''Koronavirüs salgınından dolayı aç kaldığımız için hırsızlık yaptık''

Hükümete uyarı niteliğinde bir mahkeme haberi

ads ads ads ads
15/04/2020

ads

Ali Baturay Ali Baturay


    Bir buçuk ay kadar bir süredir tek gündemimiz var; o da koronavirüs salgını…

    Diğer gündemlerimizin bazılarını çöpe attık, bazılarını ise bir yerlerde bekletiyoruz.

    Medya için her günü tek konuyla tamamlamak hiç de kolay değil, özellikle de kağıda basılı geleneksel gazetelerde.

    Koskoca gazeteyi dolduracaksın ve bunu tek gündemle yapacaksın, gerçekten de zor bir iştir.

    Ben günlük köşe yazısı yazıyorum ve bir buçuk aydır aynı gündem üzerinden gidiyorum.

    Daha önce ciddi şekilde ülkeyi etkisi altına alan olaylarla ilgili birkaç gün üst üste aynı konuyu yazmıştım ama hiçbiri bu kadar uzun süre “tek konu” olmamıştı.

    2003- 2004 yıllarında yani Annan Planı Referandumu döneminde böyle bir durumu yaşamıştık ama o zaman yine de bazı günler başka konulara değiniyorduk, bu kez bu küresel salgına saplanıp kaldık.

    Zaten başka bir konu yazacak durumumuz da yok, başka bir konuya kimsenin de baktığı yok.

    Gerçi koronavirüs ana gündemi altında ülkenin gelmiş geçmiş tüm sorunlarına da değiniyoruz ya da ülkemizin salgın günlerinde de devam eden karakteristik bazı olumsuz özellikleri, zaafları da konularımız arasında ama ne yazsak bir şekilde salgınla bağlantılı oluyor.

    Peki gündemin dışından gelen hangi haberler var? Kriminal yani polisiye olaylar…

    Bir taraftan da polisiye olaylar devam ediyor.

    Başka ne var? Koronavirüs salgını dışındaki rahatsızlıklardan dolayı ölümler veya doğal ölümler…

Deprem, kasırga, su baskını gibi doğal olaylar… Ayrıca salgın günlerinde bile daha iyi bir yaşam arayan mülteciler, kaçak göçmenler…

    Bunlar dışında başka gündemlerimiz yok ama dün bir polisiye haber, dikkatimi çekti.

    Artık birbirine çok benzeyen hırsızlık, darp gibi olaylarına, koronavirüs derdimiz arasında pek dikkat etmiyor, rağbet göstermiyoruz, arı vızırtısı gibi onlar da gelip geçiyor önümüzden ama dediğim gibi birine takıldım…

     O polisiye haberin üzerinde durdum ve satır satır okudum.

     Önem verdim, çünkü bir şeylerin habercisi gibiydi o haber.

     Haber şu açıdan önemliydi; Girne’de hırsızlık yapan iki kişi, ülkemizde işçi olarak bulunuyorlardı ve koronavirüs salgını nedeniyle işyerleri kapalı olduğu için çalışamadıklarını, çalışamadıkları için para kazanamadıklarını, para kazanamadıkları için de aç kaldıklarını ve son çare olarak hırsızlık yaptıklarını söylüyorlardı…

     Hırsızlık yapmadan önce polise başvurduklarını, polisin onları belediyeye yönlendirdiğini, belediyenin de onları kaymakamlığa gönderdiğini ama katkı alamadıklarını söyleyen işçiler mahkemede; “Koronaviüs salgını nedeniyle aç kaldık, mecburen hırsızlık yaptık, pişmanız…” dedi.

    Bu iki işçi hırsızlığa şu anda en geçerli gerekçe olarak koronavirüsü, ondan kaynaklanan işsizliği ve karnını doyuramamayı, aç kalmış olmayı gösterdi.

     Belki de yalan söylediler, belki de akıllarına ilk ve en geçerli gerekçe olan koronavirüs geldi, bunu bilemeyiz. Belki polis, yaptığı soruşturmayla ya da mahkemedeki sorgulamalarla bir şekilde gerçek ortaya çıkacak ama ben orada değilim…

     Biraz geriye gidin, yani salgın olmayan günlere… Böylesine bir kriz yaşanmayan günlerde bile kaçak çalıştırılan, maaşı ödenmeyen, açlığa mahkum edilen ve hatta eylem yapmak zorunda kalan kaçak  yabancı işçileri hatırlayın…

    Ülkeye turist olarak gelen ama yeterli parası olmayan, iş bulma çabaları sonuç vermeyen ve hırsızlık yapmak zorunda kalan insanları aklınıza getirin.

    Ülkemize çalıştırılmak için getirilen ama ondan memnun kalınmayınca kapının önüne konulup da adeta suç işlemeye zorlanan insanları unutmuş olamazsınız…

    Yani, ne demek mi istiyorum? Demek istediğim, kriz olmayan zamanlarda bile bu ülkede böyle olaylar yaşanıyor, çalışanlar istismar ediliyorsa, kriz günlerinde, birçok işyeri kapalıyken bunların hayli hayli olabileceğini söylüyorum.

    Kriz olmayan günlerde bile yasalara uymayan, işçileri perişan eden bazı işverenler, bu günlerde iş yapamamanın ve devletten destek görememenin öfkesiyle çok rahat çalışanını ödemeyebilir ve açlığa terk edebilir.

     “Gün işleyip gün yiyen” denilen gündelikçi işçilerin zaten aileleri ile birlikte büyük zorluklar yaşadığı haberleri daha ilk salgın günlerinden beri geliyor.

    Yani, dünkü mahkeme haberindeki iki işçilere inanmasanız, hırsızlığa kılıf uydurduğuna kanaat getirmiş olsanız bile, aslında bu haber, ileriki günlerde bu tür olayları daha fazla yaşayacağımızı gösteriyor.

     Eğer biz insanlara eşit şekilde ulaşamaz, salgından en az şekilde etkilenmelerini sağlayamaz, karınlarını doyuracak imkanı bile sağlayamazsak, soygun da olacak, hırsızlık da, gasp da...

     Salgından kurtulmaya çalışırken başka sorunlarla, sosyal patlamalarla uğraşacağız.

     Bu karmaşa içinde suçları işleyenlerin gerçekten aç kaldığı için mi bunu yaptığı yoksa en geçerli gerekçeye mi sığındığını aramaya veya anlamaya gerek var mı o zaman, ya da bize faydası olacak mı acaba?

     Hükümet, sektörleri ayırmadan eşitlikçi davranmalı, emekçiyi, çalışanı koruyacak yasaların uygulanması için normal zamandakinden daha fazla özen göstermelidir, aksi durumda hiç istemediğimiz, bizi çok üzecek durumlarla karşılaşacağız…

15/04/2020 14:51
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: ali baturay, ali baturay yazıları, koronavirüs, hırsızlık,
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.