KKTC, katkıya muhtaç ve çaresiz değilmiş

ads ads ads
08/04/2022

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Ülke sorunlar altında ezilmiş, başta ekonomik sorunlar olmak üzere hiçbir şey yolunda gitmezken, tam bir iflas durumu varken, Dışişleri Bakanlığı’nın derdi başka, gündemi başka, dünyası başka.

    Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun Avrupa Birliği (AB) düşmanlığı biliniyor zaten.

    Kendini görüp kendini beğenen, dış temaslara sıcak bakmayan çünkü herkesi düşman gören anlayış, hellim tescilini bahane edip yine AB’ye verdi veriştirdi.

    Kıbrıs Türk tarafı, ta başından beri hellim tesciline inanmadı, gerekli çabayı ortaya koymadı, çalışan, uğraş veren bir avuç insanın moralini ve şevkini de kıran bir Dışişleri Bakanlığı var…

    Tutturdu bir “AB, ülkemizin yetkili makamlarını devre dışı bırakmak istiyor” nakaratı gidiyor.

     Yahu AB ile ilişkilerde prosedürün ne olduğu, sistemin nasıl işlediği, nasıl devam ettiği bilinmiyor mu? Bugüne kadar yapılan AB katkılarında, projelere aktarılan kaynaklarda farklı bir yöntem mi işleniyor?

     Kıbrıs’ta çözüm olmadıktan sonra AB sizi, sizin arzuladığınız gibi görmeyecek.

     Acı ama gerçek, AB devletleri de AB dışı ülkeler de KKTC’yi devlet olarak tanımıyor, sizi de Dışişleri Bakanı olarak görmüyor.

     Kıbrıs’ta çözüm istemiyorsunuz, KKTC’yi de tanıtamıyorsunuz ama burnunuz büyük, kendinizi dev aynasında görüyorsunuz, başkası sizi sizin gördüğünüz kadar görmüyor işte.

     Dışişleri Bakanlığı açıklamasında; “AB’nin yaklaşımı ülkemizin yetkili makamlarını devre dışı bırakmaktır” diyor.

     Hayır devre dışı bırakmak değil niyetleri, o makamları tanımıyorlar, onlar için yok hükmündedir hükümet de Dışişleri Bakanlığı da… Öyle özel olarak devre dışı bırakma tavırları yoktur. Sanki de bunu bugün fark etti Dışişleri Bakanlığı…

     Evet AB katkılarını ben de yetersiz buluyorum, daha fazla olması gerektiğine inanıyorum ama mevcut katkılar da ülkemiz için faydalıdır…

     Ciddi ekonomik krizlerden geçen halkımız için her AB katkısı önemlidir.

     AB’yi istememek, dışlamak, ortaya gerekçeler koymak, “KKTC’nin otoritesini tanımaz” deyip mızıkçılık yapmak doğru değil, buna hiç gerek yoktur.

     AB düşmanı olduğu için hellim tesciline de inanmayan bir Dışişleri Bakanlığı var, bu çerçevede uluslararası denetleme kurumlarına önyargılı bakıyor, Kıbrıs sorunu çözülmeden “KKTC ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin aynı statüde kabul görmesini” bekliyor, rüyasını görüyor.

     Olmayacak… Kıbrıs sorunu çözülmeden bu rüyanız gerçek olmayacak… Bu rüyanızı AB ülkeleri de AB dışı ülkeler de gerçekleştirmeyecek.

      O nedenle hellim tesciline, büyüklenmeniz, gururunuz ile engel çıkarmayın.

      AB katkıları, fertler olarak AB üyesi kabul edilen Kıbrıs Türk halkı içindir, KKTC için değil.

      Hellim tescili kazanımlarımız da bu çerçevede olacaktır.

      Önemli olan; Cumhurbaşkanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na Tarım Bakanlığı’na kadar tüm makamlarımızın, Sanayi Odası’ndan Ticaret Odası’na Hayvancılar Birliği’ne kadar tüm sivil toplum örgütlerimizin hellim tesciline odaklanması ve eksik hiçbir şey kalmamasına, Kıbrıslı Türklerin haklarının korunmasına özen göstermeleridir.  

       Kendimize göre kurallar yaratarak değil, mevcut kurallar içinde haklarımızın korunmasını sağlamalıyız, AB yetkilileri ile sürekli yakın temasta olmalıyız.

     AB’nin, “gayri resmi çalışma grubu” oluşturmak istemesi üzerinden senaryolar yaratarak değil.

      Dışişleri Bakanlığı her AB projesi, etkinliği üzerinden “otoritemiz sarsılıyor” diye yaygara koparıyor. Hangi otoritedir bu otorite merak ediyorum, var mıydı öyle bir şey acaba?

      Dışişleri Bakanı, her şeye “muhtaçlık” üstünden bakıyor ve KKTC’nin muhtaç olacak bir ülke olmadığını söylüyor.

      AB ile ilişkilere muhtaçlık üzerinden değil, Kıbrıslı Türklerin hakları üzerinden bakılmalıdır ve AB de zaten o nedenle katkılar yapmaktadır ama muhtaçlığı konuşacak olursak, söylenecek çok söz var.

      Ülkemiz, katkıya muhtaç değil mi yani? Ülke battı, iflas etti, devlet rekor borçlandı, borçlanma kapasitesini aştı, borcu borçla kapatmaya çalışıyor, borç bile alamayacak duruma geldi ve siz “muhtaç değiliz” büyüklenmesi yapıyorsunuz.

    Dışişleri Bakanlığı, “AB, Kıbrıs Türk halkını kendine muhtaç ve bu nedenle çaresiz olduğuna inanmaktadır. Bu algının bir an önce kırılması için gerekli adımların atılması gerekmektedir” diyor.

    Bak sen “samanlıkta yatır, kendini padişah zanneder” derler bu tavra. AB’nin öyle baktığına inanmıyorum ama bir bakın bakalım bu ülkeye, katkıya muhtaç ve çaresiz değil mi?

    Batmış ülkemiz katkıya muhtaçtır ve gerçekten de şu sıralar çaresiz durumdadır. Devletin kasası tam takır, elektrikte indirim yapan hükümet yetkilileri, sübvanse edeceği 180 milyon TL’yi nereden bulacağını düşünüyor kara kara.

    Maaşlara para yetmiyor devlet borçlanıyor, borçlandığı miktarın taksitlerini ödeyemiyor, tekrar borçlanıyor, borcu borçla ödüyor, hiçbir yükümlülüğünü yerine getiremiyor, dört aydır üniversite öğrencilerine burslarını ödeyecek para bile bulamıyor.

     Devletle iş yapan işletmelere ödemeler yapılamıyor… Devlet, ürün ve hizmet satın aldığı işletmeleri ödeyemediği için batırıyor, gelir elde etmek için zam üstüne zam yapıyor, ülke dibe vurmuş ama Dışişleri Bakanı, KKTC’nin muhtaç ve çaresiz olmadığını söylüyor.

     Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, devlet, hükümet otoritesinden, iradesinden de söz ediyor… İrade ha? Ne ilginç, o irade olsaydı, bugün o makamda Tahsin Bey değil Hasan Bey olacaktı, Hasan Bey’in oturduğu koltukta da Oğuzhan Bey oturacaktı.

    Otorite, irade olsa kendisi orada olmayacak kişinin bu sözleri sarf ediyor olması oldukça dramatik bir durum.  

 

DİĞER YAZILARI
08/04/2022 23:04
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: KKTC, katkıya muhtaç ve çaresiz değilmiş
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.