Mete Feridun: Faiz yasası kredi maliyetlerinin yükselmesine yol açabilir

Eski Bank of England uzmanı Prof. Dr. Mete Feridun: “Faiz yasası kredi maliyetlerinin yükselmesine yol açabilir”

ads
ads
07/07/2020
HK

ads ads
Mete Feridun: Faiz yasası kredi maliyetlerinin yükselmesine yol açabilir

Prof. Dr. Mete Feridun, geçtiğimiz hafta Meclis Genel Kurulu’ndan geçen ve “Faiz Yasası” olarak bilinen Tüketici Kredileri Yasası’nı tüketiciler açısından kredi süreçlerini daha şeffaf hale getirecek olması bakımından olumlu bulduğunu, ancak söz konusu yasanın kamuoyuna özellikle sosyal medya üzerinden “artık yüksek faiz devrinin sonu gelecektir” şeklinde açıklanması ve bu yönde bir beklenti yaratılmasını doğru bulmadığını söyledi.  Feridun, söz konusu yasanın bankalar açısından kredi fiyatlama süreçlerini olumsuz etkileyebilecek bir takım maddeler içerdiğini söyleyerek, bu nedenle yasanın faiz marjlarının yükselmesine veya kredi vadelerinin kısalmasına yol açabileceğini vurguladı. Feridun, bu nedenle hükümet yetkililerinin yasaya ilişkin olarak yapmış oldukları açıklamalarla tüketicilerin kredi faizlerine ilişkin algı ve beklentilerini daha doğru ve gerçekçi bir şekilde yönetmeleri gerektiğini vurguladı.

 

Feridun’un yazısı şöyle:

 

Tüketici Kredileri Yasası’na olan ihtiyaç büyüktü

Bilindiği gibi uzun yıllardan beridir ülkemizde birçok kredi müşterisinin ödeme şansı olamayacak şekilde borçlandırılmakta olduğuna dair sürekli olarak gündeme çeşitli tepkiler gelmekte ve bu sorunun giderilmesine yönelik olarak bir yasal düzenleme yapılması uzun yıllardır sürekli olarak gündemdeki yerini korumaktaydı.

Özellikle mevcut bankacılık yasasının kredi faizleri konusunda yetersiz kalması nedeniyle ülkemizdeki tüketici kredilerinde borç-alacak ilişkilerinde yaşanan sorunların giderilmesi açısından kapsamlı bir yasaya büyük ihtiyaç vardı. Bu bakımdan, geçtiğimiz hafta Meclis Genel Kurulu’ndan geçen ve “Faiz Yasası” olarak bilinen Tüketici Kredileri Yasası için geç bile kalınmıştı. Dolayısıyla, öncelikle önce söz konusu yasanın hazırlanmasında emeği geçenleri kutlamak ve teşekkür etmek gerekmektedir.

 

Kredi faizlerine ilişkin beklentiler gerçekçi şekilde yönetilmeli

Söz konusu yasa, kamuoyuna lanse ediliş şeklinin bana göre yanlış olmasına ve bazı maddelerinin bankalar açısından belli başlı sakıncalar içermesine rağmen, tüketiciler açısından kredi süreçlerini mutlaka daha şeffaf bir hale getirerek bankalarla kredi müşterileri arasındaki ilişkileri daha sağlıklı bir zemine oturtacaktır. Hükümet yetkililerinin bu yasaya ilişkin olarak yapmış oldukları açıklamalarla tüketicilerin kredi faizlerine ilişkin algı ve beklentilerini doğru ve gerçekçi şekilde yönetmeleri koşuluyla bu yasa vatandaşın bankacılık ve finans sistemine güvenini kuvvetlendirecek ve toplumun bazı kesimlerinde bankalara karşı oluşmuş olan olumsuz bakış açısını da belli ölçüde yumuşatacaktır. Dolayısıyla, bu açıdan bakıldığı zaman yasanın geçmesi elbette ki olumludur.

 

Faiz yasası tüketici kredisi faizlerinin düşmesine yol açmayabilir

Söz konusu yasa tüketici kredilerinin faizlerinin yükselmesine neden olabileceğinden kamuoyunun kredi faizleri konusundaki genel algı ve beklentilerinin mutlaka doğru şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, söz konusu yasanın bazı hükümet yetkilerince kamuoyuna özellikle sosyal medya üzerinden “artık yüksek faiz devrinin sonu gelecektir” şeklinde açıklanması ve tüketiciler arasında bu yönde bir beklenti yaratılmasını doğru bulmadığımı belirtmek isterim.

Söz konusu yasanın geçmesinin ardından bankaların ihtiyatlı davranarak kendi marjlarını yüksek belirlemeleri halinde, özellikle konjonktürün değişeceği ve KKTC Merkez Bankası’nın referans faiz oranını yüksek belirleyeceği dönemlerde tüketici kredilerine ilişkin faiz oranları beklentilerin çok daha üzerinde bir seviyeye ulaşabilecektir. Söz konusu yasa elbette ki önemli düzeyde bir şeffaflık sağlayacak ve kredi müşterileri açısından ortaya çıkabilecek kötü sürprizleri önleyecektir. Ancak, kamuoyunda yaratılmış olan algının aksine bu yasanın sonucunda bankaların gerek sabit faizli, gerekse değişken faizli kredilere ilişkin belirleyecekleri oranları tüketicilerin beklentilerini karşılamayabilir.

 

Faiz yasası kredi faizleri üzerinde beklenilen etkiye yol açmayabilir

Söz konusu yasa elbette ki kredi sözleşmelerinin tüketiciler açısından daha net olmasını ve kredi marjlarının açık bir şekilde anlaşılmasını sağlayarak sonradan ortaya çıkabilecek bir takım olumsuz gelişmeleri büyük ölçüde önleyecektir. Ancak, ortada bankaların hedeflemiş oldukları kar marjlarını uygulamaya devam etmemeleri ve tüketici kredileri için belirleyecekleri toplam kredi faizlerini düşürmeleri için somut bir sebep yoktur. Hatta, bana göre söz konusu yasa tüketici lehine şeffaflık açısından bir takım avantajlar sağlasa da, günün sonunda kredi maliyetlerinin yükselmesine veya kredi vadelerinin kısalmasına yol açabilecektir.

Bu açıdan bakıldığı zaman, söz konusu yasa hazırlanırken bankacılığın temel prensiplerinin ve özellikle bankaların kredi fiyatlama sürecinin nasıl çalıştığının pek göz önünde bulundurulmamış olduğu veya bu konuda uzman görüşüne başvurulmamış olduğu gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Benim edindiğim izlenim, yasayı hazırlayanların bütün iyi niyetlerine ve gayretlerine rağmen yasayı sanki biraz aceleye getirerek hazırlamış oldukları şeklindedir. Nitekim, basına yapılan açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla söz konusu yasa Bankalar Birliği’nin görüş ve önerileri dikkate alınmadan karara bağlanmıştır. Hatta Bankalar Birliği’nin Yasa tasarısının meclise gideceğini “tesadüfen” öğrendiği ifade edilmektedir.

Bana göre, sadece tüketiciler açısından değil bankacılık sektörü açısından da büyük önem arz eden bu yasanın sektörün görüşleri yeterince dikkate alınmadan ve bütün paydaşlarla gerekli uzlaşı sağlanmadan geçirilmiş olması bana göre doğru olmamıştır. Basındaki haberlerden anlaşıldığı kadarıyla bu süreçte söz konusu yasaya Merkez Bankası da katkı koymuştur. Ancak, daha önceki yazılarımda da ifade etmiş olduğum gibi, bankacılık düzenlemelerinin meclisin, yani siyasetçilerin, değil gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bağımsız ve konusunda uzman finansal düzenleme otoriteleri tarafından belirlenmesini sağlayacak yapısal reformların gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

 

Faiz yasası kredi faizlerinin yükselmesine veya vadelerinin kısalmasına yol açabilir

Söz konusu yasa kapsamında kredi müşterisine kredi sözleşmesinin imzalanmasını müteakip 14 gün içerisinde her an cayma hakkı tanınması bana göre kaçınılmaz olarak bankaların kredi fiyatlamasını olumsuz etkileyecektir. Bana göre tüketicilerin fikrini değiştirebilmesi için birkaç günlük bir süre makul karşılanabilecekken iki hafta gibi oldukça uzun bir süre tanınması bankalar açısından önemli düzeyde bir risk oluşturacaktır. Bankaların bu riski faiz marjlarına yansıtmamalarını beklemek pek gerçekçi görünmemektedir.

Benzer şekilde, ara ödeme yapan kredi müşterilerine indirim yapılma yükümlülüğü getirilmesi ve erken kapama komisyonunun %1’den düşük belirlenmesi zorunluluğunun getirilmesi, yasayı hazırlayanlar tarafından bankacılık sektöründe kredi fiyatlamasının nasıl gerçekleştirildiğinin anlaşılmamış veya dikkate alınmamış olduğunu göstermektedir.

Özellikle ara ödeme ve kredileri erken kapama konusundaki uygulamalara ilişkin olarak hükümet yetkilileri tarafından medyaya yapılan açıklamalarda “durumun eskiden bankaların lehine tüketicilerin aleyhineydi” şeklinde ifade edilmesi bankacılıktaki kredi fiyatlama mekanizmasının ya tam olarak anlaşılmadığını ya da tamamen göz ardı edildiğini göstermektedir. Bana göre, yasadaki ilgili maddeler pratikte bankaların kredi fiyatlamasını olumsuz etkileyecek ve kaçınılmaz olarak faiz marjlarının yüksek belirlenmesine yol açabilecektir.

 

Yasa hazırlanırken bankacılık prensipleri yeterince dikkate alınmadı

Bankalar kredi faiz marjlarını belirlerken yürütmüş oldukları fon transfer fiyatlaması sürecinde her bir kredi müşterisinin mevduatlarını vadesi dolmadan önce geri çekilebileceğinden, ödemelerini zamanında gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğine kadar birçok risk faktörünü göz önünde bulundurmak durumundadır.

Bu sürecin karmaşıklığı bankadan bankaya farklılık gösterse de prensip olarak kredi fiyatlamasının ardında oldukça karmaşık bir süreç yatmaktadır. Bankaların bu süreci doğru şekilde yürütebilmeleri, ekonomik ve siyasi açıdan istikrarlı ülkelerdeki bile oldukça zorken, ülkemizde doğru şekilde fiyatlanması mümkün olmayan birçok risk faktörü olması nedeniyle bankalarımız kredi faizlerinin olabildiğince ihtiyatlı bir düzeyde belirlemek mecburiyetinde kalabilmektedir.

Bu nedenle, söz konusu yasa kapsamında kredi müşterisine oldukça uzun bir süre içerisinde fikir değiştirme hakkı tanınması, bankalara ara ödeme yapan kredi müşterilere indirim yapma yükümlülüğü getirilmesi ve erken kapama komisyonunun sınırlandırılması gibi uygulamalar kaçınılmaz olarak kredi marjlarının daha yüksek belirlenmesine yol açabilecektir. Bu da tüketicilerin kısa süre sonra belki de mevcut koşullardan daha masraflı bir şekilde borçlanmaları gerekeceği anlamına gelecektir.

 

Hükümet yetkilileri tüketicilerin beklentilerini daha doğru şekilde yönlendirmeli

Son haftalarda söz konusu yasa konusunda birçok iktidar milletvekilinin sosyal medya üzerinden paylaşım yaparak vatandaşları yasa konusunda bilgilendirmeye çalıştıkları görülmektedir. Ancak, bu açıklamaların bazılarında bana göre tüketicileri faiz oranlarına ilişkin olarak yanlış bir beklenti içerisine sokabilecek ifadeler göze çarpmaktadır.

Örneğin, bir iktidar milletvekilinin kısa süre önce yapmış olduğu sosyal medya paylaşımında gerekli şekilde detay vermeden iddia etmiş olduğu gibi “faizlerin indiği dönemde bankaların da yürürlükte olan kredi faizini düşürmek durumunda kalacak olması” şeklinde bir genelleme yapılması hatalıdır. Bu durum sadece değişken faizli tüketici kredilerinde geçerli olup sabit faizli tüketici kredilerde geçerli olmayacaktır. Dolayısıyla bu tip açıklamalar ileride bankalar ile yanlış bir beklenti içinde olan sabit faizli kredi müşterilerinin karşı karşıya gelmesine yol açabilecektir.

Üstelik, bankaların söz konusu faiz riskini göz önünde bulundurarak başlangıçta faiz marjlarını ihtiyatlı bir şekilde belirlemek durumunda olmaları, kredi maliyetlerinin referans faizin düşük olduğu dönemlerde dahi tüketiciler açısından yüksek bir düzeyde olmasına yol açabilecektir. Mevcut yasa faiz oranlarını düşürmek için değil, kredi koşullarının tüketiciler açısından daha adil ve şeffaf olması hedefini taşımaktadır.  Bu nedenle, hükümet yetkililerinin yapmış oldukları açıklamalarla tüketicileri faiz oranları konusunda yanlış beklentiler içerisine sokmamaya dikkat etmeleri gerekmektedir.

Halbuki, yine bir iktidar milletvekilinin kısa süre önce yapmış olduğu bir sosyal medya paylaşımında herhangi bir detay vermeden öne sürmüş olduğu gibi “faizlerin yükselmesi durumunda dahi sözleşme altındaki kredinin faizleri tüketici aleyhine değiştirilemeyecektir” şeklinde bir genelleme yapılması yanıltıcıdır. Bu durum bütün krediler için değil, sadece sabit faizli tüketici kredilerinde geçerli olacaktır. Değişken faizli tüketici kredilerinde marj oranı vade sonuna kadar sabit kalırken, KKTC Merkez Bankası’nın üç ayda bir açıklayacak olduğu referans faiz oranını yüksek belirlemesi halinde faizlerin tüketici aleyhine değişmesi mümkün olabilecektir.

Nitekim, bu açıklamanın aksine yine bizzat bir hükumet yetkilisi tarafından medyaya yapılan başka bir açıklamada, bankaların faiz artışlarını müşterilerine ve kefillere en az bir ay önceden bilgilendirme yükümlülüğü getirilmesinin tüketiciler açısından ne kadar önemli bir gelişme olduğu vurgulanmaktadır. Dolayısıyla, söz konusu yasaya ilişkin olarak her kafadan bir ses çıkması bilgi kirliliğine ve tüketicilerin yasayı yanlış yorumlamasına yol açmaktadır. Hükümet yetkililerinin özellikle sosyal medya üzerinden yaptıkları kişisel açıklamalarda daha dikkatli davranmaları gerekmektedir.

 

Tüketicilerin kendilerine en uygun bankadan kredi alabilmesi pratikte zor

Elbette ki mevcut yasadaki bir takım önemli boşlukların giderilerek kredi müşterilerinin mağduriyetlerinin giderilmesi ve özellikle kredi koşullarının vatandaşlar açıdından şeffaf ve anlaşılır olması çok önemlidir. Ancak, çeşitli hükümet yetkilileri tarafından ifade edildiği gibi söz konusu yasanın vatandaşların “kendine en uygun” bankayı seçebilmelerini sağlayacağına ilişkin iddianın pratikte pek fazla anlam ifade etmediğini ve yanıltıcı olduğunu düşünüyorum.

Gerçekçi olmak gerekirse, ülkemiz koşullarında kredi başvurularında seçim yapma pozisyonunda olan müşteriler değil bankalardır. Vatandaşın kendine uygun olarak belirlemiş olduğu bir bankaya yapmış olduğu kredi başvurusuna olumlu bir yanıt alma garantisi bulunmadığına göre, söz konusu yasanın ardından da birçok tüketici eninde sonunda yine memnun olmadığı koşullar sunan bir bankadan kredi almak durumunda kalabilecektir.

İçinde bulunduğumuz koşullarda bankalarla tüketiciler arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin, krediyi talep eden tarafın değil, krediyi sağlayacak taraf olan bankalar açısından daha avantajlı koşullar içermeye devam etmesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla, söz konusu yasanın en iyi ihtimalle sözleşmelerin daha şeffaf, anlaşılır ve adil olmasını sağlayacağını, ancak iddia edilenin aksine tüketicilerin kendilerine en uygun bankadan kredi alabilmesini mümkün hale getirmeyeceğini düşünüyorum.

 

Faiz yasasının kredi piyasasındaki rekabet koşulları üzerindeki etkisi sınırlı olacak

Yapılan açıklamalarda tüketicilerin hangi bankanın Merkez Bankası’nın açıklayacak olduğu referans faiz oranı üzerine ne kadar marjı eklediğini bilmesinin “kredi piyasasındaki rekabet koşullarını geliştireceği” ifade edilmektedir. Elbette ki kredi müşterisinin bu detayları sözleşmenin en başında bilecek olması şeffaflık adına oldukça olumlu bir gelişmedir. Sözleşmelerin de tüketiciler açısından adil olacak olması da son derece önemlidir.

Ancak, bana göre, günün sonunda önemli olan bir kredinin müşteriye yansıyan toplam maliyeti olduğundan, tüketicinin kullanacağı kredinin faizine ilişkin detayları net bir şekilde öğrenebilmesi pratikte üstleneceği maliyet açısından bence çok da fazla bir anlam ifade etmeyecektir. Dahası, bankaların kredi vermek için birbirleriyle yarıştığı değil, vatandaşın kredi temin edebileceği bir banka bulabilme çabası içinde olduğu ülkemiz koşullarında söz konusu yasanın bankalararası kredi piyasasındaki rekabet koşulları üzerinde iddia edildiği kadar önemli bir etkisi olması bana göre gerçekçi bir beklenti değildir. Dolayısıyla, ileride yaşanabilecek hayal kırıklıklarını önlemek açısından yasaya ilişkin yorumların ülkemiz gerçekleri göz önünde bulundurularak yapılması gerekmektedir.

 

Hükümet bankalarla vatandaş arasında taraf tutar pozisyonda olmamalı

Söz konusu yasanın onaylanma sürecinde hükümet yetkililerince yapılan çeşitli açıklamalarda yasanın geçirilmesinden önce yürürlükte olan mevcut düzenlemelerin “tamamen bankalar lehine” olduğu şeklinde ifadeler kullanılması ve toplumda bankalara karşı bir algı yaratılması, bankalara olan güveni zedeleyebileceğinden dolayı bana göre yanlıştır. Bana göre, hükümet yetkililerinin bankalarla vatandaş arasında taraf tutarmış gibi bir pozisyona girmesi ve bu yönde popülist açıklamalarda bulunması son derece anlamsız ve sağduyudan uzak bir tutumdur.

Kamuoyunda çeşitli hükümet yetkililerince özellikle sosyal medya üzerinden yaratılan intiba, bana göre son derece gereksiz bir şekilde, neredeyse bu kararın sanki bankalara karşı kazanılmış bir başarı olduğu şeklinde olmuştur. Örneğin yasada sabit faizin “sözleşme süresince tüketici aleyhine değiştirilemeyen faiz oranı” gibi garip ve sadece kredi müşterisi perspektifinden ele alınarak tek taraflı bir bakış açısıyla tanımlanmış olması da sadece akademik açıdan değil, toplumda bankalar aleyhinde yaratabileceği algı bakımından bence talihsiz olmuştur.

Öte yandan, hükümet yetkililerince söz konusu yasanın “tüketicilerin bundan sonra bankaların insafına bırakılmayacağı” şeklinde lanse edilmesi, vatandaşı bankalardan “koruyacak” veya “halkın yanında olan” bir reform olduğu şeklinde tanıtılması, kamuoyu nezdinde bankacılık sektörünün itibarına zarar vermektedir. Her ülkede olduğu gibi, KKTC’de de kriz dönemlerinde maddi sıkıntı yaşayan kesimlerin bankalara karşı bir tepki içerisinde olması doğaldır. Hükümet yetkililerinin vatandaşların sorunlarına çözüm üretmeye çalışırken, bankalar aleyhine olumsuz bir algı yaratacak ifadeler kullanmak yerine daha sağduyulu açıklamalarda bulunması gerekmektedir. Hükümet yetkililerinin kullanmış oldukları bazı ifadelerle bankalara karşı vatandaşın yanındaymış izlenimi verme çabasına girmesi bana göre son derece anlamsızdır.

 

Tüketiciler haklarını hızlı, zahmetsiz ve masrafsız bir şekilde arayabilmeli

Bana göre bu yasayla birlikte, bankalar tarafından mağdur edildiğini düşünen tüketicilerin haklarını mahkemeler dışında hızlı, zahmetsiz ve masrafsız bir şekilde arayabilmesine olanak tanıyan bir yapısal düzenlemenin eksikliği daha yoğun bir şekilde hissedilecektir. Daha önceki yazılarımda da ifade etmiş olduğum gibi, gelişmiş ülkelerde tüketici haklarının korunması açısından ihtiyaç duyulan bütün yetki ve sorumluluklarla donatılan bankacılık otoriteleri, banka müşterilerine şikayetlerini hızlı ve kolay bir şekilde bildirebilecekleri, gerekli hallerde banka çalışanlarının da bankaları hakkında isim vermeden ihbarda bulunabilecekleri, çağrı merkezleri gibi bir takım kolaylıklar sunarken, aynı zamanda da gerekli durumlarda hukuki bir sürece ihtiyaç duyulmaksızın bankalara ağır para cezaları ve çeşitli yaptırımlar uygulayabilmektedir.

Bilindiği gibi, KKTC Merkez Bankası, banka müşterilerinden sadece yazılı veya e-posta yoluyla gelen şikayetleri değerlendirmeye alarak, yetkileri çerçevesinde bankalardan bilgi ve açıklama talep edebilmekte ve resmi şikayette bulunan müşterilerin mağduriyetini gidermeye çalışmaktadır. Ancak, çok az insanın böyle bir seçenekten haberdar olması, bunun yaygın bir çözüm yolu olmasını engellemektedir. Gelişmiş ülkelerdeki ilgili kurumların görev ve yetkileri KKTC Merkez Bankası Yasasında öngörülenlerin çok ötesindedir.

Anlaşıldığı kadarıyla, mevcut yasa Merkez Bankası’na banka müşterilerinin bankalara ilişkin şikayetlerini değerlendirmeye alma, karşı karşıya kalabilecekleri haksız uygulamalara hızlı ve etkin bir şekilde çözüm üretme, ve  müşterilerini herhangi bir şekilde mağduriyete uğratan bankalara yönelik anında müdahalede bulunma ve gerekli yaptırımları uygulama gibi yeterli düzeyde yetki ve sorumluklar vermemektedir.

Dolayısıyla, ülkemizde de banka müşterilerinin bankalara ilişkin şikayetlerini hızlı ve kolay bir şekilde bildirebilecekleri bir kurumun oluşturulması, vatandaşların bankacılık sistemine daha çok güven duymalarını sağlayacaktır. Böyle bir kurumun varlığı kuşkusuz bankaların daha disiplinli ve sorumlu bir şekilde faaliyet göstermesini de sağlayacaktır.

07/07/2020 16:35
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Mete Feridun
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.