Advertisement

Advertisement

Kıbrıs’ta anlaşma yok ama dış baskı ile anlaşma olacak mı?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
20/05/2013


Serhat Kotak Serhat Kotak


Dün Türk Ulusu için çok önemli günlerden biri olan 19 Mayıs’tı ve kimi yerde buruk kimi yerde coşkuyla kutlandı. 19 Mayıs Türk Ulusu’na imkansız görülen bir şeyi, imkansız sayılan bir zamanda yapabilme gücüne sahip olduğunun aşılanmasının ilk adımlarından biridir. Dün, Başbakan Küçük’ün alelacele ülkeye dönmesi ve UBP yetkili organlarını toplantıya çağırdığı gün oldu ama bunun 19 Mayıs’a rast gelmesi sadece bir tesadüften ibarettir. Çünkü Başbakan özgürlük ve bağımsızlık için yeni bir yapılandırma başlatmadı, sadece kendisi yurt dışındayken hükümetinin düşürüleceği haberini aldığından dolayı KKTC’ye dönüp gereken önlemleri almaya çalıştı.

Bugün UBP içerisindeki muhalif gurubun verdikleri sözleri tutup tutmayacaklarını ve güvensizlik önergesini imzalayıp imzalamayacaklarını öğreneceğiz. Aslında önerge verilmezse bile UBP erken seçim kararı alabilir ve birkaç ay sonra genel seçime gidebiliriz ama bu gelişmeler gün içerisinde olacağından bu satırları yazarken kestirmek zor.

Bütün bu iç gelişmeler devam ederken Kıbrıs konusunda da çok ciddi bir hareketlilik devam etmektedir. Köşemi devamlı takip edenler bu konuya devamlı dikkat çektiğimi ve ABD ve NATO da dahil olmak üzere dış güçlerin tarafları bir çözüme ikna etmeye çalıştıklarını vurguladığımı bilirler. Bu baskı artık her geçen gün artarak devam etmektedir. “2013’te çözüm için zemin hazırdır” diyenler kervanına artık Türkiye Cumhuriyeti, ABD, NATO ve Başbakan Küçük de dahildir. O zaman bu zemin cidden var da buradan bunu görmek mi zor yoksa zemin pek de henüz oturmadı mı? Çünkü Anastasiades arkasına bile bakmadan masadan kaçmakta iken zeminin hazır olduğunu söylemek bence biraz zordur. Belki bunu ifade edenler “Rumlar kaçsa da kaçmasa da artık bir şeyler yapma zamanı geldi” diye düşünerek hareket ediyorlardır.

Tam da bu sırada her zaman olduğu gibi Rum liderlerden biri Birleşmiş Milletlerin kendilerine sunduğu 2008-2012 dönemini içeren (Talat-Hristofyas ve Eroğlu Hristofyas dönemleri) 77 sayfalık “Görüş Birlikleri Belgesini” basına sızdırdı ve Simerini gazetesi de bunları yayınlamaya başladı. İyi de yaptı çünkü bizim Cumhurbaşkanımız böyle bir belgenin olduğunu bile basınımızla paylaşmamışken en azından gerçekleri Rum basınından okuyup öğreniyoruz.

Okuduklarım beni hiç de memnun etmiyor ancak şu an için sizlerle sadece Rum Simerini gazetesinin yaptığı yorumu paylaşmak istiyorum. Daha sonra belgenin içeriğine girip kendi analizimizi de yapacağız. Simerini’ye göre “Kaydedilmiş görüş birliklerinin çoğu, müzakereler başarılı olursa teoride ortaya çıkacak ‘Birleşik Kıbrıs’ın özellikle işlevsiz bir devlet olacağı sonucunu gündeme getiriyor. Aslında devletin bütün işlevselliği, benzer vakalardan iki-üç tanesinin olacağı olgusuna dayanıyor. Kararlar ancak çeşitli köken kriterlerinin yerine getirilmesi halinde alınacak, kamu hizmeti her yerde her iki toplumun da temsil edilebilmesi için sorumlu ve sorumlu yardımcıları ile dolacak. Yani bir şekilde, her iki taraf yeterince temsiliyeti olmazsa neredeyse hiçbir şey olamayacak ve tek bir memur ile hiçbir ciddi iş halledilemeyecek. Bugün çok geniş olan kamu sektörü daraltılmaya çalışılıyorken, vergi yükümlüsü vatandaşlar da artan yetki ve yetkilileri ödemek zorunda kalacak”. Yani aynen 1960 Anayasası yürürlüğe girer girmez bu anayasa ile işlevsel bir devlet olmaz deyip Türklerin haklarını ortadan kaldıracak 13 maddelik değişiklik öneren Rumlar şimdi de daha anlaşma olmadan bunu söylüyorlar. Hatta Simerini’nin yorumuna gore “Görüş birliklerinin niteliği son üç başlığın 77 sayfalık metnin toplam 10 sayfasını oluşturmasıdır”. Yani aslında görüş birlikteliği YOK!

O zaman çözüm için zemin hazırdır diyebilmek için bu gerçeği gözardı etmek ve her ne pahasına olursa olsun bir anlaşma imza etmek gerekir. CTP ve TDP her zaman buna hazır ancak Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Başbakan Küçük de onlara katılmış görünüyor. Yani CTP, TDP ve UBP Kıbrıs konusunda ayni görüşü savunuyor. Bence bir an önce bu gelişmeler kontrol altına alınıp Kıbrıs Türk halkının çıkarları doğrultusunda ilerlemesi sağlanmalıdır. Yoksa çok tehlikeli sularda yüzmeye başlıyoruz. Ne önemli şeymiş şu hidrokarbon yatakları… 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Kıbrıs’ta anlaşma yok ama dış baskı ile anlaşma olacak mı?, Serhat Kotak, Kürt sorunu, Kıbrıs sorunu, Nikos Anastasiades, Recep Tayyip Erdoğan, İrsen Küçük
MANŞETLER

HK Serhat Kotak

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.