Levent Kutay yazdı: BM’nin Yeni Formülü, Kıbrıs karşılığında Avrupa mı?
15/06/2026
Güney Kıbrıs basınında dün iki önemli yazıda, önemli ipuçları vardı…
Nikos Hristodoulidis’in Kathimerini demeci ve Kostas Venizelos’un Filelefteros’taki haber/yorumu…
İkisinin ortak özelliği, Türkiye’nin AB sürecine atıf yapıyor olması ve AB’nin Kıbrıs Konusu’nda yeni bir temsilci atayacağı mesajı vermesidir…
Hristodulidis’in sözlerinde, Tufan Erhürman’ı neredeyse tamamıyla görmezden gelip, Türkiye’ye mesajlar vermesi ayrı bir yazı konusudur…
Kostas Venizelos’un Phileleftheros gazetesindeki son yazısı, Kıbrıs sorununda son dönemde yaşanan diplomatik hareketliliğin arka planına dair önemli ipuçları verdiğini söylemek gerekir…
Yazının merkezinde ise iki unsur öne çıkarılmış…
Türkiye-AB ilişkilerinin Kıbrıs sorunuyla ilişkilendirilmesi ve Avrupa Birliği’nin müzakere sürecine daha doğrudan dahil edilme çabası.
Venizelos’un iddiasına göre, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs konusunda alışılmışın ötesinde kişisel bir inisiyatif kullanıyor.
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile doğrudan temas kurarak Kıbrıs sorununda AB’nin nasıl daha etkili bir rol oynayabileceğini araştırıyor.
Yazıya göre, Kıbrıs müzakerelerinde Brüksel’in siyasi ağırlığının daha görünür hale getirilmesi hedefleniyor.
Bu çerçevede görevinden ayrılan Johannes Hahn’ın yerine yeni bir AB Kıbrıs Özel Temsilcisi atanması hazırlığı var…
Yeni temsilcinin doğrudan Avrupa Komisyonu Başkanı’na bağlı çalışacağı, Brüksel’in Kıbrıs dosyasına verdiği önemi gösteriyormuş…
Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in uzun süredir savunduğu yaklaşım da tam olarak budur.
Hristodulidis, Kıbrıs sorununu Türkiye-AB ilişkilerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeye çalışıyor.
Venizelos’un yazısı, bu stratejinin artık BM tarafından da desteklenmeye başlandığı yönünde bir iddia ortaya koyuyor…
Peki bu yeni yaklaşımın temel mantığı nedir?
Ankara’nın Avrupa Birliği ile ilişkilerinde ilerleme sağlamak istediği başlıklar, Kıbrıs sorununda ilerleme karşılığında bir teşvik mekanizmasına dönüştürülmek isteniyor.
Avrupa’nın yeni savunma mimarisinin önemli parçalarından biri olan SAFE programı, Türkiye bu yapının içinde yer almak istemesi, ancak Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın buna ciddi karşı çıkışı…
Özellikle Lefkoşa, çözüm olmadan Türkiye’nin Avrupa savunma mekanizmalarına dahil edilmesinin kabul edilemeyeceğini savunuyor.
SAFE’e paralel, AB içerisinde Türk vatandaşlarına yönelik daha esnek uygulamalar konuşuluyor
Kostas Venizelos’a göre en önemli konu ise Gümrük Birliği’nin güncellenmesi.
Avrupa ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi bugün 200 milyar euroyu aşmış durumda.
Güncellenmiş bir Gümrük Birliği hem Avrupa hem de Türkiye açısından ciddi ekonomik kazançlar sağlayabilir
Bu nedenle birçok Avrupa başkenti bu seçeneğe sıcak bakıyor.
Uzun süredir fiilen donmuş durumda olan Türkiye’nin AB üyelik süreci ise şimdilerle pek gündeme getirilmek istenmiyor
Her ne kadar tam üyelik perspektifi giderek zayıflasa da ne Ankara ne de Brüksel bu dosyayı tamamen kapatmak istiyor.
Tam da bu noktada ortaya kritik bir soru çıkıyor:
Türkiye bu başlıklarda ilerleme sağlamak karşılığında Kıbrıs konusunda yeni bir siyasi sürece girmeye hazır mı?
Venizelos’un yazısında verilen mesaj, BM ve AB’nin şu sıralar bu soruya olumlu bir yanıt bulmaya çalıştığı yönünde.
Temmuz sonu veya Ağustos başında yapılması beklenen gayriresmî 5+1 toplantısına kadar taraflar arasında yeni bir zemin oluşturulması hedefleniyor.
Ancak burada önemli bir çelişki de bulunuyor.
Rum tarafı AB’nin müzakere sürecinde daha aktif rol üstlenmesini isterken, Türk tarafı bunun müzakerelerin dengesini ciddi şekilde bozacağını düşünüyor, bunda da ısrar ediyor.
Ankara ve KKTC, Kıbrıs meselesinin BM parametreleri çerçevesinde ele alınması gerektiğini savunuyor.
Bu nedenle yeni bir AB temsilcisinin atanması ve Brüksel’in sürece daha görünür biçimde dahil edilmesi Türk tarafında soru işaretleri yaratıyor.
Brüksel’in Ankara’ya yalnızca baskı yapan değil, aynı zamanda somut teşvik sunan bir yaklaşım geliştirmesi sözkonusu olur mu?
Samimiyet testinin yanıtını yakında alırız…




























































































































































































