HABER KIBRIS

Ne yemeği!

ads
11/03/2018


Cenk Uzunoğlu


Rum lider  ‘’buluşup bir yemek yiyelim’’ diye tutturdu.

‘’Bizimkiler sizinle görüşmek istiyorlar, müsait misiniz’’ diye araya aracı da koydular. O yetmedi medya üzerinden sizden cevap bekliyorum diye de üsteliyorlar.

Tanınmayan ve hatta ‘’azınlık’’ muamelesi yapılmak istenen tarafa bu kadar ilgi ve alaka niye?

Neyin dayanılmaz isteğidir bu?

Bu soruların basit bir cevabı var.

Yemek randevusunda ısrarcı olan taraf muhatabını ikna edip yemek bile yiyemezse biliyor ki iş yaş ve bundan sonrası yokuş yukarı.

Seçileli daha kırkı çıkmadı.

***

İtalyan ENİ şirketi ile ilgili olan gelişmelerden sonra bu işin mikro bazda konuşulmayan iki yönü daha ortaya çıktı bence.

Birincisi, petrol şirketlerinin sahalarını, ekipmanlarını ve faaliyetlerini sigortalayan reasürans şirketleri için risk primi adına normalleşme önemli bir indikatör.

Bunun ötesinde belirsizlik kapitalizmin en büyük ‘’düşmanlarından’’ biri.

Hele belirsizliğin tahmin edilip bütçelenmeyecek bir maliyet olarak ortaya çıkarsa kimse kimseyi tanımaz. Herkes öyle bir çıkarına bakar ki şaşırır kalırsın. Nitekim Rum tarafı ilk defa bunu hissetti ve yaşadı.

Kapitalizmin bu belirsizlik diye addedilen ‘’düşmanını’’ fırsata çeviren unsur da ‘’şaibeli malın’’ ucuza gitme ihtimali. Bunu da not etmekte fayda var.

İkinci konuşulmayan unsur da ada etrafında bu kadar elektriklenen ortamda daha ciddi bir tırmanış olursa bu yıl adanın güneyini tercih edecek turist sayısının etkilenmemesi mümkün mü?

Kuzey turizmi de elbette olumsuz yönde etkilenir ama Rum kendi penceresinden bakıyor. Baksana Exxon’un sözcüsü bir anda çalışmaların Ekim ayında, yani yaz sezonundan sonra başlayabileceğini söyledi. Bu detayı paylaşmaya gerek var mıydı? Ş

Bunun için normalleşme, en azından bir-iki sene önceki ‘’zivaniyalı’’ havaya dönebilme Rum liderliğinin tek hedefi.

Hedef anlaşma yönünde yeni açılımlar değil. İçine düşülen belirsizlik ortamından kurtulmak esas hedef.

***

Ya bir araya geldiklerinde içkinin de etkisiyle birbirlerine laf sokuşturarak yemeği değil de birbirlerini yerlerse.

Bu da bir yerde aracıların sorumluluğu ve sorunu.

Son bir ayda iki lider arasındaki aracıların ziyaret trafiği niye arttı? 

Neyin nabzını tutuyorlar sanıyorsunuz?

Bu sorunun artık konuşulmayan ortaya konmayan tarafı kaldı mı?

Bunun için olmaz olmaz demeyin.

Yemeğin sonunda dayanamayıp ‘’bir dakika yahu’’ deyip yediklerini karşılıklı masaya kusma riski var.

Rum liderin alkolün şekerine yaptığı etkiyle sinirlilik hali de nüksederse. Bu yemek bu iki lider arasındaki son yemek bile olur.

Seyreyle festivali o zaman.

Verilen demeçlere, doğru yanlış yayılan dedikodu ve algı operasyonlarına bakılırsa her iki taraf da dolu.

Bu durum karşısında bir süre daha her iki tarafın içini kamuoyuna dökmesi ya da aklıselime gelip doğru söylem ve davranışı sergileyebilmesi  için bir fırsat aslında bu dönem.

Herkes kendini bir bulsun.

Fırsat verelim görüşmelerin bir kez daha olmama ihtimalini doya doya her iki taraf da yaşasın derim. Müzakere tekniğinde bu yöntemin de yeri var.

Bu süreci yapacakları tercih ile hangi yönde kullanacaklarını görmek bile bence anlaşmaya hazır olunup olunmadığını anlamak açısından tekrar görüşme masasına dönmekten çok daha faydalı ve önemli.

Görünüşteki bu naif yaklaşım bekâra eş boşamak kolay misali olacak ama güven artırıcı adımlar atılana, yeni bir yöntem ve somut bir şeyler söylenene kadar ne yemek ne de müzakere masasına oturmayalım.

Uzaktaki yakın akraba statüsüne sokalım bu ilişkiyi bir süreliğine.

Hasret düşelim görüşmelere. Endişe etmeyelim statükonun kök salacağına. Zaten yeterince kök saldı.

Bu süreçte verilen demeçlerdeki değişime ve olgunluğa bakalım.

Akıncı öncülüğünde Kıbrıs Türkü ve tüm siyasi partiler de bu yönde mutabık. Bu süreçte bu bütünlük de çok önemli.

Bu siyaset ve duruşumuzda sabır gösterebilirsek anlaşmaya Rum’un da ihtiyacı olduğunu bölgede oluşmaya başlayan yeni konjonktür ve dengelerle farklı bir perspektiften görme imkânı doğabilir.

Rum ekonomisinin belirsizlik karşısındaki reaksiyonunu test etmekte fayda var. AB ve ABD açık etmeden çözümsüzlüğe bağlı belirsizliğin bedelinin olduğunu Rum’a göstermeye meyilli olduğunu düşünüyorum.

Belirsizlik karşısında yumurtlayacaklarını görmekte de yarar var.

Baksanıza kapıları kapatır verilen pasaportları iptal ederiz dediler bile.

1963 kafası değil mi bu?

Ne yemeği Allah aşkına...

Bu kafayla bunlarla Sarayönü’nde ayaküstü biklalı sandviç bile yenmez.

ads
Bu habere tepkiniz:
TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems