Advertisement

Advertisement

Müziğe keyif katanları baltayan kim dersiniz?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
10/02/2012


Çiğdem Dürüst Çiğdem Dürüst


Geçtiğimiz Çarşamba gecesi çok güzel bir konser izledim.
Latin müzikleri ve Latin danslarından örnekleri içeren bu konserde izleyicinin ne kadar haz aldığı her halinden belliydi. Seçilen parçalar çok güzeldi. Klasikleşmiş, hepimizin bildiği ya da en azından kulak aşinalığımızın olduğu eserlerin, özgün icraları izleyen herkesi coşturdu.
Özel Eğitim Vakfı Yararına yapılmış olması ayrı bir coşku katıyordu salondakilere…
Bir de salon konsere uygun olsaydı keşke… Daha doğrusu konsere uygun bir salonumuz olsaydı… Ses, ışık ve diğer görsel etkenler ile izleyiciye coşkusunu dışa vuracak imkân tanıyan bir mekânda aynı konseri bir kez daha izlemeyi çok istedim o akşam…
Gerçeklik suratıma acı bir tokat gibi patladı elbette: Lefkoşa’da idim. Hem de Kıbrıs’ın Kuzey’inde! Bunları istememeliydim belki de…
Yurt dışından gelen tüm sanatçılara sunulanlar veya yanlarında getirdikleri kendi imkânları ile izlediğim konserlerdeki işitsel, görsel ve sanatsal öğelerin, Lefkoşa Belediyesi Latin Orkestrası’na da verilmiş olduğunu hayal ettim…
Çok daha görkemli olacağından kuşkum yoktu…
Unutmamalıydım! Sanata, sanatçımıza sunulan imkânların ancak bu kadar olabildiği bir yerdeydik.
Sanki sanatçılarımız, halk için değil de kendisi için yapıyormuş, istemezse de yapmamalıymış gibi bir izlenim var bizim memlekette…
Daha net bir ifadeyle sanatçılara önce devlet “Ne haliniz varsa görün!” diyor…
***
Kıbrıs’ın sanatı ve kültürünü, Kıbrıs’ın sanatçıları ile yaşamak, toplumsal varoluş mücadelemizin önemli bir parçasıdır.
Yıllarca, asimilasyon politikası dâhilinde Kıbrıs’ın olan her şeyi, kültürü ve sanatı da ikinci planda bırakmak pahasına, küçük yaştan itibaren önce okullarda, ardından da yaşamın her alanında Kıbrıs’tan ve Kıbrıslılıktan önce başka öğelere yer verildi. Bize ait olan hep kötü, niteliksiz ve “değmez” olarak damgalandı.
Sonuç: Sebebini sorgulamak yerine sanatımızın değersizliğine karar verildi.
Sanatçılarımızın hak ettikleri değer, elinde bizim sanatçılarımızın hayal bile edemeyeceği imkânlar ile sanat yaratanların gölgesinde kaldı…
Türkiye’den gelen tiyatrocular için salonlar dolup taşarken, birkaç yıl öncesine kadar bizim sanatçılarımız boş salonlara oynadılar.
Bizim müzisyenlerimiz yurt dışında kalmayı, adaya, doğup büyüdükleri topraklara dönmemeyi tercih ettiler…
Ya da tanınmak, izlenmek ve dinlenmek için, Türkiye’de ekranlarda görünebilmek, Türkiye piyasasında yer edinebilmek yarışına girdiler…
İşte sanatın ve sanatçılarımızın anlaşılamadığı ve devletin kendi sanatına ve sanatçısına destek olamadığı günlerde Lefkoşa Türk Belediye Orkestrası, Lefkoşa Müzik Günleri adı altında etkinlikler yapmaya başladı. Buram buram biz kokan müzik eserlerinden, dünyaya açılan müzik türlerine kadar Kıbrıslı Türk sanatçılara yer verdiler.
Lefkoşa Türk Belediyesi Orkestrasının 3 yıldır düzenledikleri etkinliklerinin etkisi de sesi de daha çok arttı… Her defasında katılmak isteyen sanatçılar çoğaldığı gibi izleyenlerin sayısı da her geçen gün artmaya devam etti.
Hem genç sanatçılara ve bestelerine yer verirken, hem de 1970’lerden bu yana sahnelerimizde yer alan sanatçılarımızın klasikleşmelerinin meşrulaştırılmasına katkı koydular…
Gerçi hala daha ne bir hükümet yetkilisini, ne Belediye Başkanını, ne de muhalefetten tek bir siyasiyi Lefkoşa Müzik Günlerinde göremedik… Sanata destek olacaklarını söyleyip, bunu sözden ileri taşıyamamaları bundan kaynaklanıyor olsa gerek…
Olsun! Sanata engel olmak tarihin hiçbir döneminde mümkün olamadı yine de…
***
Hala bizim sanatımıza ve bizim sanatçılarımıza ilgi istenildiği gibi değil. Hala Türkiye’de ekranda görünür olmayı başarmış ancak sanatı bizim sanatçılarımızın eline su dökemeyenler bizimkilerden daha çok seviliyor. Daha çok tanınıyor. Daha çok ilgi görüyor…
Belli ki Lefkoşa Belediye Orkestrası yılmayacak.
Belli ki Lefkoşa Belediye orkestrası azimle bizim seslerimizi, bizim sözlerimizi, bizim yeteneklerimizi, bizim kültürümüzü bizimle buluşturmaya devam edecek. Bu yıl da 7’den 70’e herkesin sevdiği bir müzik ve dans biçimi vardır mutlaka deyip neredeyse 3 aya yayılmış Lefkoşa Müzik günlerini bizlerle, Kıbrıslı Türklerle ve Kıbrıs’ta sanatsal zevki yaşamak isteyen herkese yaşatacaklar.
Bu takdire şayan hareketi ne yazık iktidar edenler görmüyor. Görmek istemiyorlar besbelli. Çünkü memlekette sunulan sanat türlerine uygun akustiği, ışık ve sahne düzenlemelerini uygulayabilecek, farklı konser ve dinletileri icra edebilecek uygun sanat mekanları yaratmak için kıllarını bile kıpırdatmıyorlar. Muhalefet de onların kıllarının kıpırdamayışına seyirci kalmaya devam ediyor.
***
Yine de sormadan geçemeyeceğim:
Lefkoşa’ya bir konser salonu kazandırmak ne kadar zor olabilir Sayın Kültür Bakanı?
Çok amaçlı ve müziğin her türünde izleyicinin zevkini katlandıracak bir salon tasarlamak neden bu kadar zor Sayın LTB Başkanı?

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Müzik, Çiğdem Dürüst
MANŞETLER

HK Çiğdem Dürüst

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.