragbi koçu Sir Clive Woodward'ın birkaç yıl önce İngiliz ekibi Southampton'a yardımcı teknik direktör olarak atanması tam da bu yüzden eleştirilmişti. Futbol yorumcuları ‘Ama o bir ragbici, futbol dünyasında danışacak antrenör mü kalmadı?’ diyordu.

   Bu argümanlar yüzeysel bakıldığında ikna edici. Bir futbol antrenörü bir ragbi koçuna kıyasla futbol alanında fazla bilgi sahibidir.

   Fakat burada şöyle bir sorun var: Bir futbol adamı, diğer futbol adamlarının bildiği şeyleri zaten biliyor. Aynı ortamda sosyalleşiyorlar, benzer taktiklerden etkileniyorlar, bilinen beslenme ve dinlenme rejimlerini uyguluyorlar. Aslında birbirlerinin entelektüel klonu gibiler.

    Üç başarılı futbol adamını bir odaya koyduğunuzda bireysel açıdan çok bilgili üç kişiyi yan yana   getirmiş olursunuz, fakat diğer yandan da kolektif bir monotonluğa sahip olursunuz. Bir yankı fanusu yaratmış olursunuz.

    Birbirlerinin varsayımlarını benzer şekillerde değerlendirirler. Konforlu ve benzer fikirlerin çıktığı bir ortam oluşur ama bu aynı zamanda tekdüze ve yaratıcılıktan uzak bir ortam anlamına gelir. Bu eğilim İngiliz futbolunun çok daha ötesinde de problemlere yol açmıştı.”

     BBC Türkçe, buraya kadar olaya futbol açısından baktıysa da yazının devamında hayattan örnekler de sundu, biraz da onlara bakalım isterseniz:

    “ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) 1947'de kurulduğunda müthiş analistleri işe aldı. Fakat hepsi birbirine benzeyen insanlardı: Beyaz, orta sınıf, Anglo Sakson, Protestan erkekler. İşe alım görevlileri bilinçaltında homofilinin etkisindeydi.

     Akademisyenler Milo Jones ve Philippe Silberzahn'ın ifadeleriyle ‘1947'den 2001'e kadar CIA'in kimliğinin ilk tutarlı özelliği ırk, cinsiyet ve sınıf açısından homojen bir kurum olmasıydı.’

    Aynısı büyük teknoloji şirketlerinin çoğu için de geçerli. Örneğin Google yaklaşık 10 yıl önce en parlak yazılım mühendisleriyle çalışmasına rağmen inovasyonun neden azaldığını sorgulamaya başladı.

   Sonrasında fark ettiler ki benzer üniversitelerde benzer profesörlerden eğitim almış, benzer konseptler, sezgiler ve modellere sahip kişileri işe alıyorlardı. Bu mühendisler birbirlerinin klonuydu. Bu gidişat ancak alıştıkları kitlenin dışına çıkıp başka üniversitelerden ve sosyal ağlardan insanlar almaya başladıklarında değişti…”

   İşte İngiltere Teknik Direktörü Gareth Southgate de yazının başında belirttiğimiz gibi kendisini farklı alanlardan fikirlere açarak yeni bir yol çizdi ve yardımcısı ile oluşturduğu ‘Teknik Danışmanlık Kurulu’ üyelerini futbol dışındaki disiplinlerden seçti.

   Southgate’in oluşturduğu kurul, ilk kurulduğunda futbol yorumcuları dehşete düşmüş, Ada basınında ‘Bunlar futbol adamları değil’ gibi eleştiriler yer almıştı.

    BBC Türkçe, “Oysa bu grup tam da bunun için kurulmuştu: Hazırlık, beslenme, veri, zihinsel dayanıklılık gibi pek çok alanda yeni fikirleri futbol takımına katmaları için” diyor.

    Yazının devamında şu ifadelere de yer veriliyor:

    “Yankı fanuslarındaki birbirine yakınsayan düşüncelerin aksine bu tür yapılar farklı ve ıraksak düşünceler üretebiliyor.

     Southgate bir keresinde, ‘Bilmediğim şeyleri bilen insanları dinlemeyi severim. İnsan böyle öğrenir’ demişti.

    Southgate teknik ekibini de farklı tarzlara ve tecrübelere sahip Graeme Jones, Chris Powell ve Martyn Margetson gibi isimlerden oluşturdu.

    Ve bir o kadar önemlisi de onları gerçekten dinliyor: İngiltere'nin yedek kulübesindeki sevinç gösterileri Southgate'in, yardımcısı Steve Holland'ın yorumlarını almasıyla sonlanıyor.

    Farklı tarzlara sahip bu antrenörler takımın uyumunu bozacak şekilde davranan kişiler de değil. Aksine, herkesin performansını artırmak için yeni fikirler ortaya atacak türden kişiler.

    Yankı fanusundaki insanların trajedisi, bir tuzağa düştüklerinin farkına bile varamamalarıdır.

    Yazar David Foster Wallece'ın bir akvaryumdaki balıkları anlattığı şu hikayedeki gibi: ‘İki genç balık yüzerken yaşlı bir balığın yanından geçmiş. Yaşlı balık onlara dönüp 'Günaydın gençler, su nasıl bugün?' demiş. Gençler bir süre yüzmeye devam ettikten sonra biri diğerine dönüp 'Su da neyin nesi?' diye sormuş.’

     Wallace'ın anlatmaya çalıştığı şey, etrafımızda kendimiz gibi insanlar olduğunda bazen bariz olanı fark edemeyebileceğimizdir.

    Bunun ünlü örnekleri arasında film kiralama sektörünün en büyük şirketi olan Blockbuster'ın dijital film izleme trendini yakalayamayıp silinmesi ve Kodak'ın baskı fotoğrafları bir saplantı haline getirip dijital fotoğrafçılığın sunduğu fırsatları kaçırması da var…

    CIA de birbirinin aynısı çalışanları nedeniyle çok sayıda tehdidi fark edemedi. Farklı çalışanlar her şeyi değiştirebilirdi. CIA'in işe aldığı insanların profilini değiştirmeye başlaması ancak 11 Eylül 2001'deki saldırılardan sonra oldu. Bu hem bilgi derinliğini hem de bilgi yelpazesini geliştirir. Bunun sonucunda ‘kolektif zeka’ ortaya çıkar.

    İngiltere milli takımı henüz kupayı kazanmış değil ve önünde hâlâ zorlu bir maç var. Fakat farklılıkların gücü artık tartışılamaz bir gerçek ve alanında öncü pek çok kurumun stratejilerinde merkez bir öneme sahip.

   Yankı fanusu konforlu olabilir fakat aynı zamanda doğası gereği insanların kendilerini kısıtlamasına yol açar. Pandemi sonrası çağda dünya hiç olmadığı kadar hızlı değişirken başarı kilidinin anahtarı çeşitlilikten gelir.”

   Yazının ana fikri şu; “Aynı şekilde düşünen insanları işe almak ya da başka bir oluşum için aynı şekilde düşünenleri bir araya toplamak yaratıcılığı ve verimi kısıtlıyor…”

   Yıllar önce, 1998 yılında ben bu sözü Kıbrıs Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni rahmetli Mehmet Ali Akpınar’dan duymuştum… Bu yazıyı okuyunca geçen perşembe günü ölüm yıldönümünde anılan Mehmet Ali Akpınar’ın sözlerini anımsattı bana.

   Akpınar, bir gün bana haber yazdırmak için odasına çağırmıştı. Bana notlar yazdırırken, bir arkadaşı gelmişti. Ben Akpınar’ın bana yazdırdığı notları temize çekerken, o da arkadaşıyla sohbet ediyordu.

    Arkadaşı ona; “Yahu Mehmet Ali, sen asker kökenli, milliyetçi, TMT’ci adamsın neden bu gazeteye bir sürü solcu, aykırı tipi topladın, üstelik onlara müdürlükler de verdin?” diye sordu.

    Akpınar güldü ve özet olarak, aklımda kaldığı kadarıyla şöyle dedi:

    “Bu gazetede her görüşten çalışan var, sağcısı da solcusu da hiçbir görüşü olmayanı da… Hep aynı tip, aynı görüşte insan işe alırsak başarılı olamayız. O solcu dediğin kişilerle siyasi düşünce birlikteliğim yok ama insani ilişkiler çerçevesinde her tür insanla anlaşmak, çalışmak mümkündür hatta daha verimli olunur. O solcu deyip burun kıvırdığın kişilerin cesaretinden, sisteme karşıtlığından, saldırganlığından, kuşkuculuğundan, yönetenlerin hatalarını kovalamalarından faydalanıyorum… Bunlar gazetecilik ve bir gazete açısından önemlidir. Burada önemli mesele şu; onları idare edebiliyor musun? İdare edebiliyor, kontrolü kaçırmıyorsan ortaya çok güzel sonuçlar çıkar…”

     Bu sözler hiç aklımdan çıkmadı ve yıllar sonra Kıbrıs Gazetesi’nin sahibi, Sayın Asil Nadir’e Akpınar’ın bu konuşmasını anlattım. Asil Bey, aslında gazeteye çeşitli siyasi görüşlerden insanlar istihdam etme ana fikrinin kendisine ait olduğunu, rahmetli Mehmet Ali Akpınar’ın bu düşünceyle ilgili hiç tereddüt etmediğini belirtti. Asil Bey, “Mehmet Ali bu düşünceme hiç itiraz etmedi, muhtemelen aynı şeyi düşünüyorduk. Ben halen böyle düşünüyorum, böyle düşünmesem özellikle son dönemde seni, Serhat İncirli’yi, Emin Akkor’u müdür yapar mıydım bu gazeteye?” diye konuştu.

    Ben de meslek yaşamımda, hem aynı siyasi görüşte olmadığım müdürler, yöneticilerle çalıştım, hem de yöneticilik yaptığım yıllarda her görüşten insan personelim oldu.

    Evet, BBC Türk’ün haber yorumunda da belirtildiği gibi, insanlar gerçekten de etrafını kendine benzer insanlarla doldurmayı sever, kendini bu durumda daha rahat hisseder ama bu gerçekten monotonluğa, tekdüzeliğe ve yaratıcılıktan uzak bir ortama neden olur.

     Gerçekten de kişi etrafını kendine benzer insanlarla doldurup da kendinden farkı düşünüp, farklı bakan kişileri temizlediğinde, bazen gözünün önündekini bile fark edemeyebilir. Bunu, ‘kişiler, kendi siyasi görüş ve düşüncelerini terk edip, diğerinin etkisi altında kalsın’ anlamında söylemiyorum. İstenen, aranan bu değildir; herkes kendi özünden ayrılmadan, etki altında da kalmadan, kendi özelliklerini kullanmasıyla, şirketin, kurumun, derneğin ya da kulübün başarısı için “kolektif” bir çalışmadan söz ediyorum.

   Yani sadece siyasi görüş anlamında da değil, farklı yeteneklere, özelliklere ait insanlardan oluşan bir ekip her zaman daha başarılı olur… Farklı özellikleriyle bir diğerinin eksiklerini tamamlayan bir ekip… Ben bunu kendim yaşayarak da gördüm, birbirimize benzemediğimiz ama kendimize benzetmeye ya da onlara benzemeye de çalışmadığımız çok sayıda arkadaşımızla birçok başarıya imza attık.

   İngiltere Teknik Direktörü Gareth Southgate, farklı disiplinlerden yararlanarak, ülkesinin yıllardır beklediği başarıya ulaşmak üzere, henüz kupayı almış değildir ama finale kalmak da aslında doğru bir strateji uyguladığını göstermiştir. “Futbol yalnızca futbol değildir” sözü belki bu anlamda söylenmemiştir ama ben buraya da uyguluyorum ve “ders almakta fayda vardır” diyorum…

DİĞER YAZILARI
10/07/2021 20:36
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.