Kırmızı çizgi! Yeter artık!

ads ads ads ads
30/01/2021

ads
ads

Aybike Yektaoğlu Aybike Yektaoğlu


Mart 2020’de bu halk yaşadığı şokun ikincisini bir sene tamamlamadan yine yaşıyor. Süreç baştan aşağı incelense, bizi bu noktaya getirenin ne olduğu, kim olduğu çok açık ve NET bir şekilde gözümüzün önünde duruyor. Ama biz tepeden tırnağa parmağımızın arkasına saklanmak için direniyoruz, diretiyoruz.

Mart 2020-Mayıs 2020 ayları arasında izlemediğimizden çok haber izledik, okumadığımız kadar yazı okuduk, hatta kendimizi aşarak uzmanlığımız ve alanımız dışında konularda bilgi edinmek için çaba sarf ettik.

Çok manüpülatif bir süreçten geçtik. Popülizm bizi yedi bitirdi. Yedi bitirdi çünkü bugün daha bir sene dolmadan yine evlerde kapalı bir şekilde oturuyoruz.

Yapılan her açıklama üzerinden kendimizce yorumlar yapıp bu ülkeyi halk olarak bir süre yönetmeyi başarsak dahi, takvimler Mayıs 2020’yi gösterince, yine bazı kesimlerin etkisi altında kaldık ve üstüne, Mayıs-Aralık 2020 arası bireyselliğimiz ve bencilliğimiz de tavan yaptı.

Ne elde ettik? Daha kötü bir ekonomi ve çökmeye ramak kalan bir sağlık sistemi. Toplum olarak pandeminin ne olduğunu dahi bir türlü anlayamadık. Anlayamadık çünkü eğer anlasaydık, bu kadar küçük bir toplum olarak bugün yine dört duvar arasında kapalı bir şekilde oturuyor ve kendini değiştirmiş ve agresifleşmiş bir virüsü bu kadar kolay hafife alıyor olmayacaktık.

Sağlık çalışanları 11 aydır resmen çığlık atıyor. Siyaset ve meslekleri arasında boğuşmak zorunda kalıyor. Pandemide görevli ve uzmanlık alanı bu yönde olan veya bu süreç içerisinde bulunmuş olan sağlık çalışanlarını dinlemeyi bıraktık. Hem de çok erken.

Odaklandığımız kişiler ve makamlar, gözükme ve kendini gösterme yarışı içerisine girdiler. İki başlık, üç cümle ile bir şeyler yazıp birilerini suçlayanlar üzerinden okumadan, araştırmadan hakarete varacak şekilde ithamlarda bulunuyoruz. Peki ne elde ettik? Koca bir hiç!

Siyaset, makamları yönetmek ve yasa yapmak için vardır. İyi bir yönetici; iyi bir iletişimci ve ekip olarak çalışmayı bilen kişi, siyaseti de yönlendirebilecek kişidir. Hele ki makamı toplumu en derinden etkileyen pozisyonlardan birindeyse…

Devletin yürütme organında makam sahibi olan kişi 11 ay boyunca sesini duyuramıyor ve şahsına özel iyiliği, saflığı ve benzeri özellikleri ile orada halen bu görevi yürütüyorsa ve sonuç ilk zamanlara kıyasla daha kötü durumdaysa, özetle söylenecek tek bir cümle vardır. Hapı yuttuk.

Sırf bazıları kendi görünürlüğünü artırmak için aslı astarı olmayan bir yazı yazarak topluma yön verebiliyorsa, sorun bizdedir. Karantina kalktıydı, kalkmadıydı. Çift PCR’dı değildi. Yılbaşı kutlaması olsundu  olmasındı derken yönetir pozisyonda olanlar, bugün bu halkı yönetemedikleri için bu ülke bu noktaya getirmiştir.

Örnek alınıp veya tam aksine kötü örnek göstermek niyetli bu dünyada konuşmadığımız ülke kalmadı. Hiç kimse bu kadar kısa sürede birçok ülke üzerine sağlık açısından bu kadar bilgi sahibi olmamıştı. Yakın zamanda kendimizi dış ilişkiler uzmanı sayacağımız zamanlar da gelecektir elbet!

Tüm bu süreç içerisinde eksik kalan şu oldu: Hiç o aynayı kendimize tutmadık. Hep bir karşılaştırma üzerinden 11 ay heba oldu gitti. Yok 20 Temmuz’da bitecek, yok Eylül’de bitecek derken, şu anda ocak 2021’i bitiriyoruz ve hiç bitecek gibi de değil. Evet toplum olarak bir rahatlığımız vardı elbet. Ama yukardakiler size korkulacak bir şey yok deyip, bu işi biz ha bugün ha yarın bitireceğiz derse, biz de toplum olarak istesek de istemesek de rahatlarız.

Daha geçen hafta genç bir insanı toprağa verdi bu ülke. İki gün üzüldük, üçüncü gün meclisi ya izlemeden ya da bir iki gün öncesini takip etmeden bir gülüşme üzerine neredeyse ortalığı yakıyorduk. Bu normal değil. Önünü arkasını bilmeden, tam öğrenmeden, iyiydi kötüydü diye diye bugün yine evde oturuyoruz ve geleceğimiz, yakınlarımız için endişe ediyoruz.

Peki 11 aydır bu yürütme ne yapıyor. 11 aydır aynı bakan görevde değil mi? Bu bakan aynı kabinede bulunduğu insanlara söz geçiremiyor ve elini masaya 11 aydır vuramıyorsa bu halkın suçu nedir? Bulaşıcı hastalıklar yasası ve sağlık üst komitesi boşuna mı var? Bilim kurulu neden dağıtıldı? Bu kadar insan uzmanlık alanlarında boşuna mı konuşuyorlar?

Siyasetten anlamayan, siyaseti şekillendiremez. Siyasetten anlamayan, devletin en üst makamlarında toplumu baştan aşağı ilgilendiren en önemli kurumun başında oturamaz. Elini masaya vurup etrafında olan ve sağlıkta yetkili ve uzman kişilerin aldığı öneri karalarını zamanında uygulatamıyorsa, asla ve katta kırmızı çizgi olamaz.

Kırmızı çizgi olanlar 11 aydır gecesini gündüzüne katıp bugüne kadar pozitif olan, yoğun bakıma giren hastalara bakıp da ailesini çok uzun süre göremeden, kendilerinin sağlığını dahi bir yana bırakan covid-19 mücadelesinde çalışan sağlık çalışanlarıdır. Covid-19 doktorlarıdır, hemşireleridir, sağlık üst komitesidir, tabipler birliğidir, temaslı takip ekibidir ve bu alanda sabahını akşamına katan, kendinden ödün veren isimlerini bir kere dahi duymayacağımız tüm sağlık çalışanlarıdır.

Bugün bu insanlar “Yeter artık!” deyip vazgeçerse, ne yapacağız? Kırmızı çizgi dahi çizemeyecek durumda olacağız.

Kırmızı çizginizin kim ve nerede olacağını iyi belirleyin. Yarın hastalanınca size yine bakacak olan sağlık çalışanlarıdır. Makamlar gelici ve geçicidir...

30/01/2021 10:46
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Aybike Yektaoğlu
MANŞETLER

HK Aybike Yektaoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.