Mete Feridun yazdı: Tahvil piyasası için yanlış zamanlama

ads
ads
26/06/2020

ads
Mete Feridun yazdı: Tahvil piyasası için yanlış zamanlama

Eski Bank of England uzmanı Prof. Dr. Mete Feridun, İkinci Toplumsal Dayanışma Paketi kapsamında KKTC’de bir tahvil piyasası oluşturulması yönündeki kararın zamanlama olarak yanlış olduğunu ve bunun ileride daha doğru bir zamanda gündeme gelebilecek olası girişimlerin önünü de tıkayacağını açıkladı. Feridun, basına yapılan açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla bankaların söz konusu tahvilleri satın alarak daha sonra müşterilerine pazarlamalarının öngörüldüğünün, ancak mevcut kriz ortamında banka müşterilerinin bu yönde bir talebi olup olmadığının kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğini söyledi.

Feridun’un yazısı şöyle:

Bilindiği gibi kısa süre önce açıklanmış olan İkinci Toplumsal Dayanışma Paketi kapsamında KKTC’de “yeni bir finansman modeli olarak” 31 Ağustos 2020 tarihine kadar bir tahvil piyasası oluşturulmasına ve kamunun ihraç ettiği tahvillerin bu piyasada gerçek ve tüzel kişilerce alınıp satılabilmesi yönünde bir karar alınmıştır. Yerel yönetimler ile kamuda borçlanma yetkisi olan kuruluşların ihraç edilecekleri tahvillerin de bu tahvil piyasasına dahil edileceği açıklanmıştır.

Basına yapılan açıklamalardan bu tahvillerin temel hedefinin bankalar olduğu ve bankaların söz konusu tahvilleri daha sonra müşterilerine pazarlamalarının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Banka müşterilerinden bu yönde bir talep olup olmadığının kapsamlı bir şekilde araştırılıp araştırılmadığı merak konusudur. Bana göre bu girişimin başarılı olma ihtimali çok düşüktür. COVID-19 salgınından dolayı daralan iç talep ve yavaşlayan ekonomik aktivite ortamında, gerek bireysel gerekse kurumsal yatırımcıların TL üzerinden düşük likiditeli ve uzun vadeli bir yatırım yapmak yerine birikimlerini nakit olarak tutmayı tercih edeceklerini tahmin etmek güç değildir.

Bana göre, nakit sıkıntısının yaşandığı ve hemen hemen herkesin nakitte kalmaya öncelik verdiği bir ortamda, pek fazla yatırımcının likiditesi, derinliği ve istikrarı belirsiz olan bu tahvil piyasasında yatırım yapması mümkün görünmemektedir. Banka müşterilerinden böyle bir talep olmaması halinde söz konusu tahvil ihracının yüksek faiz karşılığında bankalardan doğrudan borçlanmasından pek bir farkı olmayacaktır.

Bilindiği gibi tahvil ihraç etmekle doğrudan borçlanma arasındaki tek fark söz konusu borçlanma senetlerinin ikincil bir piyasada yatırımcılar arasında el değiştirebilmesidir. Bu piyasada yeterince yatırımcı olmaması halinde piyasanın sığ olacağı ve likiditesinin olmayacağı aşikardır, ki bu durumda söz konusu piyasanın çalışması mümkün olmayacaktır.

Nitekim, bu yüzden bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde devlet tahvilleri büyük ölçüde uluslararası yatırımcılar hedeflenerek ihraç edilmektedir. Ülkemiz açısından ne yazık ki böyle bir durum olmasını beklemek pek de gerçekçi olmadığına göre bu piyasanın başarılı olma şansı oldukça düşüktür.

Ayrıca, söz konusu tahvil ihracının miktarsal olarak çok fazla olmayacağı tahmin edilse de, banka müşterilerinde talep olmaması halinde bankalarımızın bilançolarında tutmaları gerekecek olan bu tahvillerin likiditelerinin düşük olması ve vadelerinin uzun olması halinde bankalarımızın bilanço yapılarını zaafiyete uğratıp uğratmayacağının ve finansal istikrarı tehdit edip etmeyeceğinin de dikkate alınması gerekmektedir.

Bu tip önemli girişimlerin zamanlaması çok büyük önem taşımaktadır. Finans tarihi başarısız olan ve piyasalarda büyük güven kaybına yol açan sayısız tahvil ihracı girişimleri örnekleriyle doludur. Bana göre, zamanlama açısından son derece riskli olan bu girişim, söz konusu tahvillere arzu edilen düzeyde bir talep gerçekleşmemesi halinde hem hükümetin prestijini sarsmış olacak hem de ileride daha doğru bir zamanda gündeme gelebilecek olası girişimlerin başarı şansını da olumsuz etkileyecektir.

26/06/2020 20:22
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: mete feriduni haberkibris, kıbrıs ekonomi,
MANŞETLER

HK EKONOMİ

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.