Kurumları, belediyeleri batıranları cezalandıracak sistem kurulmadıkça bu tartışmaların hepsi boşuna

ads ads ads
09/12/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Aynı şeyleri konuşmaktan da tartışmaktan da yazmaktan da söylemekten de yorulduk gerçekten…

   Birileri göreve geliyor, ya bir bakanlığa, ya bir dairenin, ya bir kurumun ya da bir belediyenin başına…

   Gelen kişi, oraları zarara uğratıyor, istismarla, beceriksizlikle, öngörüsüzlükle, partizanlıkla darmadağın ediyor ve çekip gidiyor.

   Ya sonra? Sonrası yok, batan battığı yerde kalıyor, gelecek olan çeksin gaileyi…

   Peki, yalnızca gelecek olanın sorunu mu bu? Hayır, memleketin, halkın sorunudur…

   Birileri geliyor mahvediyor, mağduriyeti de vatandaş yaşıyor, üstelik o batırılan yeri tekrar yüzdürmek için halkın paraları da gidiyor…

   Ne güzel değil mi? Geliyor birisi veya birileri, şu veya bu sebeple devraldığı yerleri darmadağın ediyor, sonra da ceketini alıp gidiyor.

   O ne âlâ memleket… Peki, hesap sormak yok mu? Yok, sorulmuyor, kimseye hesap soran yok.

   O nedenle benzer şeyler sık sık tekrarlanıyor.

   Hâlbuki denetim kurumlarımız da var… Sayıştay mı istersin, Ombudsman mı istersin, Başbakanlık Denetleme Kurulu mu istersin, Maliye Teftiş Kurulu mu istersin?

   Bakın kaç tane denetleyici kurum saydım… Bu kurumların başkanı, personeli var, bu insanlar emek ediyor, araştırmalar yapıyor, ortaya rapor çıkarıyor ama o kadar.

   Bu yapılan çalışmalar, ortaya çıkarılan raporlar işe yaramıyor, bunun sorucunda birileri cezalandırılmıyor, birilerinden hesap sorulmuyor…

   Ne batan belediyelerde, ne batan kurumlarda, ne de işlevsiz hale getirilen dairelerde sorumluluk alan var. Sanki de her şey kendiliğinden oluyor, orada birileri buna sebep olmuyor.

   Ülkede bu dediklerimin yıllardır çok örneği var ama en son tartışma konusu olan kurumumuz; Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK)…

    Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, dün düzenlediği basın toplantısında akaryakıt sorunu ve KIB-TEK’teki sorunlarla ilgili bilgiler ve veriler ortaya koydu.

    Şimdi size basın toplantısında ortaya konulan verileri tekrarlayacak değilim, zaten iki gündür haberleri medyadan takip ediyorsunuz ama özet olarak ortaya çıkan şu ki; ciddi bir borç yükü altında olan ve zararına üretim yapan KIB-TEK, batmak üzere.

    Hatta artan borçlarını ödeyemeyen, alacaklarını tahsil edemeyen, yatırım yapamayan kurum kimilerine göre battı…

    Peki, hem akaryakıt sorunu hem de KIB-TEK’teki sorunlar neden olmuş acaba?

    Her iki sorun için de zamanında gereken tedbirler alınmamış, böyle olunca da sorunlar altından kalkılamamış.

    Bu tedbirler neden alınmamış? Çünkü vatandaşa şirin görünmek için zamanında daha az yapacakları zammı yapmamışlar, diğer başka tedbirleri almamışlar, oralarda iş ekonomik akıldan yoksun bir hale dönüşmüş.

   Düşünebiliyor musunuz, şu anda elektrik 20.16 TL’ye mal ediliyor ama halen 97 kuruştan satılıyor…

   Kurum, her gün milyonlarca TL zarar ediyor ve bu zararlar nedeniyle hareket edemeyecek hale geldi.

  Tabii yalnızca popülizm değil sorun, iş bilmezlik, beceriksizlik, ihmal, istismar da var.

  Bunları ben demiyorum, Sayıştay raporları ve diğer denetleyici kurumların raporları söylüyor.

  Hatta bunları dün Başbakan Faiz Sucuoğlu ve Ekonomi Bakanı Sunat Atun da söylemiştir.

  Başbakan Sucuoğlu’nun akaryakıt ve KIB-TEK sorunlarının, önceki hükümet döneminde çözülmesi gerektiğini söylemesi, Ekonomi Bakanı Atun’un da basın toplantısında tablolar vererek, kimlerin zamanında KIB-TEK’in zarara uğratıldığını, kötü yönetildiğini açıklaması birçok kişiyi şaşırttı.

   Geçmiş iki hükümette de UBP vardı, yani bu açıklamalar kendi partisini de eleştirmek, kendi partisinden arkadaşlarını da suçlamak anlamına geliyor. Hatta bu söylenenler bir özeleştiri yani kendi kendini eleştirmek olarak bile kabul edilebilir.

   Her ne kadar Sayın Sucuoğlu, “Suçlamadık, durum tespiti yaptık” dese de aslında bir suçlama, adres gösterme var bu açıklamalarda.

   Pek alışık değiliz böyle şeylere ama belki de böyle olması da iyidir… Zaten onlar söylemese de toplum olanları görüyor. Ha görüyor da bir şey mi oluyor, o ayrı bir konu.

  Ancak bana göre, kendi arkadaşlarını ve hükümette ortalık yaptıkları diğer partilerin üyelerini bu hataları yaparken içeride uyarmaları gerekirdi. Hatta büyük kavga vermeliydiler, engellemeliydiler yapılan yanlış işleri, saçmalıkları, ekonomik akıldan yoksun icraatları…

   Gerçi geçen azınlık hükümeti, kuruluşundan bozuluşuna kadar küçük ortaklarla büyük ortağın kavgası, küçük ortakların şantajlarıyla geçti. İşte bugün eleştiri yapan iki bakan ve daha fazlası, bu şekilde giden bir hükümetin devam etmesini engellemeliydi.

   Bir yıla yakın görevde kalan azınlık hükümeti taş üstünde taş bırakmadı, işte bugün bunu Başbakan ve Ekonomi Bakanı da söylüyor bir şekilde.

   Bugün mecliste muhalefet, hükümeti topa tuttu, geçmiş iki hükümette de UBP’nin olduğunu ve bu şekilde şikâyet etmenin ya da suçlu için adres göstermenin kendilerini temize çıkaramayacağını, kurtaramayacağını söyledi. Haksız da sayılmazlar…

   Basın toplantısında Sunat Atun’a soruldu, “peki sorumlu olanlar nasıl cezalandırılacak?” diye. Sayıştay raporlarının nasıl değerlendirilip, yargı yolunun nasıl açılacağını kısaca anlattı Atun ama herkes de biliyor ki hiç de böyle bir süreç olmayacak. Eskiden olmadığı gibi yine olmayacak.

    Basın mensupları biraz sıkıştırınca Sayın Atun bu kez de ilgili kişilere cezayı halkın keseceğini söyledi. Yani, sorumlu kişilerin sandıkta cezalandırılacağını ima etti.

   Biz çok iyi biliyoruz ki o da olmayacak, halk başka kaygılar ve beklentilerle aynı kişileri yine seçecek ve kimse cezalandırılmayacak. Ortada “bir kurumun; nereden, nereye nasıl geldiği, nasıl batırıldığı acı öyküsü” ile “bir ülke nasıl akaryakıtsız günler yaşar” acı hikâyesi kalacak…

  Birileri darmadağın edip gidecek, seçim sonrası astronomik bir elektrik fiyatıyla karşı karşıya kalacağız ve bizim vergilerimizle batan şirket yüzdürülmeye çalışılacak.

  Başbakanın ve bakanın bu konulardaki açıklamaları, mecliste yapılan tartışmalar, muhalefetin yaptığı çok sayıda eleştiri ve suçlama, şu anda benim yaptığım gibi, medyada yapılan haberler, yazılan köşe yazıları, programlarda söylenenler sanki suya yazılmış gibi olacak ya da buharlaşıp gidecek.

   Sorumlular cezalandırılmadığı sürece bu kısırdöngü sürecek, eskiden olduğu gibi. Böyle olunca her şey anlamsızlaşıyor, ne kurumlara, ne hükümete, ne devlete saygı ya da güven kalıyor. Ne acı değil mi? Devlet de ilelebet yaşayacak bu arada…

 

 

DİĞER YAZILARI
09/12/2021 19:37
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Kurumları, belediyeleri batıranları cezalandıracak sistem kurulmadıkça bu tartışmaların hepsi boşuna
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.