Pilli Tatar’ı seviyorsa: Krizi yönetsin

ads
ads
14/08/2020

ads

Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


Ok yaydan çıktı.

Elbette tüm adaylar kazanmak için sahada.

Ancak, Başbakan Ersin Tatar da aday ya...

O’nun merdiven çıkarken aynı zamanda sakız çiğnemesi de gerekiyor.

O başbakan çünkü.

Ülkeyi de yönetmesi gerekiyor.

Yükü ağır.

Sorumluluğu fazla.

Üstüne üstlük, ekonomi hızla aşağı inerken…

Bizim sağlık alanında başarısız olma şansımız yok.

Eğer, sağlık alanında gerekli tedbirler alınmazsa, bu halk esas o zaman büyük bir yıkım yaşayacak.

Yurt dışına açılım kararı yanlış değil.

Dünya normalleşirken bunun dışında kalamazsınız.

Ama, bunun belli başlı kuralları var, uygulanması gerekirdi.

Mart ayından bugüne, 165 gün geride kaldı.

Halen daha pandemi hastanesi yok.

Pandemi hastanesi olmadığı gibi, Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde servisler bir bir “pandemiye” veriliyor.

Nöroloji Servisi kapanalı çok oldu.

Enfeksiyon bölümü pozitif hasta ile doldu.

Sıra göğüs hastalıkları servisinde.

Ayaktan tanı merkezi tamamen iptal edilecek ve pandemi için kullanılacak.

Oradaki bölümler, poliklinikler hastanenin başka alanlarına taşınacak.

Elbette bir alt- üstlük yaşanacak.

Ama hizmetlerin aksamaması, pandemi dışında da sağlık sorunu olan vatandaşlar olduğu unutulmamalı.

 

Pilli Tatar’ı seviyorsa, gereğini yapacak

 Ben Başbakan olsam…

Ersin Tatar olsam yani…

Sağlık bakanı Ali Pilli’ye tek bir cümle kurarım:

“BENLE SEÇİM GEZİLERİNE KATILMA…”

Neden?

Çünkü, Erin Tatar’ın seçim başarısına giden yol, Ali Pilli ve ekibinin başarısından geçiyor da ondan.

Sağlık alanındaki krizi yönetemeyen bir hükümet ve onun başı sandıkta fazla bir şey beklemesin.

Bu nedenle Ali Pilli, zamanını bakanlıkta ve Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde geçirmeli.

Pilli’nin bu alanda iki zaafı var.

Müsteşarı usandı, emeklilik için gün sayar.

Başhekimi de girişken değil.

Ama vakalar da geliyor bu arada…

Uçaklar iniyor.

Gemiler limana yanaşıyor.

Şu an, baş edilemeyecek bir durum yok, ama o noktaya doğru hızla gidiyoruz.

 

Şu basit aksaklıklar…

Halen daha, yurt dışından gelenlerin PCR sonuçları çıkana kadar beklemesini sağlayamadık.

Zor mu?

Bakınız, otel falan diyoruz ama…

Orada sorun yok. Otele gelen müşteri, otel odasında bekliyor.

Otelci, risk almak istemediği için, odadaki müşterisine 4- 6 saat bekletiyor, ihtiyacını karşılıyor ve riski azaltıyor.

Ancak, “evine” gideceğini söyleyen bir çok “yolcu” yolda sokakta…

Bakın size bir örnek vereyim:

  • Pandemi bölümünü temizleyen hizmetli, oradan çıkıp, servisi de temizliyor…

Bu giderilemeyecek bir aksaklık mı?

Başka bir örnek vereyim:

  • Pandemide görevli doktor, oradan çıkıp servise de bakıyor, oradan çıkıp, poliklinik de yapıyor…

Bu organizasyon geride kalan 165 günde düzeltilemez mi? Doktora, hizmetliye de, hastaya da yazık değil mi?

Uçaktan inen kadının tapu dairesine gitme hikayesini hepiniz biliyorsunuz. Çift PCR uygulaması varsa vardır, yoksa yoktur.

Kimin haddine ikinci PCR sonucunu beklememek…

Size iki hikaye daha anlatacağım, tümü son 48 saat içerisinde oldu:

  • Genç adam gemiden iniyor. PCR alınıyor… Yürüyerek Girne Hirondel Kavşağı’na geliyor. Daha 2’nci PCR sonucu çıkmamış… Otostop yapıyor, Mercedes bir araç, iki Afrika kökenli. Lefkoşa’da iniyor. Oradan terminale yürürken bir markette alış- veriş yapıyor. Terminalde bir minübüse biniyor. Mağusa’ya gidiyor. Mağusa’da bir markete girdiği sırada telefonu çalıyor: NEREDESİNİZ? Test sonucunuz pozitif…

Ara da bul Afrikalıyı… marketçiyi… Minibüstekileri, Mağusa’dakileri… Bizim adam şimdi içeride tedavi görüyor, arkasından onlarca görevli temaslı bulma derdinde. Adam temaslılarından kimseyi tanımıyor.

Otel rezervasyonu olmayan, gerekirse dört saat bekleyecek, 2’nci PCR sonucunu “negatif” olarak alacak… Gerekirse limanda çadır, havaalanında çadır olacak. Çok mu zor? Gelen de bunu bilerek gelecek.

Bir hikaye daha…

  • İniyor uçaktan, araç kiralıyor… Daha 2’nci PCR sonucu çıkmamış. Soluğu bir bankada alıyor. Bankadaki uyanık, “ne gün geldiniz” diye soruyor. “Bu sabah” cevabı alıyor… “E 2’nci PCR sonucu çıktı mı?” diye soruyor bizim uyanık. Cevap: “Ne gerek var onu beklemeye. Bana zaten Türkiye Sağlık Bakanlığı temiz kağıdı verdi…

Bunun ikinci sonucu ne bilmiyorum. Muhtemelen bu negatif.

Ama iki hikaye de son 48 saatte yaşandı.

Peki bu krizi kim yönetecek?

Tabii ki Sağlık bakanı…

Kilit isim sayın Ali Pilli’dir.

Toplumsal anlamda da bu krizi yönetmesini ve gerekli tedbirleri zamanında almasını istediğimiz kişi sayın Ali Pilli’dir.

Müsteşar ile küsme, tabiplerle kavga etme, başhekime küsme gibi bir seçeneği olamaz.

Gerekirse görevden ala ala yönetecek.

Başbakan da ancak o zaman bu halkın karşısına geçip, gönül rahatlığı ile oy isteyecek.

Bu nedenle Ersin Tatar olsam…

“Ali gardaş, beni seviyorsan. Git bakanlığa ve bu krizi yönet… Benle köy köy gezmene gerek yok. Bana esas faydayı orada sağlayacaksın” derim.

Ali Pilli olsam, hiç düşünmeden, tüm aksaklıklara hemen müdahale edecek adımları atarım…

Hem genel başkanım için…

Ama esas ülke insanım için…

Çok şey mi istiyoruz?

 

 

14/08/2020 18:34
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: hüseyin ekmekçi
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.