Kuzey Kıbrıs 1920’li yıllara geri mi dönüyor?
30/01/2012
Çiğdem Dürüst
Yazıya başlamadan velilere bir sorum var:
Çocuklarınıza en çok neyin zararı dokunur? Yarıyıl notlarını öğrenemeyip, karnelerini almamaları mı yoksa 2012 yılından 1930’ların gerisine götürülmeye çalışılan milli eğitim sistemine duyarsız kalıp, eğitim sistemimizin Atatürk İlkeleri’nin kabulünün gerisine taşınmasına seyirci kalmak mı?
Bu sonuca nereden geldiğimi merak etmediğinizden eminim. Hem sendikanın dönem sonu için planladığı eylemden haberdarsınız hem de eğitim sistemimizde meydana gelen irticai çalışmalardan. (İrtica sözcüğünün ne anlama geldiğini merak edenler için tanımını yaptıktan sonra devam etmek gerektiğini düşündüm: İrticai faaliyetlerde bulunanlar, toplumun sahip olduğu çağdaş değerleri reddedip akla ve bilime aykırı eylemlerde bulunarak çağ dışı bir düzeni geri getirmeye çalışırlar. Her türlü gelişim, değişim ve yeniliğe karşı tavırlı olmak irticanın en önemli özelliğidir.
Kuzey Kıbrıs’ta irticayı çağrıştıran neler olduğunu bilmeyeniniz yok değil mi?
İmam Hatip açıldı!
Okullara ve okul kütüphanelerine İslamcı anlayışı pekiştiren nitelikteki dergi, kitap ve broşürler, Milli Eğitim Bakanlığı eli ile değil, doğrudan İstanbul’dan geliyormuş. İslam dinini veya dinler tarihini öğreten ve kültürlerin oluşumunda dinin yerini pekiştirmeye katkı koyan bir anlayıştan değil, doğrudan şeriatçı anlayışı pekiştiren bir anlayışın eserlerinden bahsediyorum. (Karşı duruşumuzdan da bundan değil midir zaten?)
Karpaz’da kız öğrenciler ile erkek öğrencilerin aynı sınıflarda eğitim almasına engel olmaya çalışan bir grup velinin, okul idaresi ile bakanlığa bu taleplerini götürdükleri ile ilgili yayınlanan haberler de daha bu dönemin başındaydı. Bu yayınlara herhangi etkili bir yayına da rastlanmadı sonrasında…
***
Tüm bu olup bitenlere sendika karşı durmayıp da ne yapsaydı? Karşı durmaz, direnmezse, yarın öğretmenliğin vicdani sorumluluğu altında ezilip, suçlanmaz mı? Elbette tehditlere, engellere boyun eğmemeli. Elbette bu aydın ve ilerici yolunda ilerlemeli.Hatta ilerlemesine destek olunmalı. Osmanlı ile çöken şeriatçı anlayışın ardından kabul edilen laiklik ve devamındaki eğitim çağdaş anlayışını bırakmak ve yeniden bilimsel eğitimden kopuk bir sistemin içine, sübjektivitenin, dogmatizmin egemen olduğu hastalıklı zihniyetleri sızdırmaya çalışmaya gerçek eğitimciler elbette karşı duracaklar.
Karşı durmazlarsa suçludurlar!
Sağlıklı gelecek nesillerin yetiştirilmesinin sorumluluğu bizim ülkemizde çoğu Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası üyelerinin oluşturduğu kitlenin sorumluluğudur. Bu sorumluluğu çok iyi benimsemişler ki, harekete geçmekte bir dakika gecikmemişler.
Aydın ve ilerici nesiller yetiştirilmesine engel olunuyor diyen örgütlü öğretmen hareketini tehdit edenlerin, onları çeşitli cezai yaptırımlarla korkutmaya çalışanların, kınayanların sorgulanmaması ne kadar da garip değil mi?
Öğretmenlerimiz yasaları ve anayasayı uygulattırmak için eylemler yapıyorlar. Gericiliğe ve tehlikelerine işaret ediyorlar. Oysa karşılarında sadece bir grup gerici destekçisi veliyi değil, bakanlığı da buluyorlar.
Yürekler acısı!
***
Neymiş? Çocuklar karnelerini alamadıkları için üzülüyorlarmış, notlarını öğrenemedikleri için duyguları inciniyormuş…
İddia ediyorum: Bunu söyleyenler daha da cahil! Çünkü eğitim sistemini sadece bir karne gününe yönelik kurgulayan ve dönem boyu öğrendiklerine değil, notlarına ve karnesine endekslenmiş bir eğitim duygusallığı içinde olan çocukların da onların velilerinin de bir defa daha gözden geçirilmesi gerekiyor.
***
Kim bu veliler? Profilleri incelensin! Kuzey Kıbrıs Türk Milli Eğitim sistemini tekeline almaya çalışan, bu anlayışa destek çıkıp hükümetin içine kadar etki alanı oluşturmayı başaran bu veliler kim?
Çağdaş ve laik eğitim anlayışı için meslek yaşamlarını ve toplumdan tepki toplamayı göze alan cesur öğretmenlerin karşısına gerici ve İslamcı bir anlayışı koymayı isteyen birilerinin çıkması sanıldığından daha önemli ve şüphe uyandırıcıdır.
2012 yılında 1930’lu yıllara dönüşü destekleyen velilerin nasıl, nereden oldukları ve bu memleketin çıkarlarını ne kadar savundukları araştırılmalı.
Anayasal haklarını, anayasaya ve yasalara karşıt bir uygulamaya engel olmak için kullanmaya çalışılan öğretmenlere softa korkutması uygulayanlar kimler?
Göreceksiniz! Günün sonunda asıl yargılanması gerekenler onlar olacak!
Anlayacağınız Şubat tatili de gümbür gümbür geliyor.
Yoksa gidiyor mu demeliydim? Bir asır gerilemek çok azımsanamaz ne de olsa…
- Dikiverin iki tane de şuracığa
- Vizyonsuzluk arabacılığa benzemez
- Fiilerin ezdiği otsun!
- Beni sözümden döndüren fransız ihtilalidir
- Eylem bahane tatil şahane
- Rahmetli nenem iktidara talipti…
- Hükümet hırsız mı kızgın mı?
- Haydi BES iş başına!
- Her konuda herkes ahkam kesemezmiş
- Haydi sarayda tencere çalmaya
- TÜM YAZILARI için tıklayınız

















































































































































