HABER KIBRIS

Mustafa Genç: Yapısal reformların hayata geçirilmesi gerek

Yıllarca Ticaret Odası’nda başkan yardımcılığı görevinde bulunan Genç Yapı Market Direktörlerinden Mustafa Genç, ülkedeki ticaret konusunda önem taşıyan değerlendirmeler yaptı

ads
11/07/2018

Mustafa Genç: Yapısal reformların hayata geçirilmesi gerek

Yıllarca Ticaret Odası’nda başkan yardımcılığı görevinde bulunan Genç Yapı Market Direktörlerinden Mustafa Genç, özellikle siyasetin yapısal reformları hayata geçirmemesinin yarattığı sıkıntıların uzun süredir ülkenin kanayan yarası olduğuna vurgu yaparak siyasi iradenin hareketlenmesi gerektiğini belirtti.

Genç, artan döviz fiyatlarının da ithalatı etkilediğini ifade ederek “Bırakın Türk Lirasının değer kaybını son dönemde Dünya Ekonomisindeki genel toparlanma sebebiyle ürün fiyatları eskiye kıyasla sürekli artış göstermektedir. Bu ürünlerin başında petrol, kimyasal ürünler ve çelik gibi ürünler gelmektedir. Hükümetimiz, daha fazla ekonominin daralmasına fırsat vermeden acilen masada tüm paydaşlar ile görüş alışverişi yaptıktan sonra bir eylem planı oluşturması gerekmektedir. Bu planın temeli ise ekonomik faaliyetlerin Türk Lirası bazında yapılması için bir teşvik ve yönlendirmeye dayanmalıdır. Yani piyasadaki satılan mal ve hizmetlerin, devletin topladığı harçların dövizden Türk Lirasına dönüştürülmesi amaçlanmalıdır” dedi.

İşte röportajın detayları:

K.T. Ticaret Odası'nda uzun süre aktif görev aldınız. Ticaret Odasını nasıl değerlendirirsiniz?

Ticaret odası, iş dünyasının en eski, uluslararası tanınırlığa sahip prestijli bir sivil toplum örgütüdür. İş dünyası ve toplum içerisinde önemli bir yere sahiptir. Kurumsal anlamda da birçok sivil toplum örgütüne göre çok daha avantajlı bir altyapıya sahiptir, bu da her yönden daha üretken olmasına imkan sağlıyor. Hem sosyal, hem ekonomik hem de siyasi konularda odanın her zaman hazır bir görüşü var ve o görüşleri desteklemek için lobi faaliyetleri yürütüyor. Oda, ekonomi ve özel sektörün gelişimi için çok fazla çaba koymasına ve üretmesine rağmen son dönemde siyasetin yapısal reformları hayata geçirmekte ürkek davranması sebebiyle iş dünyası lehine çok fazla bir şey başaramamış görünebilir fakat bunun temel sebebi siyasi irade eksikliğidir. Birçok bilimsel veri ile hazırlanmış raporlar, birçok yapıcı öneri karşılık bulamamıştır. Umarım bundan sonraki dönemde bu kısırdöngü aşılır ve hem özel sektörün önünün açıldığı hem ekonominin büyüdüğü bir dönem başlamış olur. Böyle bir dönem olması halinde eminim ki oda süreçlere çok daha büyük katkı koyacaktır.

Uluslararası alanda temsiliyetimiz ne derece önemli? Bu konuda kendimizi yeterince tanıtabildik mi ya da anlatabildik mi?

Uluslararası alanda temsiliyet ve lobicilik çok önemli. Devletimiz bunu kurumsal anlamda yeteri kadar yapamıyor. Oda kendi imkanlarının bir kısmını bu yönde de harcayarak aslında büyük fedakarlık yapıyor. Dünya genelinde birçok alanda yakın kişisel ilişkiler daha başarılı çalışmalar yapılmasına sebep oluyor. Oda da hem uluslararası iş dünyası çevrelerinde hem de resmi çevreler ile görüşerek bu yönde de ciddi katkılar koymaktadır.

Teknolojinin ticaretteki önemi nedir?

Yeni dünya düzeninde, iş dünyasındaki rekabetle başa çıkmak çok önemli bir unsur olarak önümüze çıkıyor. İşletmenin daha hızlı, verimli ve müşteri memnuniyetini yakalaması için her gün daha yoğun teknoloji kullanması şarttır. Başta devletimiz sonra iş dünyasına ait sivil toplum örgütleri daha çok teknolojinin işletmelerde kullanımı ve yaygınlaşması için çaba sarf etmeli ve kaynak yaratmalıdırlar.

İş insanlarının dışa açılması ne kazandırır?

İş insanlarının dışa açılması en başta kendilerine sonra da ülkelerine vizyon ve uluslararası iş deneyimi kazandırmaktadır. Dünyadaki değişim ve gelişimleri takından takip edip onları deneyimlemek ve sonrasında kendi ülkesine uyarlamayı hayal etmek iş insanlarının temel motivasyon kaynağı ve beceri konularıdır. Kıbrıslı Türkler ana yurtları üzerindeki siyasi ve ekonomik ambargolara rağmen dışa açılım konusunda en çok çaba harcayan toplumların başında gelir diye düşünüyorum.

Rum tarafı ile ilişkileriniz nasıl? Güney ile rekabet edebilme noktasında neler yapıyorsunuz?

İlişkiler çok mesafeli seyretmektedir. Sadece birkaç sektör ve az sayıda işletme dışında yoğun bir iş birliği veya temas bulunmamaktadır. Bu da gayet doğal çünkü mevcut durumda siyaseten birbiri ile anlaşamayan iki toplumun insanlarının daha yoğun yakınlaşmaları ve işbirliğini artırmaları pek mümkün görünmüyor. Bir de buna Rum makamlarınca yapılan siyasi yönlendirmeler eklenince ilişkiler yakınlaşamıyor.

Geçmişe kıyasla Güney ile rekabet edebilme anlamında bir miktar daha ilerideyiz fakat ekonomilerimiz arasındaki büyük uçurum işletmelerimizin rekabet gücü baz alındığı zaman da söz konusudur. Sermaye yapısı, kurumsal ve modern yönetim becerileri, teknoloji kullanımı, uluslararası iş deneyimi alanlarında işletmelerimizin kendilerini çok fazla geliştirmeleri gerekmektedir. Bu açığı kapatmamız için uzun bir süreye ihtiyaç vardır. Daha da önemlisi devletin özel sektörün gelişimi için çok daha fazla kaynak ayırması ve vizyon ortaya koyarak kapasite gelişimi konusunda destek vermesi gerekiyor.

Dövizin yansıttığı sıkıntılar var. Hükümetin ya da odanın önlem alması konusunda neler yapılması gerek. Önerileriniz nedir?

Ülkemiz bir ada ülkesi ve hemen hemen her şey ithal edilmektedir ve Türkiye dahil olmak üzere ithalat döviz bazında yapılmaktadır. Bırakın Türk Lirasının değer kaybını son dönemde Dünya Ekonomisindeki genel toparlanma sebebiyle ürün fiyatları eskiye kıyasla sürekli artış göstermektedir. Bu ürünlerin başında petrol, kimyasal ürünler ve çelik gibi ürünler gelmektedir.

Hükümetimiz, daha fazla ekonominin daralmasına fırsat vermeden acilen masada tüm paydaşlar ile görüş alışverişi yaptıktan sonra bir eylem planı oluşturması gerekmektedir. Bu planın temeli ise ekonomik faaliyetlerin Türk Lirası bazında yapılması için bir teşvik ve yönlendirmeye dayanmalıdır. Yani piyasadaki satılan mal ve hizmetlerin, devletin topladığı harçların dövizden Türk Lirasına dönüştürülmesi amaçlanmalıdır.

Türkiye son 15 yılda birçok ürün ve hizmet bedellerinin Türk Lirası bazında yapılması için büyük bir irade ve vizyon ortaya koymuş ve bu sebepten dolayı yıl sonunda oluşan %25 devalüasyona rağmen insanların devalüasyondan çok daha az etkilenmesini sağlanmıştır.

Daha spesifik önerilerim şöyledir:

Türkiye’den yapılan tüm ithalatın koşulsuz olarak dövizden Türk Lirası’na dönüştürülmesi gerekmektedir. Dövize endeksli ürünler olmasına rağmen ve onlara belki yapılacak her ticarette farklı Türk Lirası fiyat verilmesine rağmen yine de bu işlemler tüketiciye yansıyacak son fiyatlarda olumlu bir fark yaratacaktır diye düşünüyorum.

Ülkemizdeki gayrimenkul ve konut olmak üzere, özel okul ücretleri, birçok ürün ve hizmet Türk Lirası fiyatlandırılması ve satılması hükümet politikası olup teşvik edilmelidir.

Diğer yandan borçlanırken Türk Lirası gelir etmesine rağmen, sırf faiz oranı ve toplam ödenecek faiz ilk başta daha az görünür diye döviz borçlanmamın ne kadar riskli olduğu enflasyonun 2 misli bir oranda devalüasyon gerçekleştiği halde kredi süresince borçlananın cebinden daha fazla para çıkacağı insanlara daha iyi anlatılmalı ve Türk Lirası kredi kullanılmasına yönlendirme yapılmalı ve mümkünse teşvik edilmesinin yolları aranmalıdır.

Ülkeye ürünlerin girişleri sırasında, nihai fiyatların içine maliyet olarak yansıyan, deniz ve havalimanındaki harç ve vergilerin, Türk Lirasına dönüştürülmesi tüketiciye yansıyan fiyatlarda çok radikal farklar yansıtmasa da bir ucuzlamaya sebep olacaktır.

Mevcut yaşam şartlarında ev ve araba sahibi olmak, çocuklarına iyi eğitim imkanları sağlamak ve ailenin geçimini sağlamak gerçekten çok zorlaşmıştır. Gün geçtikçe artan rekabet ve ekonomik koşullardaki dalgalanmalar özel sektördeki birçok küçük, orta ve büyük işletmeleri de çok olumsuz etkilemektedir. Bu sebeple kısa ve orta vadeli sonuçları olacağı beklentisi ile Türk Lirası’nın özendirilmesi tüm kesimlere olumlu sonuçlar doğuracaktır diye düşünmekte ve önermekteyim.

Ülkemizdeki rekabet ortamı adil mi?

Ülkemizdeki haksız rekabetin yapısal problemlerden kaynaklı temel sebepleri vardır. Birincisi adalet sisteminin yeterince hızlı çalışmaması, ikincisi ise devlet kurumlarının herkesi eşit derecede denetlediği bir otomasyon veya altyapı sisteminin olmamasıdır. Ürün ve hizmet kalitesini de belirleyen ve denetleyen merkezi bir standartlar enstitüsü olmaması pazara sunulan ürün ve hizmetlerin aynı kalitede olmamasına sebep veriyor. Hal böyle olunca gemisini kurtaran kaptan misali işletmeler haksız rekabet ve bozuk piyasa şartlarından kendilerini korumak için kendileri bazı tedbirler almak zorunda kalıyorlar. Odanın her yıl farklı konular seçerek yaptırdığı rekabet edebilirlik raporları ülkemizdeki birçok alanda mevcut yapısal bozuklukları ve bunların giderilmesi için yapılması gerekenleri net olarak ortaya koyuyor. Yapılacak çok fazla iş var ve bu bozuk ortam var oldukça işletmelerimizin gelişmeleri ve ekonomiyi büyütmemiz pek mümkün görünmüyor. Umarım hükümetlerimiz bu yapısal sorunların aşılması için daha fazla gecikmeden ve bir takvim oluşturarak irade ortaya koyarlar.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: mustafa genç
MANŞETLER

HK EKONOMİ

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.