Advertisement

Advertisement

Kıbrıs’ın Kuzeyindeki En Önemli Mevzu

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
15/02/2012


Çiğdem Dürüst Çiğdem Dürüst


Din İşleri Başkanı Talip Atalay’ın konuk olduğu bir programa telefon bağlantısı ile konuk olmam istendi.

Oldum!

Programı takip eden birkaç gün içinde Talip Atalay’ın basın danışmanı beni aradı. Talip Bey ile bir görüşme ayarlamaya çalışıyordu. Kabul ettim.

***

Şu dayatmacı, emrivaki ve ithal dini bakış açısı hakkında görüşlerimi bilmeyen kalmamıştır.

İslami bakış açısının eğitimden sanata, devlet işlerinden, sosyal yaşama hızla sokulması çabalarına bakışım belli.

Toplumsal cinsiyet konusundaki çalışmaları nasıl baltalayabileceği konusundaki hassasiyetlerimiz belli…

Üstelik bunun nasıl olup da bir anda belirgin bir ihtiyaca dönüştüğünü anlamak da mümkün değil…

Son bir iki yıl içinde hızlanan bu dini ihtiyaç yansıtmalarının neye göre “yükselişte” olduğu hakkında bir analiz olup olmadığını da bilmiyoruz. Bu işte bir dayatma, görünenin ötesinde bir niyet aramamak mümkün değil.

Üstüne üstlük bir de Kıbrıslı Türklerin dini inançları hakkında TC Başbakanına(Bu vesile ile TC Başbakanına acil şifa dileklerimizi de iletelim.) hakkımızda sunulan bir rapor olduğunu da görünce; niyetin esasta ne olduğu hakkındaki görüşlerimiz ister istemez bir miktar daha sağlama bağlandı.

Dönem ortasında aniden açılan bir imam hatip okulu;

Yangından mal kaçırırcasına aniden kiralanmaya çalışılan vakıf arazisi;

Külliye söylentileri;

Bir anda açılan ilahiyat fakültesi gibi hareketleri de üzerine ekleyince bu bombardıman niye demeden geçmek pek de mümkün olmuyor takdir edersiniz ki…

***

Din Sitesi’nde beni Başkanın Basın Danışmanı karşıladı. Basın odasında, Türk Standartları Enstitüsü(TSE) hakkındaki hummalı çalışmanın içinde tam randevu vaktinin gelmesini bekledim.

Başkan dakikti… Kararlaştırılan saatte görüşmemiz başladı.

Odasının girişinde, her makam odası gibi bir sekreter masası mevcuttu. Pek çok feminist dostumun hoşuna gidebilecek, bir o kadar insanı da şaşırtabilecek bir görüntü ilk anda karşıma çıktı. Başkanın odasının girişinde, sekreter/asistan mevkisinde oturan bir erkek personel ön karşılamayı yaptı.

Aslında normalde sekreter görevini bir erkeğin sürdürmesini dediğim gibi güzel bir olay gibi görebilirdim. Fakat Başkanlıkta kadın çalışanların bulunmaması fikri ile birleşince, tüm sempatisini yitiriyor…

Odanın kapısından girdiğimde normal bir makam odası ve misafirini ayakta karşılayan son derece misafirperver bir Başkan ile karşılaştım.

Başkanın görevini aşkla yapıyor olduğu imajını gördüğümü inkar edemem.

Başkanın eğitimi de enerjisi de toplumun dini konulardaki ihtiyaçlarını karşılamak konusunda uygun. Enerjisi çok. Kendisi heyecanlı ve istekli…

Buraya kadar her şey güzel…

Onun misafirperverliği, uzlaşımcı kişiliği ve anlayışlı görüntüsü etkileyici.

Ancak bu etkileyici imaja kapılmadan önce sorgulamadan devam etmek olabilir mi?

Tüm diğer şüphe uyandırıcı etkenleri bir yana koyup, Din İşleri Başkanlığı’nın imajını tek bir kişiye bağlayabilir miyiz?

Başkanlık mevkisinde oturan bir kişinin imajından etkilenerek tüm endişelerimizi bir kenara koymak ne kadar faydalı olur Kıbrıslı Türk toplum için?

***

Devletin Laiklik ilkesine uyumu konusunda endişelerim var!

Kadın erkek eşitsizliği hakkında kat edilen yolu kültürel açıdan ters çevirecek bir eğilim başlangıcındaymış gibi hissediyorum.

Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine zarar verecek bir hareketliliğin oluşmayacağı garantisini bize kim verecek.

***

2012 yılında, yani 21. yüzyılın içinde, bilimin yanıtsız ya da fikirsiz bıraktığı çok az şeyin bulunduğu bir dönemde, yüzyıllardır bilim ile çatışan bir alan olan dini bunca yüceltmek neden? Özele bağlı, kişiye özel bir takım yönelimlerin tartışmaya açılması, anayasamızda laikliğin açık açık ifade edilmesine ve yıllar içinde bilimin lehinde kat edilen yollara rağmen toplumun koca bir soru işareti ile karşı karşıya bırakılması ne doğru, ne de adil bir tutumdur.

Bir an önce bu tartışmalara son verilerek, Din İşleri Başkanlığı dâhil, dini konular ile ilgili düzenlemelerin tamamen laik bir devlet anlayışı ve bilimsel etiğe aykırı olmayacak şekilde düzenlenmesi kaçınılmazdır.

***

Sadece aklıma takıldığı için de minik bir sorum var. Aslında bunu başkana da sormalı mıydım emin olamadım.

Tüm atanmış makamlar milletvekili maaşlarına eş statüde bir aylık gelir sahibiyken, neden Din işleri Başkanı’nın beyan edilen geliri milletvekili ve bakanların beyan edilen gelirinin yaklaşık bir buçuk katı kadar fazla? Acaba bundan ne anlamalı ve nasıl bir sonuç çıkarmalıyız?

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Külliye, Çiğdem Dürüst
MANŞETLER

HK Çiğdem Dürüst

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.