Ne kadar içselleştiremediğimiz konu varsa, tümü de ülkemizin kronik sorunlarına dönüştü

ads ads ads ads
27/11/2021

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Bu toplum, içselleştiremediği her konuda sorun yaşıyor…

   Ne yazık ki çok sayıda insanımız küçük yaşlardan elde edemediği bazı meziyetleri, iyi özelikleri sonradan kazanamıyor, daha doğrusu reddediyor.

   Evet, ne yazık ki bu ülkede yanlış olan birçok şey doğru kabul edilip, ısrarla o yanlışta ısrar ediliyor…

    Çağdaş ülkelerin insanının içselleştirdiği, karakterine dönüştürdüğü şeyleri biz ısrarla reddediyoruz maalesef…

    Bu öyle protest tavır falan da değil, umursamazlıktır, sorumsuzluktur, kolaya kaçmaktır…

    İnsan yaşamını kolaylaştıran ve korumaya alan kurallara uymayarak, kendini riske atan bir tavır nasıl anlatılabilir? Çağdaş olanı niye özümseyemiyoruz?

    Birincisi gerçekten de “ağaç yaşken eğilirmiş”, biz bunu yapamıyoruz, toplumun büyük kesimi kendisinin özümseyemediği şeyleri küçüklere de aşılamayı düşünmüyor doğal olarak.

    İkincisi ise denetimsizlik… Bu ülkenin en büyük sorunlarından birisi denetimsizliktir, hiç beceremediğimiz şeydir denetim…

    “Denetim özürlü ülke” deniyor ya tam da öyledir, çünkü denetleyecek olanlar da sözünü ettiğimiz çağdaş özellikleri özümsemiş değildir.

    Denetlemek için denetleyenin, denetlediği şeye gerçekten inanması gerekir.

    Kişinin, kendi ülkesinde uymadığı kurallara gittiği başka ülkelerde uymasının mantığı nedir acaba?

     Çok uzağa gitmeye de gerek yok, çok klasik bir örnek vardır, hani Kuzey Kıbrıs’ta araç kullanırken emniyet kemerini takmayan, hareket halindeyken cep telefonunda konuşan kişilerin Güney Kıbrıs’a geçtiklerinde kemer dahil tüm kurallara uyması mesela…

    Kişiye sormazlar mı, senin kastın kime ya da neyedir? İnadın kimedir? İnsanın bile bile kendi canını tehlikeye atması bir kahramanlık mıdır?

    İki gün önce “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” idi…

   Gün dolayısıyla birçok açılama yapıldı, bunların arasında siyasiler, ülke yöneticileri de vardı…

   Maalesef bunları söyleyenlerin ya da açıklayanların çoğu, kendi söylediğine kendisi bile inanmıyor.

   “Kadın, toplumda hak ettiği yeri almalı/ cinsiyet eşitliği şart/ kadına şiddetle mücadele” gibi ifadeler söylemden, bir tür slogandan öteye gidemiyor.

    Bu mesele de başka birçok kronik sorunumuz gibi toplum tarafından içselleştirilmiş değil.

    Onca insanı kaybediyoruz trafikte ama “trafik hassasiyeti” oluştu mu bu ülkede?

    İş kazalarında insanlar ölüyor, sakat kalıyor ama “çalışma güvenliği” sağlayabiliyor muyuz?

    Ülkenin her tarafı çöplüğe dönüştü, adeta pislik içinde yaşıyoruz ama bu utanç verici durumun üstesinden gelebildik mi?

    Çevre kirliliğinin yanı sıra çevre katliamı da var; doğal güzelliklerimizi katletmekten geri durmuyoruz; ne dağ bıraktık ne tepe ne ova ne dere ne ağaç ne gölet ne de sahil…

    Başka ülkelerin arayıp da bulamadığı tarihi zenginliklerimizi de koruyamıyoruz, gözümüzün önünde eriyip gidiyorlar…

    Dünyada birçok ülkenin yıllar önce çözdüğü bürokrasi sorunu bizim halen en büyük sorunlarımızdan, devlet daireleri ve kurumlarının verimsizliği hiç halledemediğimiz ve halledecek gibi görünmeyen sıkıntımız…

      Kamu kaynakları ve olanaklarını hunharca partizanlığa alet etmekten vazgeçmedi bazı siyasilerimiz, partizanca istihdam belasından kurtulamadık bir türlü…

     Örnekleri artırabilirim… Neden böyle? Çünkü sorunları çözmeye niyet de yok kültür de…

      İçselleştirememiş toplumun büyük kesimi, çağdaş ülkelerin özümsediği şeyleri…

      Gittiği ülkelerde gördüğü şeylere hayran kalıyor, gıpta ediyor, geliyor buraya ballandıra ballandıra anlatıyor ama kendisi kendi ülkesinde bunları yapmıyor.

     “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”nde bir hayli samimiyetsiz açıklama okuduk. İnanmadığı konuda açıklama yapıyor birçok kişi…

     Cinsiyet eşitliğinde ileri adım atmak, kadına şiddete yönelik caydırıcılığı sağlamak için gerçek anlamda bir çaba göremiyoruz…

     Meclisteki kadın milletvekilleri ile kabinedeki kadın bakanlar meselesine inanarak değil de “bir renk olsun”, el aleme karşı “numune görünsün” anlayışıyla bakanların cinsiyet eşitliğine inandığını düşünmek saflık olur.

     Mesela; koskoca devletin bir kadın sığınma evi yok… Lefkoşa Belediyesi kadın sığınma evi yapabiliyor da devlet neden yapamıyor?

     Kadına şiddetle ilgili gerekli yasa ivediliği de alındığı halde neden ele alıp sonuçlandırılamıyor?

    Maalesef, cinsiyet eşitliği konusu da bu ülke insanının çok büyük bir kısmının, birçok kronik sorunda olduğu gibi içselleştiremediği bir konudur ve ne acıdır ki çok sayıda kadın da özümseyemedi bu meseleyi…

    Yani anlayacağınız bu konuda gidilecek daha çok uzun bir yolumuz vardır.

DİĞER YAZILARI
27/11/2021 20:56
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Ne kadar içselleştiremediğimiz konu varsa, tümü de ülkemizin kronik sorunlarına dönüştü
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.