HABER KIBRIS

Kıbrıslı Türk antrenörün gözü Türkiye Futbol Ligi’nde!

Kıbrıslı Türk olarak gittiği İngiltere’de, saha içindeki enerjisinden dolayı İngilizler tarafından ‘Çılgın Türk’ lakabı verilen Hasan Oktay, Türk futboluna el atmak istiyor.

ads
25/04/2018
hk

Kıbrıslı Türk antrenörün gözü Türkiye Futbol Ligi’nde!

Hasan Oktay ismini Türkiye’de pek bilen yoktur ama ‘Çılgın Türk antrenör’ denildiğinde herkes biraz hafızasını yoklamaya başlar. Her yere konuşmayan, her yerde fotoğrafı bulunmayan kendi halinde bir futbol adamı olan Hasan Oktay, memleketi Kıbrıs’ta başlayan futbol serüvenini İngiltere ve farklı ülkelerdeki köklü kulüplerde çalışarak sürdürdü.

Onun serüvenindeki tek fark İngiltere’ye geliş sebebi… Kıbrıs’ta tanıştığı eşi için tüm riskleri göze alan tecrübeli teknik adam, aşkı için ülkesini değiştirdi ve İngiltere’de şansını denedi.

Futbolcu olarak gittiği İngiltere’de ilk olarak ülkenin köklü kulüplerinden Colchester United FC ile anlaştı ve idmanlara çıkmaya başladı. Fakat kötü bir talihsizlik sonucu futbolu bıraktı. Ne yapacağım diye çok düşünmeden bilgi ve birikimini aktarabileceği yollara başvurdu. Yapabileceği tek şey kalmıştı; Antrenörlük!

İşte Hasan Oktay’ın hayatının dönüm noktası

İngiltere’de futbol deyince Premier Lig ekiplerinden West Ham’ın, West Ham denilince de İngiltere’nin akıllara geldiği bir dönemde zorlu bir sınavdan geçti. Herkesin rüyasını süsleyen West Ham United FC ‘nin düzenlediği akademik eğitime katılarak orada eğitim verme ve alma hakkını kazanan tek Türk antrenör oldu.

Şimdilerde Premier Lig’de yer alan, farklı kulüplerde antrenörlük yapan ve eğitim veren Çılgın Türk Hasan Oktay, bir futbol beşiği olan İngiltere ve farklı ülkelerde edindiği tecrübelerini Türkiye Ligi’ne aktarmak derdinde.

Hasan Hocam bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

“1973 Limasol doğumluyum. 1974 yılında Kıbrıs’ta çıkan olaylardan dolayı ailem Kıbrıs’ın kuzeyi olan Girne bölgesine yerleşmiş. Benim futbol serüvenim de o topraklarda başladı. Belli bir yaşa geldikten sonra Girne’de, Türk Ocağı’nda futbol oynamaya başladım. 16 yaşımdayken de A takıma yükseldim. Hatta Kıbrıs’ta yılın futbolcuları arasına da girdim. Şu anda ise İngiltere’de West Ham gibi önemli kulüplerden gelen davetleri değerlendiriyor o kulüplerin antrenmanlarına katılıp hocalarını teknik-taktik anlamda destekliyorum. Onlara taktik idman gösteriyor ve elimden geldiğince bilgi birikimimi aktarıyorum. Boş zamanlarımda ise diğer Avrupa ülkelerinin futboldaki gelişimlerini araştırıyorum ve kendimi her gün geliştirmeye çalışıyorum.”

Çılgın Türk sahaya çıktı!

İngilizlerin  ‘Çılgın Türk’ diye seslendiği bir antrenörsünüz bu lakap bana göre oldukça ilginç ve kulağa da hoş geliyor. Aslına bakarsanız insanın gururunu da okşuyor, neden size böyle hitap ediyorlar, ne çılgınlığınızı gördüler?

“Futboldaki çılgınlığım üst düzeyde sanırım. Futbol benim için çok ayrı bir yerde. Sahanın içine girdiğimde adeta kendimi kaybediyorum. Diğer her şeyden sıyrılıp sadece futbola bağlanıyorum. Sanırım kazanma hırsım saha içindeki hareketlerime yansıdığından onlara ilginç geliyor ve bana ‘Çılgın Türk’ adıyla sesleniyorlar.”

Ülke değiştirten büyük aşk!

Gerçekten çok hoş… Peki, hocam başa dönersek Kıbrıs’tan ayrılıp neden İngiltere’ye gitme kararı aldınız? Futbol odaklı hayallerinizi Kıbrıs’la sınırlamak mı istemediniz?

“Hayır, futbol dışında bir geliş oldu benimki. Eşim için İngiltere’ye yerleştim. Kıbrıs’ta tanıştık fakat o İngiltere’de yaşıyordu. Ben de onun yanında yaşamaya karar verdim ve İngiltere’ye geldim.”

Başladığı gibi bitmedi!

Ve futbol kariyeriniz böylelikle İngiltere’de başlamış oldu?

Evet, burada ilk olarak Colchester United’de idmanlara başladım. Her şey güzel gibi görünürken bir anda belimde problem çıktı ve 3 kez ameliyat geçirdim. Doğal olarak acı sonla karşılaştım artık profesyonel futbolculuk kariyerim sona ermişti. 20 yaşında başıma gelen bu olay beni gerçekten üzdü fakat hayallerimden asla vazgeçiremedi.”

Gerçekten çok üzücü bir durumla karşı karşıya kalmışsınız? Hayallerinizden vazgeçmeyişinizdeki en önemli etken neydi? Futbol kariyerinize nasıl devam etme kararı aldınız?

“Futbolu seviyordum ve erken sakatlıktan dolayı futbolcu olarak başaramayacağım şeyleri yine sevdiğim işin içinde antrenör olarak yaşamak ve yaşatmak istedim. 6 yıl boyunca amatör olarak İngiltere Avrupa Türk Spor İşbirliği’nde görev alarak gurbetteki Türk gençlere eğitmenlik verdim. Ardından antrenörlüğü daha da ciddiye aldım ve West Ham’ın açmış olduğu akademik eğitime katıldım, seçmelere dahil oldum.”

İşte parmakla gösterilen o Türk antrenör

İngiltere’de futbolun içinde kendi ırklarından başka insanların bireysel olarak yükselmesine çok hoş bakılmadığını duymuştum. Ve biliyoruz ki siz ırkçı bir bölgede bu eğitimde seçilen tek Türk oldunuz. Neler hissettiniz?

“West Ham çok büyük takım, o zamanlar İngiltere’nin en büyük alt yapısına sahipti. Yani böyle bir yere tercih edilmek, Premier Lig’in alt yapısında akademik eğitim almak benim için büyük bir gurur ve onurdu. Kaldı ki West Ham birçok insanın rüyalarını süsleyen bir alt yapıydı. Eğitime çok sayıda insan katılmıştı. Futbol kariyerimin devamı için bu akademik eğitim ve burada seçilmek çok önemliydi. Onlarca insan arasında sadece 20 kişiyi tercih ettiler. O an çok heyecanlı ve stresliydi. O yirmi kişinin içinden de West Ham’ın akademik eğitiminde tercih edilen tek Türk ben oldum. Muhteşem bir duyguydu.”

Ve artık bir futbol adamı olma yolunda büyük bir sınav daha geride kalmış oldu. Sonrasında nasıl devam ettiniz?

“Gerçekten öyle oldu. Futbol akademisinde staj yaptım ve daha sonra orada kalıp hem kendimi geliştirdim, hem de yardımda bulundum. Hazır hissettiğimde ise ayrılıp Premier Lig’in alt yapısındaki takımlarla çalıştım. Antrenörlük kariyerimde her zaman temele çok önem verdim ve veriyorum da… Temeli kuvvetlendirdikten sonra da A takımlarla yoluma devam ettim. Yarı profesyonel ve profesyonel liglerde çalıştıktan sonra farklı ülke kulüplerinden gelen teklifleri değerlendirmeye başladım.

Nerelerde antrenörlük yaptınız?

 Suudi Arabistan ve Tayland da hocalık yaptım.

Tecrübe de sınır yok

İnanılmaz… Çok şanslı olduğunuzu söylemeden geçemeyeceğim. Oralara nasıl gittiniz, nasıl keşfedildiniz? Suudi Arabistan ve Tayland maceralarınızdan bahseder misiniz?

“Suudi Arabistan’a gidişim daha önce benim yetiştirdiğim bir kondisyoner aracılığıyla oldu. Öğrencim nasıl olduysa oradaki 1. Lig kulüplerinden biriyle anlaşmış ve sonrasında zor duruma düşmüş, benden destek istedi.  Gittiğim yer küme düşmekte olan ve artık bu durumu kabullenmiş bir kulüptü.  Orada tam yetkiyi aldım ve takımı düzlüğe çıkardım. Küme potasından yukarılara tırmandık. Kulüp başkanı ve yönetim beni oraya destek vermem için çağıran arkadaşımla yollarını ayırmak isteyince olayın şekli değişti ve ben de durmadım. Kulüp gerçekten çok iyiydi fakat işi bilmeyen insanların elindeydi.

“Sıfırdan alıp zirveye çıkardım”

Tayland’daki kulüp de iyi futbolculardan oluşan muhteşem bir takımdı. Ama aynı bir diğeri gibi işi bilmeyenlerin elinde yok olmak üzereydi. Oraya gittikten sonra neredeyse her şeyin sorumluluğunu üzerine aldım. 6. sırada aldığım takımı 9 maç üst üste kazandırıp 13 puanla lider bıraktım ve kulüp içinde olan bazı karışıklıklardan dolayı yollarımı ayırdım.”

“Gönlüm Türkiye’de!”

Hocam birçok farklı ülke kulübünde koçluk yapma fırsatınız olmuş. Türkiye’yi hiç düşünmediniz mi? Ya da şöyle sorayım Türkiye’den gelen teklifler var mı? Varsa gelen teklifleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Türkiye’yi elbette düşünüyorum. Gelen teklifler var evet ama ben vizyon sahibi başkanlarla ve projesi olan takımlarla çalışmak istiyorum. O yüzden şimdilik bekliyorum. Gönlümde Türkiye’de bir takımda olmak var.”

Hocam size göre Avrupa ve Türkiye’deki futbol & antrenör sistemi arasındaki fark nedir? Sizin pencerenizden bakıldığında ülkemizdeki eksikler neler?

“Türkiye’deki antrenörlük sistemi ile İngiltere’deki sistem çok farklı. Avrupa’daki insanlar fazla araştırmacı ve futbola çok fazla zaman ayırıyorlar. Kendilerini sürekli geliştirmek adına uğraşıyorlar. Günümüzde artık gelişime dayalı olarak daha tempolu futbol oynanıyor. Bu nedenle kişinin futbol bilimini sürekli takip etmesi ve uygulaması gerekiyor. Türkiye’de de çok değerli hocalar var. Kendilerini sürekli kurslara giderek ve futboldaki yenilikleri takip ederek daha çok geliştirebilirler. Belki o zaman iki bölge arasındaki fark bir nebze azalabilir.”

Bir antrenör olarak siz kendinizi geliştirmek adına neler yaptınız?

“Ben hala kendimi geliştirmek adına sürekli yenilikleri takip ediyorum. Bugüne kadar ise Antrenörlük kariyerim için birçok eğitim aldım ve kurslardan geçtim. Hepsini de başarıyla tamamladım diyebilirim. Bunun yanı sıra kondisyonerlik eğitimi de aldım. Yani sürekli takipteyim. Bir gün Türkiye’ye de geldiğimde yine çizgimi bozmadan kendimi geliştirmeye devam edeceğim”

 

“Şenol Güneşle çalışmak isterim”

Türk futbol dünyası içinde en beğendiğiniz antrenör kim ve neden beğeniyorsunuz?

“Ben Şenol Güneş’i çok beğeniyorum çünkü elindeki oyuncuları bir boyuttan çok daha yüksek bir boyuta çıkarabiliyor. Bir gün onunla çalışma hayalim de var.”

Altyapıyı görmezden gelmeyin

Son yıllarda kulüp-federasyon-hakem ilişkisinden doğan sıkıntılardan dolayı Türkiye’de futbolun kaybolduğu ya da eskisi gibi keyif vermediği ileri sürülüyor. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyor sunuz?

“Benim dışarıdan gözlemlediğim kadarıyla Türkiye’de futbolun kaybolduğunun hissedilmesi alt yapıya önem verilememesinden kaynaklanıyor. Türkiye’de kulüpler kendi alt yapılarında yetişen çocuklardan çok, Avrupa’daki kulüplerin alt yapısında yetişen gurbetçi oyunculara ağırlık gösteriyor. Kötü bir şey mi hayır! Güzel… Hatta bu durum çıtayı yukarılara da taşımıyor değil ama öncelik her zaman kendi temelin olmalı”

Hocam İngiltere’de futbola olan düşkünlüğü biliyoruz. Taraftarlıktan biraz bahseder misiniz? Tribünlerdeki büyüleyici atmosferin sebebi nedir?

“İngilizlerin atalarından gelen bir özellik var. Eskiden beri seyirci tempolu, süratli futbola sıcak bakıyor. Buna alışmış. Heyecanlı futbol istiyorlar ve ona göre kulüpler de dengeleri sağlayarak taraftarın bu heyecanına ortak olabilecek seçimler yapıyorlar.  Oyun stiline bakarken oyuncunun atmosfrere katacağı avantajı ve dezavantajı da değerlendiriyor. Premier Lig’in altlarına gittiğinizde inanılmaz derecede güçlü, süratli ve seri bir futbol izliyorsunuz. Türkiye’ye bakacak olursak biliyoruz ki taraftarlar en az İngiltere, Brezilya İspanya liglerini olduğu kadar kendi liglerini de iyi biliyor ve sıkı takip ediyorlar. Fakat oynatılan futbol o taraftarı ne kadar kendine çekebiliyor? Asıl soru bu, taraftar bunun cevabını bekler her zaman.”

Gençler, hazır olun ve korkmayın!

Çok keyifli bir sohbetti. Son olarak neler söylemek istersiniz, genç yeteneklere tavsiyeniz neler?

“Futbol çok farklı bir bağlılıktır ve sürekli yeniliklere açıktır. Ben kariyerim için hala mücadele ediyorum. Kıbrısta başlayan maceram İngiltere serüveni ile devam etti. Şimdi de gözüm Türkiye’de diyebilirim. Evet, yeteneğim vardı şansım da ve bir şekilde futbol dünyasının içinde yer aldım fakat yanımda her zaman beni destekleyen dostlarım oldu. Bu anlamda birlikte vakit geçirmekten keyif aldığım ve futbol bilgisine çok güvendiğim aynı zamanda scout olan Caner Turnagöl’e sabırla yanımda yer aldığı için yine Avrupa ve Dünya’nın her bölgesinde futbol üzerine kuvvetli networklere sahip olan kıymetli dostum Barış Ekici’ye teşekkür ediyorum. Ve son sözü de gençlere söylemek isterim, sağlıklı yaşam çerçevesinde disiplinli bir şekilde çok çalışarak ve yenilikleri takip ederek kendilerini her zaman hazır durumda bulundursunlar ve korkmasınlar.”

Elif Neslihan Sağır | THM HABER

Bu habere tepkiniz:
TAGS: çılgın türk, hasan oktay, ingiltere, west ham,
MANŞETLER

HK SPOR

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems