Prof. Dr. Mete Feridun: “KKTC üniversiteleri küresel rekabette ne durumda?”

İngiltere Yükseköğretim Akademisi (UK Higher Education Academy) üyesi Prof. Dr. Mete Feridun, KKTC üniversitelerinin dünya akademik performans sıralamalarındaki yerini değerlendirdi.

ads
ads
09/06/2020
HK

ads
Prof. Dr. Mete Feridun: “KKTC üniversiteleri küresel rekabette ne durumda?”

İngiltere Yükseköğretim Akademisi (UK Higher Education Academy) üyesi Prof. Dr. Mete Feridun, KKTC üniversitelerinin dünya akademik performans sıralamalarındaki yerini değerlendirdi. Feridun, Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Yakın Doğu Üniversitesi’nin akademik performans açısından dünyadaki ilk 2500 üniversite arasında yer almasının küresel düzeyde büyük bir başarı olduğunu, ancak bu sıralamada başka bir üniversitemizin yer almamasının düşündürücü olduğunu vurguladı. Feridun, bunun en temel sebebinin ülkemizdeki akademik yayınların genellikle düşük kalitede olması ve buna bağlı olarak bu yayınların saygın dergiler tarafından atıf almaması olduğunu açıkladı. KKTC üniversitelerinde akademik yükselme ve doktora programlarından mezun olma kriterlerinin yanı sıra, üniversitelerin vermekte olduğu maddi yayın ödüllerinin de Web of Science endekslerinde taranan düşük kaliteli dergilerde yayın yapılmasını teşvik ettiğini vurgulayan Feridun, bunun evrensel bilim kültüründen uzak bir yaklaşım olduğunu, ülkemizdeki bilim kalitesini düşürdüğünü ve uzun vadede yükseköğretim sektörümüze zarar verecek hatalı bir strateji olduğu söyledi.

Prof. Dr. Mete Feridun’un yazısı şöyle:

Yükseköğretim sektörüne ilişkin doğru stratejiler belirlenebilmesi ve gerekli planlamaların yapılabilmesi için öncelikle üniversitelerimizin performanslarına ilişkin objektif ve bilimsel bir değerlendirme yapılarak sorunların doğru şekilde teşhis edilmesi gerekmektedir.

Bilindiği gibi dünyada birçok üniversite sıralaması mevcuttur. Bunlar genellikle gazeteler, dergiler veya ticari kuruluşlar tarafından gerçekleştirilse de, akademik kurumlar tarafından gerçekleştirilen daha bilimsel ve objektif değerlendirmeler de mevcuttur.

Bu sıralamalar birbirinden farklı kriterlere ve metodolojilere dayandığından farklı sonuçlar ortaya koyabilmektedir. Ancak, ülkemizdeki üniversitelere ilişkin temel sorunları ortaya koymak açısından, oldukça objektif ve bilimsel bir sıralama olan ve Türkiye’nin en saygın üniversitelerinden Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) gerçekleştirmekte olduğu “University Ranking by Academic Performance” (URAP) isimli sıralama büyük önem taşımaktadır.

ODTÜ, bu çalışmalar kapsamında dünyanın en iyi 2500 üniversitesinin akademik performanslarını objektif ve bilimsel kriterler çerçevesinde değerlendirerek sıralamaktadır. Bu önemli sıralama KKTC’de genellikle pek gündeme gelmese de aslında üniversitelerimizin akademik performanslarını küresel düzeyde objektif bir şekilde değerlendirebilmek ve yükseköğretim alanında en doğru stratejileri saptayabilmek açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Herşeyden önce, ODTÜ’nün hazırlamış olduğu bu sıralamada 2019-2020 yılları arasında dünyadaki ilk 2500 üniversite arasında yer alan Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Yakın Doğu Üniversitesi’ni, bu üniversitelerde görev almakta olan akademisyenleri ve yöneticilerini kutlamak ve bize bu gururu yaşattıkları için teşekkür etmek gerekmektedir. Bu küresel düzeyde yadsınamaz bir başarıdır.

Bu iki kurumumuzun dünya sıralamasında çok az bir farkla arka arkaya yer almakta olduğunu görmek ülkemiz adına son derece sevindirici ve gurur duyulması gereken bir gelişmedir. Umarız ki diğer yükseköğretim kurumlarımız da doğru stratejiler izleyerek kısa süre içerisinde uluslararası sıralamalarda bu iki üniversitemizle birlikte yer alır.

Ancak, bu başarı ile yetinmemeli, sıralamalarda daha üst noktaları hedeflemeli ve ülkemizdeki yükseköğretim sektörünü çok daha iyi bir noktaya taşımalıyız. Bunun için, öncelikle söz konusu sıralamalarda bu iki üniversitemiz haricinde başka bir KKTC üniversitesinin yer almamasının sebeplerini doğru şekilde değerlendirmeliyiz.

Hepsinden önemlisi, üniversitelerimiz arasındaki akademik rekabetin evrensel bilim kültürü, akademik prensipler ve küresel eğitim standartları çerçevesinde gerçekleşmesini sağlamalı ve kısa yoldan sonuca gitmeyi hedeflemek yerine, uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejiler uygulamalıyız. Ülkemizde bunu gerçekleştirme görevi şüphesiz Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu’na (YÖDAK) düşmektedir.

Örnek vermek gerekirse, ODTÜ, üniversite sıralamarını hazırlarken dikkate almış olduğu göstergelerin üniversitelerdeki “mevcut bilimsel üretkenliğini” ve “ bilimsel üretkenliğinde kalitenin ne derece sürdürülebilir” olduğunu yansıttığını ifade etmektedir. Bunlar, YÖDAK’ın ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarının akademik performanslarını artıracak planlamalar gerçekleştirirken mutlak surette dikkate alması gereken konulardır.

Bilindiği gibi, birçok üniversitelerimiz üniversite sıralamalarında kısa yoldan yükselebilmek amacıyla sürekli olarak Web of Science tarafından taranan dergilerde yapılan bilimsel yayın sayılarını artırma çabası içinde olup bu yayınlar için akademisyenlerine oldukça yüksek teşvik ödülleri vermektedir.

Ancak, aşağıda izah edeceğim gibi URAP Dünya Sıralaması’nda makale ve atıf puanlarını hesaplanırken sadece etki faktörü (impact factor) yüksek, üst düzey akademik dergiler dikkate alınmaktadır. ODTÜ’nün bu yaklaşımı üniversitelerimizde doktora mezuniyetinde aranan yayın yapma kriteri, akademik yükselme kriterleri ve yayın teşvik ödülleri kapsamında hangi dergilerdeki yayınları ve atıfları dikkate almamız konusunda bize çok net bir mesaj vermekte ve ülkemizdeki mevcut uygulamaların hatalı olduğunu ortaya koymaktadır.

Özet olarak, üniversitelerimizde doktora mezuniyetinde aranan yayın yapma kriteri, akademik yükselme kriterleri ve yayın teşvik ödülleri kapsamında sadece en saygın dergilerin ve bu dergilerdeki atıflar dikkate alınmalıdır. Web of Science, dünyada artık  10 yıldan beridir tek başına bir yayın kalitesi ölçütü olarak kullanılmamaktadır. Türkiye’de de URAP sıralamaları nedeniyle son yıllarda kaliteli bilim üretme bilinci yavaş yavaş yerleşmeye başlamıştır. Dolayısıyla, bu hatalı uygulamalara artık ülkemizde de bir an önce son verilmesi gerekmektedir.  

Nitekim, URAP Dünya Sıralaması ve ODTÜ’nün ortaya koymuş olduğu sıralamanın YÖDAK ve KKTC üniversiteleri açısından taşımakta olduğu en önemli mesaj, makale ve atıf puanları hesaplanırken sadece Web of Science tarafından taranan ve etki faktörü bakımından ilk %75’lik dilime giren kaliteli akademik dergileri dikkate almasıdır. ODTÜ, söz konusu sıralamanın temelini “bilimsel üretkenlik ve akademik ürünlerin kalitesi” olarak açıklamaktadır.

Söz konusu sıralamada “toplam atıf etkisi”, “toplam yayın etkisi” ve “toplam bilimsel doküman sayısı” gibi bir takım objektif ve bilimsel kriterler de ağırlıklandırılmış şekilde kullanılmaktadır. Elbette ki ağırlıkların değişmesi durumunda sıralamalar az da olsa değişebilmektedir. Ancak,  ÖDTÜ’nün değerlendirmeleri Türkiye’deki üniversitelerdeki akademisyenlerin Web of Science’ta taranan yayınlarının sadece yaklaşık 1/5’inin etki değeri en yüksek dergilerde yayımlandığını ve Türkiye’deki üniversitelerin bilimsel yayınlarının atıf alma oranının dünya ortalamasının altına olduğunu çok açık bir şekilde göstermektedir.

KKTC’de durumun ne olduğunu tespit etme görevi elbette ki bize değil YÖDAK’a düşmektedir. Ancak, ada çapında kısa bir mukayese yapacak olursak, Güney Kıbrıs’taki University of Cyprus ve Cyprus University of Technology’nin URAP üniversite sıralamasındaki konumlarından görülebileceği gibi, Güney Kıbrıs’taki yükseköğretim sektöründeki durum “bilimsel üretkenlik ve akademik ürünlerin kalitesi” açısından bizdekinden ne yazık ki çok daha ileri durumdadır. Dolayısıyla, Güney KIbrıs’ın neden bizden daha iyi durumda olduğunun kapsamlı bir şekilde araştırılması ve ülkemizdeki hangi uygulamaların hatalı olduğunun iyi anlaşılması gerekmektedir.

ODTÜ’nin hazırlamış olduğu 2019-2020 URAP Dünya Sıralaması’ndaki önemli noktaları özetlemek gerekirse, şu sonuçlar öne çıkmaktadır:

  1. Dünyanın ilk 1000 üniversitesi arasında Türkiye’den 9 üniversite yer almaktadır.
  2. Aynı sıralamada KKTC’den Doğu Akdeniz Üniversitesi 1696. sırada yer alırken, Yakın Doğu Üniversitesi ise 1728. sırada yer almaktadır.
  3. Dünyadaki ilk 2500 üniversite arasında Türkiye’den 82 üniversite yer almamaktadır. Türkiye bu sıralamada en fazla üniversitesi olan 6. ülke konumundadır.
  4. Aynı sıralamada Güney Kıbrıs’taki University of Cyprus, 885. sırada yer alırken, University of Technology ise 1378. sırada yer almaktadır.

Hiç kuşkusuz, bu konuda gerekli değerlendirmeleri yapma görev ve sorumluluğu YÖDAK’a ait olduğundan, bu kurumumuzun yukarıdaki sonuçları çok ciddi bir şekilde değerlendirmesi gerekmektedir. Ancak, bu sonuçlar üniversite yöneticilerimize, siyasilerimize ve hepsinden önemlisi biz akademisyenlere de çok net ve çok önemli mesajlar vermektedir. Herkesin payına düşen öz eleştiriyi yaparak bazı akademik alışkanlıkları artık değiştirmesi büyük önem arz etmektedir. Bu alışkanlıkların neler olduğunu değerlendirmek herkesin bireysel sorumluluğu ve görevidir.  

ODTÜ’nün tespitlerine göre dünyadaki en iyi 500 üniversite arasına girebilen üniversite bulunmamasının sebebi “son yıllarda yayımlanan makalelerin etki değeri düşük dergilere kaymış olmasıdır”. ODTÜ, Web of Science tarafından taranmasına rağmen etki değeri düşük dergilerde yapılan yayınların, “Türkiye'nin üniversite sıralamalarında geride kalmasına” neden olduğuna dikkat çekmektedir. Hiç kuşkusuz bu değerlendirmeler KKTC üniversiteleri için de geçerlidir.

Dolayısıyla, URAP 2019-2020  Dünya Sıralaması, üniversitelerimiz ve akademisyenlerimiz açısından birçok önemli mesaj içermektedir:

  1. Ülkemizdeki üniversitelerin ve akademisyenlerimizin yayın sayısını artırma çabaları akademik performans açısından büyük ölçüde boşa gitmektedir.
  2. Üniversitelerimizin vermiş oldukları yayın teşvik ödülleri akademik performansı istenildiği düzeye yükseltmemekte ve büyük ölçüde boşa gitmektedir. Dahası, bu durum akademisyenlerimizi evrensel bilim kültüründen uzaklaştırmaktadır.
  3. Doktora mezuniyetinde yayın kalitesine önem verilmemesi nedeniyle kaliteli yayın üretilmemekte ve KKTC üniversitelerinin akademik performansına pozitif katkı sağlamamaktadır.
  4. Ülkemizdeki akademik yükselme ve maddi teşvik sisteminde yetişen genç akademisyenler de aynı stratejiyi benimsemekte ve bu hatalı akademik kültürü özümsemektedir. Bu durum uzun vadede ülkemizdeki üniversitelerimizin yayın kalitesini ve akademik performanslarını düşürmektedir.

Sonuç olarak, akademisyenlerimiz tarafından yayımlanan makalelerin çeşitli sebeplerle etki değeri düşük dergilerde yayınlanması ve buna bağlı olarak bu yayınların kaliteli dergiler tarafından yeterince atıf almaması üniversitelerimizin akademik performans sıralamalarında daha iyi noktalara gelmesini engellemektedir. Bu durum, birçok üniversitemizde hatalı akademik teşvik politikalarının, kısa yoldan hedefe ulaşmaya çalışmanın ve akademisyenlerce evrensel bilim kültürünün yeterince benimsenmemiş olmasının kaçınılmaz bir sonucudur.

Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Yakın Doğu Üniversitesi’nin akademik performans açısından dünyadaki ilk 2500 üniversite arasında yer almasının küresel düzeyde büyük bir başarı olduğunu kabul etmeli ve bu iki kurumumuzu bize bu gururu yaşattıkları için içtenlikle kutlamalıyız. Ancak, aynı sıralamaya Türkiye’den 82 üniversitenin girmeyi başardığını ve Güney Kıbrıs’taki en iyi iki üniversitenin bizim üniversitelerimizin üzerinde yer almakta olduğunu, yani yükseköğretim kurumları arasında bölgesel rekabetin giderek yoğunlaşmakta olduğunu da göz ardı etmemeliyiz.

Bu sonuçların teknolojinin yaygın bir şekilde kullanıldığı ve küresel rekabette kalitenin ön plana çıkmaya başladığı günümüzde, kaliteli yabancı öğrencilerin ülkemizdeki üniversiteleri tercih etmesini sağlamak açısından ne kadar büyük bir önem taşıdığını izah etmeye gerek dahi yoktur. Dolayısıyla, akademik performans açısından küresel ve bölgesel rekabette daha ileriye gidebilmemiz için URAP sıralamasının ortaya koymuş olduğu mesajları göz önünde bulundurarak gerekli tedbirleri bir an önce almamız şarttır.

Üniversitelerimizin akademik performanslarını ve küresel rekabetteki konumlarını tehdit edebilecek sorunları düzeltmek ve gerekli reformları ivedilikle gerçekleştirmek başta YÖDAK olmak üzere bütün paydaşlara düşmektedir. Üniversitelerimizin bilimde, eğitimde ve küresel rekabette arzulanan noktaya gelmesi ancak yükseköğretimde dünya standartlarına, evrensel akademik değerlere ve bilim kültürüne sıkı bir şekilde bağlı kalınması ile mümkün olacaktır.

Bunu başarmanın başka herhangi bir kısa yolu yoktur.   

Not:  Kısa süre önce bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin önerilerimi yazmış olduğum  “COVID-19 krizi üniversite sektörümüz için son şans olabilir” isimli yazıma http://www.mete-feridun.com adresinden ulaşılabilir. URAP 2019-2020 Dünya Sıralaması’na https://www.urapcenter.org/Rankings/2019-2020/World_Ranking_2019-2020 adresinden, ODTÜ’nün URAP 2019-2020 Dünya Sıralamasi Raporu’na ise http://tr.urapcenter.org/2019/2019-2020-URAP-Dunya-Siralamasi-Raporu.pdf adresinden ulaşılabilir.

09/06/2020 15:07
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Mete Feridun, Feridun, Yakın Doğu Üniversitesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi, İngiltere Yükseköğretim Akademisi,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.