HABER KIBRIS

“La Havle Vela Kuvveti İlla Billah!”

ads
21/12/2017


ads

Eşref Çetinel


Şimdi “hatırlatacağız” diyerek adlarını yazacak değiliz.. Hatta Kıbrıssiyasi sorununa bulaşmış kaç BM’ler genel sekreteri geldi gitti onu da yazmayacağız! Çünkü abese kürek çekmek istemiyoruz!

Bu genel sekreterlerin arasında Kıbrıs’ı İngiliz kolonisinden “Kıbrıs Cumhuriyetine” dönüştürme çabalarına katılan da vardı, (U Thant) 1974 Barış Harekâtı sonrası adanın Kuzey Güney olarak iki bölgeye ayrılmasına cevaz vereni de vardı (Kurt Waldheim)  2004 de sorunu Referanduma götürmeyi başaran “Annan” gibileri de vardı (Kofi Annan) gibileri de vardı…

SON dönemlerdeki BM’ler genel sekreterlerini zaten biliyorsunuz.. Annan’dan bu yanadır Ban Ki Moon, ardından  Antonio Guterres… Öncesinde akıllarda kalan Gali falan vardı… Şimdilerin maestrosu ise Guterres! Kıbrıs Türk solunun yıldızı! Ayni zamanda “planıyla çözüm umudu!”

NİTEKİM seçim kampanyası başlayalı beridir bazı partilerimiz    “Kıbrıs sorununu” programlarının arasına sıkıştırmak gereğini duyduklarında diyorlar ki “Guterres planı masadadır!”

Tabi “kırk üç yıldır bir kez de sizin çözüm planlarınız masada olsa kıyamet mi kopar” diye sitemde bulunmayacağız!

       BM’ler ve AB üyesi olan Güney Rum yönetimi tüm adanın devleti muamelesini görürken, ayni örgütlerin  öncelikle Türkiye tarafından işgal altında tutulduğunu iddia ettikleri Kuzey’i, “tanımamak” bir yana; “federasyonla” Rum devletinin altına “muhtar bir yönetim” olarak sokuşturmaya çalıştıklarına da hiç aldırmayacağız!

Rum, nüfusu ve mülkü ile Kuzey’e dönüş hakkını kazanırken, Türk’ün coğrafyasıyla birlikte biraz daha küçüleceğini de görmezden geleceğiz!

“İki bölgeli, iki toplumlu” oluş esası “birleşik Kıbrıs”a dönüştürülürken Rum’un bugüne kadar siyasi eşitliğimizi kabul etmediğini hiç hatırlatmayacağız!

       Rum tarafının çözüm müzakerelerini sürdürürken bir yandan da Rusya, Mısır, İsrail gibi ülkelerle askeri anlaşmalar yapmasının garabetine hiç şaşmayacağız!

Kuzey’e uygulanan ambargolar altında nasıl barışçı çözüm müzakereleri yapıldığının saçmalığıyla siyasi aptallığına hiç dikkat çekmeyeceğiz!..

Ve  diyeceğiz  ki  “yaşasın Guterres planı!”

Kardeşim sizin hiç mi bir çözüm planınız olmayacak? İlle de dıştan, BM’lerden, Güney’den, AB’den dayatmalı planların peşinde mi koşacaksınız? “Lâ havle vela kuvvete illa billah!”

**********

SEÇİMLER HANGİ TOPLUMSAL FAYDAYI SAĞLAMAKTADIR?

Muhalefet iktidara gelmek için kampanyasını sürdürürken, iktidar partisi de  “iktidarını” korumak için mücadele edecektir..

Ancak DP ile iktidarda olan UBP’nin erken seçime giderken, seçmene daha doğrusu Kıbrıs Türk halkına, “bu seçim sonrasında önceliğimiz ekonomi olacaktır” açıklaması yapma hakkı var mıdır?

       Yahut Sağlıkta tüm sorunlar ortadan kalkacak vaadinde bulunabilir mi?

Yada çok yeniymiş yahut bir buçuk yıldır iktidarda değilmiş gibi “yerel yönetimler reformları gündeme taşınacak” sözünü vermeleri çok olağan bir vaat mi?

Veya Amerika’yı yeniden keşfeder gibi “yüksek öğrenimde sadece sayı değil,  kalite odaklı hedeflere de ulaşılacaktır” denmesi hele bundan sonrası için ne kadar inandırıcıdır?

YUKARIDAKİ tüm vaatleri ve benzerlerini  seçim propagandası nedeniyle açıklayıp vaat eden  memleketin başbakanı Özgürgün’dür! Hatta vaatlerinde artık yılan hikâyesine dönmüş “internet erişimi” de vardır, “reformlar” da vardır, “alt yapılar, engelsiz yaşamlar” falan da vardır…

       NE var ki geriye dönüp KKTC’e sadece Özgürgün hükümetiyle değil, öncesi hükümetlerle de baktığımızda büyük bir sukûtu hayale uğruyoruz ve diyoruz ki  “keşke seçime vaatsiz gidilse! O zaman, “neden sorunların çözümü yerine sürekli sorunlar kamburuna kambur eklendiğinin hayıflanmasında vizilemezdik!

OYSA özellikle son zamanlarda üst üste  gelen erken seçimler hem hükümet programlarının uygulanmasının önüne set çekmekte hem  son zamanlarda artık çok daha aleni  ve utanmazlığa varan tutumlarda arazi spekülasyonlarından kredilendirmelerle vatandaşlıklar dağıtmalara kadar   silsile halinde yoğunlaşan aksi büksü olaylar toplumu fena halde huzursuz etmektedir..

       Gitgide daha çok “mütegallibe” yaratılırken, kanunsuz olaylar korku verici şekilde artmaktadır!  Artık gazeteler orta sayfalarına kadar  “uyuşturucu, trafik kazaları, pislik, sirkat, darp gibi günlük yaşamların olağan süreçleri haline gelmiş haberleri  yayıyorlar..

BU nedenle cafcaflı vaatler inandırıcığını yitirmiş ki insanlar “her şeyden vaz geçtik. Biraz huzur, biraz düzen, biraz temizlik, biraz tertip, biraz daha denetim… Bize yeter de artar bile demekte!

KKTC’e yazık günah oluyor. Her şeyi Ankara’dan bekler duruma geldik! O zaman neden seçim yapıyoruz. Gelsin oradan bir vali yönettsin bizi!                                                                                         **********

       KISACA TAKILDIKLARIM: (HİKMETİ KENDİNDEN MENKUL!)

DAÜ üniversitesinin kurulduğu ve KKTC’de bir başka üniversitenin de olmadığı  o ilk yıllarda  TC’den  gelen öğrenciler gerçek ifadesiyle “zengin çocuklarıydı” ve  beraberlerinde arabalarını da getirirlerdi! Hani şu “ZZ plakalı arabalar”

Memlekette ilk kez trafik terörüyle işte o dönemlerde tanıştıktı! ZZ plakalı arabalar gördükte kaç kaçana olurduk korkudan!

Sonra, çözüm olmadı ama memleket büyüdü. Tabi sosyoekonomik yahut alt yapı yönünden falan değil! Hormonlu enginarlarla karpuz ve hıyarlar gibi işte! Şişindik genişledik, gösterişli çok katlı binalarla   gözlere sürme çektik ama sürekli artan arabalara o çarpık yapılaşmalar sonucu “yol yapacak yer de bırakmadık, zaten yol da yapmadık”

İşte o devrelerde “Trafik kazalarını Önleme Derneği Başkanı” olduydu Dr. Mehmet Avcı. Geçen gün baktım trafik kazalarına  bakıp bakıp diyor ki “Geri kalmış bir ülke örneği gösteriyoruz!…”

       Onca yıllık “Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanlığınız” sayesinde efendim!

Bu habere tepkiniz:
TAGS: “La Havle Vela Kuvveti İlla Billah!”, Eşref Çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems