Kendine yeter olamamanın, bağımlı ekonominin sıkıntısını şimdi çok daha iyi anlıyoruz

ads
25/03/2020

ads
ads

ads

Ali Baturay Ali Baturay


Devletimiz de aylık yaşıyor, bir ay çark çalışmazsa sistem çöküyor

   Belki “bugün bunları mı tartışacağız?” diyebilirsiniz, evet bu günlerde “olumsuz” anlamda bir şeyler söylemek istemiyoruz ama içinde bulunduğumuz durum zaten dev bir olumsuzluk ve biz buna hiç hazır değildik. Diyeceksiniz ki “Hangi ülke hazırdı ki?”… Evet, hastalığın kendisine, yani koronavirüse kimse hazır değildi. Bir aşısının veya ilacının olmaması da mücadeleyi zorlaştırıyor. Bazı ülkelerin koronavirüsü ciddiye almaması, geç tedbirler alması da işleri zorlaştırdı, içinden çıkılmaz bir halde döndürdü.

   Ancak benim esas söyleyeme çalıştığım “ekonomik güç” ve “genel sistem” açısından hazır olmayışımızdır, dikkat çekmek istediğim budur. Zaten bir ülkenin ekonomik yeterliliği, maddi gücü yoksa, çağdaş bir devlet sistemine sahip değilse hem sağlık mücadelesinde de hem de bu gibi krizler bittiğinde ekonomik yıkımla baş edemez. Bizi bekleyen tehlike budur…

   Bugün başta sağlık çalışanlarının katkısıyla, büyük bir özveriyle koronavirüse karşı mücadele ediyoruz. Arada halen bazı aksaklıklar da olmuyor değil ama daha önce karşılaştığımız bir sorun değil ve artış göstermedikçe normal karşılaşabiliyoruz.

   Mesele şu; ekonomik olarak bu ülke ne kadar dayanabilir? Bu kriz biraz uzun sürerse, ülkede büyük kaosa neden olmayacak bir tedbir alınabilecek mi? İşin ciddiyetine varabiliyor muyuz? Farkında mısınız ki, bırakın bu günleri, genelde bile kamu maaşlarını ve diğer yükümlülüklerini ödemekte zorlanan bir devletimiz var?

   “Devlet kurduk, devletimiz var, sonsuza kadar yaşatacağız” demek elbette güzel bir sözdür. Devlete ya da hükümete her eleştiri yapıldığında, buna benzer sözlerle ortaya atıldığında, bazı kimseler, “Devleti yok etmek istiyor bu hainler” diyordu. İşte geçmişte, kendine yeter bir devlet kurulması gerektiğini, üretime önem verilmesinin şart olduğunu, verimsiz bir sistemle, bu şekilde tüketim toplumu olarak bir yere varmamızın mümkün olmadığını, sürekli Türkiye’den katkı bekleyerek, el açarak bu düzenin gidemeyeceğini söyleyenleri hep kötü niyetli olarak gördüler. Gerçekleri duymak birçok kişinin işine gelmedi…

    Bir gün çok sert bir ekonomik krizde dayanacak gücümüz olmadığını, devletlerin de sonsuz parası bulunmadığını, en basit anlatımıyla; aynen bir şirket gibi kötü günlere hazırlık için devletin de bir kapitalinin yani sermayesinin olması gerektiğini, kötü günler için bir yerde para biriktiren bir iş insanı ya da bir vatandaş gibi birikmiş parası bulunmasının şart olduğunu söyleyenler düşman değildir.

   “Bir gün dibe vurursak toparlanmamız zor olur” diyenlerle, “Dibe vuralım, belki daha düzgün çıkarız” diyenlerden bakalım kim haklı çıkacak? Geçmişte çok uzak bir ihtimal olarak gördüğünüz “dibe vurmak” işte geldi bizi buldu. İşte dibi görüyoruz… Peki buradan çıkmayı nasıl başaracağız acaba?

   Hani bu kriz günlerinde “Gün çalışıp gün yiyen işçiler var, işleri çok zordur” diyoruz ya, işite bizim devletimiz de gün çalışıp gün yiyen işçiden farksızdır. Devletimiz de aylık yaşıyor, bir ay uğraşıp kamu maaşlarını ve diğer yükümlülüklerini zor hallediyor. Bir ay çark çalışmazsa pamuk ipliğine bağlı ekonomik sistem çöker ve şu anda olan da budur.

     Birçok ülke salgını durdurmakta zorlanıyor, insanlar bulaşıyor, can kayıpları oluyor ama birçok ülke krizden en az zararla çıkmak için ciddi paralar ayırıyor. Örneğin yanı başımızdaki Güney Kıbrıs da piyasa en az zararla kurtulsun diye ortaya ciddi bir kaynak koydu. İşte bizim sorunumuz, böyle bir paramızın olmayışıdır. Ekonomik çark durduğunda, devletin gelir musluğu kapandığında durumu idare edebilecek bir maddi güce sahip değiliz.

    Herkes eleştiriyor, “Neden ekonomik tedbirler gecikiyor?” diye. Çünkü ortada öyle büyük bir para yok. Oradan buradan kısıp, toplayıp bir kaynak yaratılacak. Açıklandığında da göreceksiniz kimseyi memnun etmeyecek. Şimdi gördünüz mü “bağımlı ekonominin” bizi sonsuza kadar taşıyamayacağını, şimdi gördünüz mü üretmenin, verimli bir yapı kurmanın, kendine yeter bir ülke olmanın ne kadar önem taşıdığını?

    Gördünüz mü milliyetçi ve hamasi nutuklarla bir yere varamayacağınızı? Bir şekilde bu krizden çıktığımızda umarım artık devlete de devletin sistemine de daha gerçekçi, dünya gerçeklerine uygun bir gözle bakarız…

 

25/03/2020 17:13
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: ali baturay, haber, kıbrıs, kktc, yorum, yazı, kıbrıs haberleri
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.