Advertisement

Advertisement

İntihal İddialarında Neredeyiz?

Özersay: İntihal akademik yaşamda işlenebilecek en ağır suçlardan birisidir.

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
31/10/2012
HK

İntihal İddialarında Neredeyiz?

Kudret Özersay yeni yazısında "İntihal İddialarında Neredeyiz?" başlıklı yazısında şunları yazdı: 

İntihal akademik yaşamda işlenebilecek en ağır suçlardan birisidir. Suçun tespiti halinde kişilerin örneğin titrilerini yitirmeleri durumu veya daha da önemlisi mesleğe devam etmelerinin dahi mümkün olmayabileceği durumlar ortaya çıkarabilir. Öte yandan intihal iddiasının ortaya konuluş şekli pek çok ülkede ilgili akademik kurumun kendi iç mevzuatında düzenlenmiştir ve suçun işlendiği tespit edilinceye dek iddia konusundaki araştırma belirli bir gizlilik içerisinde yürütülür. İntihal iddiası yaparken yürürlükteki prosedüre uygun davranılmadığı hallerde hakkında iddiada bulunulan kişinin kişilik haklarına bir saldırı yapıldığı mahkemelerce saptanabilir. Zaten bu yüzden ülkemizde kısa süre önce ortaya atılan ve YÖDAK’ın da gündemine gelen intihal iddiaları konusunda bir yandan bunun ciddiyetle araştırılmasını ve suçlu varsa cezalanrırılmasını, diğer yandansa “suçsuzluk karinesi”ne saygı gösterilmesini talep ettik.

İşte yukarıdaki bu iki hassasiyetin gereği olarak aşağıda, süreç içerisinde yer alan bazı akademisyenlerle yaptığım görüşmeler sonucunda elde ettiğim bilgiler ışığında intihal iddialarının ne aşamada olduğunu kişilerin ya da kurumların isimlerini kullanmadan (en azından bu aşamada) özetlemeye çalışacağım.

YÖDAK kısa süre önce gündeme gelen intihal iddialarını, hakkında iddiada bulunulan akademisyenlerin üniversitelerine sormuş ve geçtiğimiz haftalarda Rektörler YÖDAK’ta biraraya geldiklerinde bu konuyu da ele almışlardı. Toparlanıyoruz Hareketi de dahil iligili herkesin konuyu takip ve talep etmesi üzerine YÖDAK bu konuda bir açıklma da yapmıştır. Bu olumlu bir gelişmedir ama kuşkusuz süreç devam etmektedir ve etmelidir de. Tüm detaylar kamuoyu ile paylaşılamasa da intihal iddialarında ne aşamada olduğumuzu bilmekte ve sürecin tamamlanması için kamuoyu baskısı oluşturmakta yarar vardır. İddialardan biri akademik ünvanla ilgilidir. Bahse konu üniversite bir akademisyenin ünvanı konusundaki iddialar üzerine konunun araştırılşması için YÖDAK’tan resmi talepte bulunma yönünde bir adım atmıştır. Lisans ve yüksek lisans derecelerinin denkliğinden sorumlu olan YÖDAK ise, kendi kuruluş yasasının gereği olarak doktora ve üzeri ünvanların denkliğinden sorumlu Üniversitelerarası Koordinasyon Kurulu’na (ÜKK) konuyu aktarmış durumda. Bazı ön bilgi ve belgeler toplandı ve yakında bu konuda bir al-komite kurularak nihai kararı vermesi bekleniyor.

Bir başka üniversitemizde görev yapan akademisyenlerle ilgili olarak gündem gelen intihal ve sahte akademik ünvan iddiaları konusunda bahse konu üniversite yetkilileri etik kurullarını oluşturup intihal incelemesi başlatmış durumda. YÖDAK bunun sonucunu bekliyor. Ülkemiz dışından denklik kurumlarından denkliği olduğu anlaşılan bu akademik ünvan konusunda YÖDAK ilgili akademisyene bir yazı yazarak ÜKK’nın bu konuyu araştıracağını bildirerek elindeki bilgi ve belgeleri kendisine iletmesini talep etti. Bir diğer intihal iddiası konusundaysa ilgili üniversite henüz etik kurulunu oluşturmadı. Hakkında iddiada bulunulan akademisyenin ilgili üniversitedeki statüsü nedeniyle etik kurul oluşturmayan üniversite bu konudaki kararı YÖDAK’ın ya da ÜKK’nın vermesini istiyor. Kısa süre sonra bu belirsizlik netleşecek. Daha sonra da ya ÜKK kararı sonucunda bahse konu üniversite ya da YÖDAK’ın kendisi bu intihal iddiasını ele alacak.

Hakkında intihal iddiası bulunan akademisyenlerin bulunduğu bir diğer üniversite ise öteki üniversitelerden farklı olarak etik kurulunu oluşturmayı kabul etmiyor. Buna gerekçe olaraksa bahse konu iddiaların mahkemeye taşınmasını ve sürecin devam ediyor olmasını gösteriyor. Oysa yukarıda değindiğim örneklerden birinde bir başka üniversite, intihal iddiası mahkemeye taşınmış bir diğer olayda etik kurulunu oluşturmuş ve paralel bir süreci devam ettirmiştir. Kişisel görüşüm, hakkında intihal iddiasında bulunulan akademisyenlerin mahkemeye başvurarak açacakları ve muhtemelen kişilik haklarına saldırı çerçevesinde ele alınacak olan davalara paralel olarak etik kurulları ve sonrasında YÖDAK üzerinden bir intihal inceleme sürecinin devam etmesinin gerekli olduğudur. YÖDAK’ın da bahse konu üniversiteye bu yönde bir baskı koyması gerektiğini düşünüyorum. Bu süreçlerden birinin diğerini ikame ettiğini düşünmüyorum. Hatta bunlar bu şartlarda, bir açıdan birbirlerini tamamlayan süreçlerdir. Kaldı ki üniversitelerin YÖDAK bünyesinde daha iki yıl önce etik kurullarını oluşturma ve kurallarını belirleme konusunda almış oldukları bir ilke kararı da bulunmaktadır. Bu iddiaların yapılış şeklinin kişilik haklarına halel getirecek bir durum ortaya çıkarıp çıkarmadığına tabi ki mahkemeler karar verecektir. Ama bu yapılırken etik kurulların oluşturulmadığı ve daha da önemlisi çalışma esaslarının ve özellikle iddia prosedürlerinin bulunmadığı olgusu da dikkate alınacaktır.

Aslında yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım bu gelişmeler bağlamında kritik soru şudur: İlgili üniversitelerin etik kurulları intihal iddialarını sonuçlandırdıklarında bu süreç tamamlanmış olacak mıdır? Anlaşılan o ki YÖDAK, süreci bu noktada bitirmeyi düşünmüyor ve kendi bünyesinde bu kararları gözden geçirecek bir komite kurmak istiyor. Kişisel görüşüm bu türden bir gözden geçirme biriminin gerek YÖK’ten ve diğer üniversitelerden, gerekse YÖDAK’ın kendi bünyesinde bulunan akademisyenlerden intihal konusunda uzman isimleri içerecek şekilde oluşturulmasının gerekli olduğudur. Üniversitelerin kalite konusunda gerekli hassasiyeti göstermedikleri ve genelde kendi isimlerinin “lekelenmemesi” konusuna odaklandıkları ülkemizde, güvenilir ve spekülasyona açık olmayan sonuçlara ulaşmak için bunun gerekli olduğuna inanıyorum.

YÖDAK yetkilileri bu süreçlerin Kasım ayı sonuna doğru tamamlanabileceğini düşünmektedirler. Biz o güne değin #Toparlanıyoruz Hareketi olarak bir yandan sürecin sağlıklı çalışması için yakın takipte olacak diğer yandansa intihal ve sahte akademik ünvanlar konusunu kamuoyu gündeminde tutma konusunda kendi üzerimize düşeni yapacağız. Bu, temiz toplum yaratma mücadelesinin gereğidir zaten...

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Kudret Özersay, İntihal akademik yaşamda işlenebilecek en ağır suçlardan birisidir., #toparlanıyoruz
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.