Karşılaştırmalı Bir Analiz: Halk Kıbrıs Sorununa Nasıl Bakıyor?

ads
28/11/2018

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Geçtiğimiz haftalarda Haber Kıbrıs bir araştırma yayınladı.

Ekim 2018 tarihli bu araştırmanın bulguları Kıbrıslı Türklerin belirli konulardaki güncel yaklaşımlarına ışık tutuyor.

Araştırmada halkın Kıbrıs sorununa ilişkin görüşleri de sorulmuş.

Uzun yıllardır Kıbrıs sorununun çözümüne dönük müzakerelerin (yeniden) başlaması veya sonuçlandırılması amacıyla siyasi ve diplomatik çabalar devam ediyor.

Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununa bakışında ne gibi değişiklikler yaşandığını merak edip Ağustos 2011 tarihli bir araştırmanın bulguları ile Haber Kıbrıs’ın yayınladığı Ekim 2018 tarihli araştırmanın bulgularını karşılaştırdım.

Hatırlanacağı üzere Ağustos 2011 tarihinde KKTC’de Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu idi. Güneyde ise başkan Dimitris Hristofiyas’tı.

Hemen öncesindeki Talat-Hristofiyas görüşmelerinde ciddi ilerleme kaydedilmiş ve içinde kırmızı, mavi ve siyah renklerle yazılmış pozisyonların yer aldığı bir doküman ortaya çıkarılmıştı.

2010 yılında kuzeyde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde kaydedilen ilerlemelerin açıklanıp açıklanmayacağı konusu tartışılmış ve günün sonunda dönemin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat 1 Nisan 2010 tarihinde Açık Öğretim Fakültesi salonunda ekibiyle birlikte çözüme ramak kaldığı izlenimini uyandıran bir toplantı ile halktan beş yıl daha yetki istemişti.

Bu toplantıdan önce ise BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon Kıbrıs’ı ziyaret etmiş, çözüm çabalarına desteğini belirtircesine yeni açılan Lokmacı kapısından kuzeye yürümüş ve fakat tüm ısrarlı çabalara rağmen iki liderin müzakerelerde gelinen aşamayı ortak bir basın toplantısı ile dünya kamuoyuna duyurması sağlanamamıştı.

Her iki etkinlikte de oradaydım.

Hem BM Genel Sekreteri’nin kuzeye geçişi esnasında hem de dönemin Cumhurbaşkanı Talat’ın ekibiyle birlikte 1 Nisan’da yaptığı açıklamada…

İşte tüm bu yaşanmışlıkların ardından dönemin yeni Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Dimitris Hristofiyas müzakere masasına oturmuştu.

Kıbrıslı Türkler yıllardır tüm bu süreçleri izlemenin de ötesinde bire bir yaşıyor…

Peki, o günden Akıncı-Anastasiadis sürecinin henüz devam etmekte olduğu bugüne halkın belirli konulara bakışında herhangi bir değişiklik oldu mu?

Birlikte bakalım:

Kıbrıs Sorununda Türkiye ile Beraber Hareket Etme

“Kıbrıs sorununda Türkiye ile birlikte hareket etmemiz önemlidir” ifadesine Ağustos 2011 koşullarında yüzde 85,8 olumlu yaklaşan Kıbrıs Türk halkı açısından bu konuda Ekim 2018 itibariyle hiçbir değişiklik yok. Kıbrıs Türk halkı 7 yıl önce de 7 yıl sonra da Kıbrıs sorununda Türkiye ile birlikte hareket etmenin çok önemli olduğu konusunda net bir duruşa sahip.

Bu durumda özellikle Crans Montana sonrasında Kıbrıslı Rumların giriştiği “Kıbrıslı Türkleri Türkiye’den soğutma operasyonu” için “tamamen başarısız” tespitini yapmamız mümkün.

Gayet net: Ne Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis’in Kıbrıslı Türklere hitaben “Karar verin; Türkiye mi biz mi” çağrıları ne de kuzeyde yürütülen Türkiye karşıtı kampanya bir sonuç üretebildi.

Müzakerelere Bakış

Eroğlu-Hristofiyas dönemine kıyasla Kıbrıs Türk halkı bugün “müzakerelerde kısa zamanda çözüm sağlanacağını düşünüyorum” ifadesine daha olumlu bakıyor olsa da genel tablo bu konuda da pek değişmiş değil.

Annan planı şokunun henüz etkisini yitirmediği, çözüm yanlısı Mehmet Ali Talat’ın cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiği, Annan planına hayır diyen Derviş Eroğlu’nun üstelik de Dimitris Hristofiyas’ın dolaylı desteği ile seçimi kazandığı koşullarda Kıbrıslı Türklerin çözüm umudunun oldukça düşük seviyelerde olması son derece doğaldı. Nitekim halkın yüzde 81,07’si Ağustos 2011 tarihi itibariyle müzakerelerde kısa zamanda çözüm sağlanacağını düşünmüyordu.

Bugün itibariyle bu oran yüzde 65,1.

Müzakerelerde kısa sürede çözüm sağlanabileceğini düşünenlerin oranı yüzde 50’ye yakın artarken ne olumlu ne olumsuz düşünenlerin oranı ise yüzde 100’ün üzerinde artmış durumda.

Ancak tekrar etmekte yarar var; Kıbrıslı Türkler hâlâ ve üstelik yüzde 65,1 gibi yüksek bir oranla müzakerelerden kısa sürede somut bir sonuç elde edilmesini beklemiyor.

Müzakerelere Bakış

Kıbrıslı Rumların Çözüm İstenci

Kıbrıslı Türklere göre Kıbrıslı Rumlar çözüm istemiyor.

Ancak belli ki;

1) Annan planı şoku zaman aşımına uğradıkça ve

2) Kıbrıslı Rum liderlerin çözüm iradesine ilişkin kuzeydeki algısına bağlı olarak Ağustos 2011 tarihine kıyasla Ekim 2018 tarihinde Kıbrıslı Türkler Kıbrıslı Rumların çözüm istediğine daha fazla inanıyor.

İki araştırmanın bulguları kıyaslandığında Kıbrıslı Rumların çözüm istediğine inananların oranı dört kat artarak yüzde 5,88’den yüzde 22,8’e ulaşmış durumda. Buna mukabil aradan geçen sürede yüzde 88,7 olan Kıbrıslı Rumların çözüm istediğine inanmayanların oranı yüzde 69,3’e düşmüş durumda. Bu oran hâlâ çok yüksek.

Özetle, Kıbrıslı Türkler dün olduğu gibi bugün de Kıbrıslı Rumların çözüm istediğine inanmıyor.

Mevcut Sorunlarımızın Çözümü

Son olarak özellikle Kıbrıs Türk siyasetinde “sol statüko” olarak nitelendirilen ve sorunların hallini sürekli olarak olası bir çözüm sonrasına havale eden anlayışın toplumdaki ağırlığına bir bakalım.

Ağustos 2011 itibariyle “mevcut sorunlarımızın çözümü Kıbrıs sorununun çözümüne bağlıdır” diyenlerin oranı yüzde 42,57 idi. Bu oran Ekim 2018 itibariyle yüzde 34’e düşmüş durumda.

Ağustos 2011 tarihinde bu ifadeye olumlu yaklaşanların oranı olumsuz yaklaşanlardan fazlaydı (yüzde 42,57 ve yüzde 41,51).

Ekim 2018 itibariyle “sol statükonun” belinin kırıldığı gözlemleniyor:

“Mevcut ekonomik ve sosyal tüm sorunlarımız için tek çare Federal Kıbrıs’tır” diyenlerin oranı yüzde 34’te kalırken bu ifadeye katılmayanların oranı yüzde 57,5’e çıkmış durumda.

Kıbrıs sorununun ne zaman çözüleceği konusundaki belirsizlik bir yana, siyasi eşitliğe dayalı karşılıklı kabul edilebilir bir çözümün sürdürülebilirliği açısından kuzeydeki sistemin ayağa kalkması ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi hayati öneme sahip.

Bu nedenle en az “Türkiye parayı göndersin biz sınır bekçiliği yapalım” şeklinde özetlenebilecek “sağ statüko” kadar tüm sorunların hallini çözüm sonrasına havale eden “sol statükonun” da zayıflaması Kıbrıslı Türklerin hem çözüme hazırlanabilmesi hem de varlığını gelişerek kalıcılaştırabilmesi bakımından büyük önem taşıyor.

Ağustos 2011-Ekim 2018 kıyaslamasına göre bu konuda bilinçli bir paradigmasal dönüşüm yaşanmakta olduğu anlaşılıyor.

“Karşılıklı kabul edilebilir çözüm” iradesinin canlı tutulabildiği koşullarda bu dönüşümün yararlı, çözüm iradesinin sulandırılacağı koşullarda ise bu dönüşümün tehlikeli bir hal alabileceğini de not etmekte yarar var.

Sonuç itibariyle Kıbrıs Türk halkı;

1) Kıbrıs sorununda Türkiye ile birlikte hareket edilmesi konusunda hassas ve kararlı.

2) Kısa sürede çözümün gerçekleşeceğine inanmıyor ancak Annan planı şoku zaman aşımına uğradıkça müzakerelerden sonuç alınabileceğine ilişkin daha umutlu olma potansiyeli gözlemleniyor.

3) Kıbrıslı Rumların çözüm istediğine inanmıyor ancak sürece bağlı olarak oranda pozitif yönlü farklılaşmalar olabileceği görülüyor.

4) Mevcut sorunların hallini çözüm sonrasına havale etme konusundaki ikilem yerini “çözüm olmadan da mevcut sorunların çözümü mümkün olabilir” ağırlıklı bir yapıya bırakıyor.

Hem müzakere süreci hem de iç siyasi konular değerlendirilirken bu karşılaştırmalı verilerin göz önünde bulundurulmasında büyük yarar var.

Çünkü gerek müzakerelerde gerekse de iç siyasi süreçlerde başarı ve somut gelişmeler için halkın rızası ve onayı demokrasinin bir gereği olarak ön plana çıkıyor.

28/11/2018 16:51
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür, anket, haber kıbrıs
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.