Şimdi ben belirlenen bu asgari ücrete sevineyim mi üzüleyim mi?

ads ads ads
23/12/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


sgari ücretin brüt 7 bin TL, net ise 6 bin 90 TL olarak belirlenmesinin ardından bir emekçi arkadaşım, “Şimdi ben bu habere sevineyim mi üzüleyim mi?” dedi.

   Ne ilginç değil mi? Tarihin hem yüzdelik hem de rakamsal olarak en yüksek asgari ücretine emekçiler sevinemiyor.

    İlginç olan iki şey daha var; Asgari Ücret Tespit Komitesi, daha önce hiç görmediğimiz bir şekilde ilk oturumda rakamı belirlendi ve de tarihte ilk kez asgari ücret devlette çalışan en düşük işçi maaşının üzerine çıktı. Tüm bunların bir seçim öncesine denk gelmesi “seçim rüşveti” kokusu veriyor…

   “Şimdi ben bu habere sevineyim mi üzüleyim mi?” sözünü duyar duymaz, “Aynı duyguları taşıyorum” dedim.

    30 yılı aşkın bir süredir özel sektörde çalışıyorum, yıllardır aynı şey oluyor. Emekçiler, bir taraftan asgari ücretin artmasını beklerler, diğer taraftan da işverenin “Ben ödeyemem personel çıkarmak zorundayım” demesinden, yani işsiz kalmaktan korkarlar.

    Hem maaş artışı bekleyeceksin hem de işsiz kalma tehlikesi yaşayacaksın.

    Bu ikisinin yan yana gelmesi ne tuhaf değil mi? Ancak maalesef bizim ülkemizde böyle…

    Bu ekonomik kriz günlerinde 7 bin TL ya da neti 6 bin 90 TL, çok büyük bir para değil aslında, rahat yaşayabilmek için bu miktar bile yeterli değildir, buna katılıyorum ama birçok işveren de bu parayı verebilecek durumda değildir.

    Bazı büyük şirketler karşılayabilir ama orta ve küçük boyutlu işletmeler, ödeyemez, ödeyemeyecek, işçi kıyımı olacak…

     Tarihin en yüksek asgari ücreti, işçiyi katledecek. Bir tarafın yani işçinin, insanca yaşaması için gerekli parayı, diğer taraf yani işveren ödeyemeyecek durumdaysa, varın bu ülkenin halini siz düşünün.

    “Ben bilmem efendim, ne yapıp edip ödeyecek” diyemezsiniz.

    Benim bir arkadaşım var, orta derecede bir mağazaya sahip, yanında 6 kişi çalışıyordu, Covid-19 salgınında işleri kötü gitti, tüm çalışanlarını üzülerek işten çıkardı, şimdi mağazada tek başına çalışıyor, dükkan kirasını bile ödeyemiyor.  

     İşletmeler bir bir kapanıyor, kapanmayanlar can çekişiyor, bu asgari ücreti birçok işletme ödeyemez, ödeyemeyecek.

    Sakın bana kızmayın, “Nasıl konuşuyorsun? Nasıl olur da desteklemezsin bu kararı?” demeyin.

    Desteklemediğim falan yok, keşke tüm işletmeler ödeyebilse de 10 bin TL olsa.

    Hatta 10 bin TL bile olsa bu aşırı döviz yükselişinde, bu pahalılıkta o bile yetersiz kalacaktır.

    30 yılı aşkın süredir özel sektörde çalışan birisi olarak, özel sektörde insanların nasıl çalıştığını, neler çektiğini çok iyi biliyorum.

    Çalışma yaşamının çağdaş ülkelerdeki gibi olmasını, emekçinin haklarını bir tamam alabilmesini, yaşayabilir bir maaşa sahip olmasını herkesten çok isterim.

    Hatta birçok insandan çok daha fazla istiyorum, buna emin olabilirsiniz.

    Ben yıllarca çok yoğun bir iş temposunda çok düşük maaşlarla çalıştım, halden anlarım.

    Ancak ben hayalperest değilim, ben gerçekçiyim, bu ülke KKTC… Bu ülke ne İsveç’tir ne Norveç ne de Hollanda…

    İlgili sendikanın sevincini, zafer kazanma edasını gördüm, ona destek veren diğer kamu sendikalarındaki arkadaşlarınkini de…

    Çok güzel şeyler söylüyorlar, kulağa hoş gelen şeyler, hatta insanca yaşamak için en az bu rakamın hatta fazlasının gerekli olduğu tespitleri de doğrudur.

    Ancak unuttukları bir şey var, kamuda yani devlet daireleri ve kurumlarında elde ettikleri sendikal haklarla, özel sektör çalışanının sözde elde ettiği hakları birbirine karıştırmasınlar.

      Devlet kadrolarında elde edilen haklar mutlaka uygulanıyor, yani tartışmasız elde ediliyor.

      Özel sektörde öyle bir şey yok… Bazı işletmelerin zaten ödeme gücü yok, bazı işletmeler de kendi büyük gücünü o hakları vermemek için kullanır.

       Özel sektörde “Ben bunu ödeyemem” diyen işletmeler haklı veya haksız anında işçi çıkarır. O işçiyi kim korur, kim arar, kim sorar? Kimse? Bugüne kadar arayıp sormadıkları gibi.

      Eğer asgari ücret son belirlenen rakamda kalırsa ve devlet destek programları hazırlamazsa işçi kıyımı olacak ve kimse de bir şey yapamayacak.

      Bir özel sektörde müdür olan arkadaşımı aradım, “Bu asgari ücreti sizin şirket ödeyebilecek mi?” diye sordum.

      Arkadaşım acı acı güldü, “Şaka mı yapıyorsun? Ben burada müdürüm, maaşım halen 7 bin TL’ye gelemedi” dedi.

      Yöneticinin, müdürün bugün bu parayı almadığı işletmede, personele bu paranın ödeneceğini düşünmek saflıktan öte bir durum olur.

      Bu durum elbette ülkenin ne kadar berbat bir durumda olduğunu gösteriyor.

      Gazeteci arkadaşım, sevgili Cenk Mutluyakalı, sosyal medya paylaşımında; “İşçinin ‘yaşayabileceği’ ücret, işverenin ‘ödeyemeyeceği’ rakama gelmişse bunun adı toplumsal iflastır” diye yazdı. Ona katılıyorum, çok güzel özetledi durumu, tam bir toplumsal iflas…

     Seçim öncesi işçiye, emekçiye bir kıyak yaptığını düşünüyorsa birileri ve de başka birileri, seçimi fırsat bilip “hak kopardım” diye seviniyorsa, yanılıyorlar, hiçbiri sevinmesin.

     Bu bozuk düzende kıyak yaptığını ya da hak kaptığını sananlar, aslında çok büyük kıyımın fitilini yaktılar.

     Eğer hükümet ciddi bir destek programı hazırlamazsa ya işten çıkarmalar olacak ya da kayıt dışı çalıştırmalar. Yerli istihdama destek fonundan söz etmiyorum, o uygulama buna merhem olamaz. Bazı işletmeler de personele yaptığı bu zammı hizmet veya ürün fiyatlarına yansıtacak. Yani ülkedeki pahalılığa daha da pahalılık katılacak…

     Ülkedeki birkaç iyi durumdaki zengin şirketi düşünerek karar alınmamalı, birçok işletme zordadır, bu parayı ödeyemezler. Biliyorum işveren her zaman “ödeyemem” demektedir ama bu kez gerçekten birçok işletme ödeyemez.   

     Bunları üzülerek yazıyorum, siz “yaptım, oldu” diyebilirsiniz ama öyle olmuyor işte, olmayacak… Bozuk düzen içine, bataklığa laleler, papatyalar, orkideler ekemezsiniz…

   Hem güçlü bir özel sektör yaratılmalıdır hem de çalışma yaşamı kurallarına riayet etmesi, istismar etmemesi sağlanmalıdır. Devlet kadrolarına verilen önemin yarısı özel sektöre verilse, çalışma yaşamı bu kadar perişan olmazdı.

     Ortada hiçbir tarafına bakmadığınız, ilgilenmediğiniz bozuk bir yapı var, üstelik de Covid-19 salgınıyla tam sarsılmış bir yapı. Hiçbir tarafına ellemediğin bu yapıya şimdi yüksek ücret belirleyerek faydalı olacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

     Ben bu rakamı işçiye layık görmediğimden değil, ülke gerçeklerini görmezden gelemediğim için böyle yazıyorum beni yanlış anlamayın.

     Diyeceğim o ki; kendi kendime sorduğum, “Şimdi ben bu habere sevineyim mi üzüleyim mi?” sorusunun cevabı şu; maalesef sevinemiyorum, sonraki kötü sonuçlarını şimdiden görebildiğim için…

DİĞER YAZILARI
23/12/2021 08:22
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: ali baturay, yazar, haberkıbrıs, 2021,
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.