HABER KIBRIS

Kamu reformu nedir?

ads
10/06/2018


Birikim Özgür


Kamu Görevlileri Yasası değiştiriliyor.

Kuşkusuz dev bir adım olacak.

Başarı için resmin bütünü halka çok iyi anlatılmalı…

Bizim en büyük sorunumuz devleti yönetememek.

Temel uygulamalar ve koordinasyondaki eksiklikler…

Karar alma, düzenleme, denetleme, mevzuat hazırlama gibi konulardaki kapasite sorunu…

Ve bu sorun varken diğer reformları yönetmenin son derece güç olacağı gerçeği…

Başbakanlıkta bu kapasite henüz oluşmuş değil.

Yıllardır iki alternatif üzerinde duruluyor.

Birincisi DPÖ’nün hali hazırda bu konuda üstlendiği yükümlülüklere göre yeniden düzenlenmesi…

Diğeri ise Başbakanlıkta sıfırdan bir Politika ve Koordinasyon Merkezi kurulması…

Konu yeterince anlaşılmadan “DPÖ ile yola devam” kararı alındı.

Ancak DPÖ yeniden yapılandırılmadı ve gelen-giden hükümetlerin devleti yönetememe sorunu aynen devam ediyor.

“Kamu reformuna nereden başlamalı?” sorusunun yanıtı kesinlikle bu yönetememe sorununu aşacak hamlelerdir.

Buna paralel olarak da veri üretememe sorununun üstüne gidilmelidir.

Yani İstatistik Kurumunun kurulması…

Çünkü veri olmadan yönetemezsiniz.

Bir diğer önemli husus, devletin kısa ve orta vadede atacağı adımların belirsizliğidir.

Devleti yönetenlerin her zaman için mutlaka bir politika çerçevesine ihtiyacı vardır.

Bu sorunu aşabilmenin yolu ise Orta Vadeli Programlara işlev kazandırılmasıdır.

Üçer yıllık dönemlerde devletin hangi somut politikalar doğrultusunda hangi adımları atacağı Orta Vadeli Programlarla belirlenmeli ve devleti idare edenler günlük işlerin yanı sıra bu hedeflere de yoğunlaşmalıdır.

Bir sonraki adım ise bütçe oluşturma sürecinin yeniden tasarlanması olmalıdır.

Bu da Mali Yönetim ve Kontrol Yasası ile sağlanacak husustur.

İhtiyaçların değil imkânların göz önünde tutulacağı, Orta Vadeli Programlara bağlı, Maliye Bakanlığı ile DPÖ’nün ortak çalışacağı üç yıllık bütçe uygulamasına geçilerek hedefler-mali olanaklar bütünlüğü sağlanmalıdır.

Ayrıca, Bakanlar Kurulunun son derece gereksiz işlerle vakit kaybetmesinin önüne geçilmesi gerekiyor.

Yeni yapılanmada Bakanlar Kurulunun gerçek manada devletin ve toplumun geleceğini ilgilendiren konularda daha fazla mesai harcayabilmesi adına gündemine gelen iş sayısının azaltılması şart.

Diğer yandan bakanlıkların koordinasyonu meselesi var…

Hem makro-hedeflerle uyumu sağlayacak hem de bakanlıklar içindeki dairelerle koordinasyonu yürütecek bir kapasite her bakanlıkta mutlaka olmalı.

İlk aşamada her bakanlıkta bu işin üstesinden gelebilecek yüksek lisans hatta doktora diplomasına sahip 2-3 personele ihtiyaç var.

2016 bütçesi hazırlanırken Başbakanlıkta bu iş için 34 üst düzey sözleşmeli kadro oluşturulmuştu.

Hükümet değişikliğinin ardından Hüseyin Özgürgün bu kadrolara partililerini atamayı tercih etmişti.

Bu küçük örnek bile kamu reformunun yıllardır niye tamamlanamadığını anlamaya yetiyor.

İğneyle kazılan çukuru kürekle doldurmaya hevesli 20. yy kalıntısı siyasetçiler etrafta kol gezerken bu devletin hayır etmesini kimse boşuna beklemesin.

Tam da bu açmaz bağlamında mali yönetimin iyileştirilmesi kamu reformunun bir diğer öncelikli boyutu olarak ön plana çıkıyor.

Özellikle CTP açısından işin bu boyutu çok önemli.

CTP’nin 1990’lı yıllardaki ilk hükümet tecrübesinde Özker Özgür’ün “deniz bitti” söylemi ile CTP’ye mal ettiği ve vasiyet gibi ele alınması gereken bir konu var:

Sistemi düzelterek dış mali yardım bağımlılığı ile mücadeleyi ileriye taşımak.

“Kendi kendini yönetme” ideali doğrultusunda çalışmak.

Bu vasiyet Özker Özgür’ün partiden ihracı ve sonrasında yaşanan süreçlerde adeta kevgire çevrilmiş olsa da CTP’nin özü bu idealden müteşekkildir.

Bu nedenle CTP’li bir Başbakan döneminde kamu reformu konuşulacaksa, mali yönetimdeki aksaklıkların giderilmesi en önemli gündem maddelerinden bir tanesi olmak zorunda.

Bu en azından benim bir yurttaş olarak ve bir CTP’li olarak partimden beklentimdir.

Aksi takdirde Türkiye’nin sunduğu mali destekler toplumsal hedeflere ulaşmanın aracı olarak değil UBP nasıl değerlendiriyorsa o şekilde değerlendirilmiş olunur.

Yönetememe sorununun aşılması ve mali yönetimin iyileştirilmesi en öncelikli iki konu iken kamu reformunun vatandaş memnuniyetini ilgilendiren ana unsuru ise kuşkusuz hizmetlerin sunumu ile ilgili esaslı düzenlemelerdir.

Yani… Belediyeler, sağlık, sosyal güvenlik, eğitim, enerji, telekomünikasyon, vb.

Tüm bunlarla birlikte olmak koşuluyla, bugün tartışmaya açılan personel reformu, kamu reformunun ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Mesele, sistemi güçlendirirken bu adımlara paralel olarak oluşacak yeni koşullarda kamudaki personelin verimli çalışmasını sağlayacak düzenlemeleri bir bütün şeklinde ele alabilmektir.

Başta Başbakan olmak üzere tüm bakan ve koalisyon ortağı partilerin milletvekillerinin çok yoğun bir şekilde kamu sistemimizdeki aksaklıkları ve çözüm önerilerini kamuoyu ile paylaşmalarında büyük yarar var.

“Yola çıkan yolda kalmaz” diyerek gündemde olan personel reformunun detaylarına ilişkin görüşlerimi bir başka yazıda ele alacağım.

ads
Bu habere tepkiniz:
TAGS: Kamu reformu nedir?, birikim özgür, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems