Advertisement

Advertisement

Malta’dan Kıbrıs’a doğru esen rüzgar

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
22/09/2013


Serhat Kotak Serhat Kotak


Son dört günü hem KKTC’den hem de güneyden davet edilen siyasi parti ve sivil toplum örgüt temsilcileri ile beraber Malta adasında geçirdik. Etkinliğin amacı yeni başlayacak müzakere sürecine hazırlanırken iki liderin dışında olan ama kendi halkları üzerinde etkisi olan bu kitleleri bir araya getirerek sürece yardım için fikirler üretmekti. UNDP tarafından ENGI isimli dünya üzerindeki Kıbrıs konusu gibi sorunların çözülümü için çalışan bir İngiliz STÖ’sü aracılığı ile gerçekleştirilen etkinliğe USAid ve İngiliz Dışişleri de finansal katkı koymuş. Kısaca bu girişime BM, ABD ve Britanya tarafından gereken destek verilmiş. Özellikle ABD bu girişime direk destek verirken daha önce çeşitli ortamlarda Büyükleçi Koenig’in defalarca vurguladığı “artık Kıbrıs sorununun çözümü için ABD daha aktif bir rol izleyecektir” söyleminin ne kadar gerçek olduğunu açıkça gösterdi.

Orada bulunduğumuz süre içerisinde odaklanan noktalar ise katılımcılık ve şeffaflık idi. Yani çözüme doğru adımlar atılırken her iki toplumdan da katılımcılık oranını artırırken müzakereler ve olası çözümle ilgili bilgi paylaşımının daha büyük kitlelere ulaşması. Tabi sorgulanması gereken konu kırk yıldır süregelen müzakerelerin katılımcı veya yeteri kadar şeffaf olmadığından mı sonuç vermediğidir. Bence bu çok da gerçekçi bir analiz değildir aslında.

Malta’ya ilk gidişimdi. Akdenizin ortasında küçücük bir ada. Hani Kıbrıs iki ayrı devleti barındırmak için çok küçük diyenler var ya? Bırakın Kıbrıs adasının büyüklüğünü, KKTC ile bile kıyaslandığında “küçücük” diyebileceğiniz bir ülkeden bahsediyoruz. Yüzölçümü 316km2. KKTC’nin yüzölçümünün 3.355 km2 olduğunu vurgularsak Kıbrıs adasının iki devlet için hiç de küçük olmadığını açıkça görebiliriz sanırım.

Havaalanından otelimize giderken bazı şeyler ilgimi çekti. İlk bakışta onların da aynen bizim gibi plansız, çarpık yapılaşmadan nasiplerini aldıklarını fark ettim. Ancak bunun yanında yolların tertemiz olduğu da dikkatimi çekti. Turizm sezonunun kapandığını söylemişlerdi ve özellikle akşamları yolların bomboş olduğunu gözlemleyince bunun gerçek olduğunu anladık. Tarihi binaların restorasyonu konusunda çok iyi işler yapmış Maltalılar. Bizden ilgili dairelerden seçilecek kişilerin oraya resmi kapasitede gönderilmesi ve kültürel hazinelerimiz arasında olan kale ve eski binalarımızın restorasyonuna nasıl yaklaşabileceğimiz konusunda bilgi alışverişinde bulunmaları yararlı olabilir diye düşünüyorum.

Turizm açısından bakıldığında bence KKTC’nin Malta’ya fark atması gerekir. Onların kıyıları genelde kayalık ve ülkenin küçük oluşu kalabalık bir his veriyor. Çok da boş alan kalmamış. Etrafa baktığınızda da yeşil bitki örtüsü yerine daha fazla kayalıklar arasında babutsa ağaçları fark ediyorsunuz. Dönerken bir kavanoz babutsa reçeli almayı da ihmal etmediğimi de belirteyim. Babutsayı güzel bir şekilde değerlendirmişler…

Malta’ya ulaştığımızda otele yerleştikten sonra bir gün önce de iki ülkenin işadamlarından seçilen gurupların bir araya geldiklerini öğrendim. Ticaret Odaları da en yüksek düzeyde temsil edilmişlerdi. Kıbrıslı Türk işadamları ile konuştuğumda temaslardan gayet memnun oldukları izlenimini edindim.

Benim tüm etkinlikten edindiğim izlenime gelince şu andan itibaren yeni sürecin hızla gelişeceğini söyleyebilirim. BM, ABD ve Britanya bu işi çözüme ulaştırana kadar zorlayacaklar gibi görünüyor. Ancak Rum tarafından çıkan sesler de garip. Örneğin müzakerecileri Mavroyannis hala daha Türkiye ile direk temastan bahsetmekte. Yani Anastasiades Kıbrıslı Türkleri hala daha kaale almamakta ısrarlı.

Tam da bu noktada orada tanıştığım Rum STÖ ve siyasi parti temsilcilerinden güneyde pek de bir şeylerin değişmediğini açıkça gözlemledim. İlk sabah ikinci sözü alan bayan Türkiye’nin işgalciliğinden bahsedip daha ilk andan soğuk bir rüzgar estirirken bir siyasi parti temsilcisi de Türkiye’nin garantörlüğü ortadan kalkmazsa Kıbrıslı Rumların kesinlikle çözüme evet demeyeceğini vurguluyordu.

Yani bir tarafta “anlaşmalısınız” diyen dış güçler, diğer tarafta da hala daha ayni kafada devam eden Rumlar. Önümüzdeki sürecin Kıbrıs Türkü için hiç de kolay bir dönem olmayacağı görünüyor… 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Malta’dan Kıbrıs’a doğru esen rüzgar, Serhat Kotak, Kudret Özersay, Kıbrıs Haberleri
MANŞETLER

HK Serhat Kotak

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.