Ro Değeri, Aşılanma, Testler ve Koyunlar

ads ads ads ads
06/02/2021

ads
ads

Aybike Yektaoğlu Aybike Yektaoğlu


Tam bir senedir bu ülkede gerçekleşen en iyi şeylerden bir tanesi, yerel kanalların eskiye oranla çok daha fazla izlenir olmasıdır. Başka bir şey de yoktur. Bizi bize anlatabilecek başka alternatif olsaydı, muhakkak izlemezdik. Ama bizi bize ancak biz anlatabiliriz. Bizim bizden başka kimsemiz de yoktur.

Bilinmeyen, tahmini nüfusuna göre, üniversite mezunu sayısı en yüksek olan nadir ülkelerdeniz. Başka alternatif yok zaten. Ya üniversite okuyacaksınız ya da okumayacaksınız. Öyle gelişmiş ülkelerdeki gibi gençliğine “üniversite okuyun, meslek okullarına gitmeyin” diyen bir yönetim bulamazsınız. Çünkü mesleğin değeri düşük, düşürüyoruz ve meslek okullarımızı geliştirmiyoruz.

Bilinmeyen tahmini nüfusuna göre her konuda fikri olan bir topluluğuz. mRNA’dan da anlarız, Ro değerini de yorumlarız, daha faz I, II veya III çalışmalarının anlamını bilmeden, onları da yorumlar, aşılar hakkında fikir de yürütürüz. Ne de olsa herkes üniversiteli. Herkes her şeyi anlar. “Yaparız Ağbi” misali!!!

Alanlarında öğrenim görüp, doktora ve üstünü yapanların uzmanlık alanlarında söyledikleri umurumuzda olmaz. Biz her şeyi biliriz. Google amca veya yurtdışında olan birileri bize söyler. Haddimizi aşarak, bileni de hakaretleyecek duruma da geliriz. Çünkü biz en iyisiyiz ve her şeyi ama her şeyi biliriz!!!

“Aşılanma planı yapıldı” dediklerinde rahatlar, telefona sarılırız. İhtiyacı ve önceliği olanları hiçe sayar, kendimizi öne aldırırız. Ne de olsa yukardakiler ahbap, akraba, tanıdıktır. “Alsın canım öne”. “Oy vereceğiz”. “Daha önümüz seçim”. Utanmadan, yüzümüz kızarmadan, 85 yaş üstü sırada, ayakta beklerken salına salına öne geçeriz. Ben bilmem kimim diye.

Güneyin emekçileri, hoteller, öğrenciler, turist derken, tam bir buçuk haftadır sokaklarda, evlerde gezen dolaşan başkalarıymış gibi davranıyoruz. Anlaşılır. Bıktık artık. Dayanamıyoruz. Doğrudur. Başkalarının aldığı kararlar yüzünden hayatımıza bizim dışımızda müdahaleler var.

Peki yönetenleri oraya kim seçti? Bu toplum. Kim destekledi? Yine bu halk. İşte şimdi olay tersine dönüyor. Daha bir yıl öncesine kadar tüm kontrolü bir oy ile elinde tutan halk, şimdi bir pandemiye karşı mücadele veriyor. Yarın pandemiyi oylasak yine burada, bir yere gitmiyor. Kontrolümüz dışında. Biz bu şekilde devam edersek de kontrolümüz dışında olmaya devam edecek.

Çok hızlı unutuyoruz ve çok hızlı ümitleniyoruz. Anlamadığımız konuları Google amcadan okuyup veya bazı isminin önünde unvan taşıyıp bir baltaya sap olamayanlardan dinleyip, her şey güllük gülistanlık olacak zannediyoruz. Halen umudumuz var. Her şey eskiye dönecek zannediyoruz. Bir sır verelim mi? Dönmeyecek! Hem de uzunca bir süre. Aklımızı başımıza toplamazsak aynen kalacak.

Daha Mart 2020’de bu pandemi ülkemizde başladığında Ro değerinin 1’in altına indiği için kapıları açacağımız ve Temmuz 1’den itibaren adaya insan alacağımız konusunda birbirimizi yerken, bugün Ro değeri 1.5’in üstünde ve durumumuz iyi diye konuşuyoruz. Söyleyecek söz bulamıyor insan!!! Sorsanız Ro nedir diye, açıklamasını yapabilecek az insan vardır. Matematikte de Pi sayısı vardır. 3,14… diye gider. Ne işe yarar? Hade açıklayın.

Test yapmanın önemi çok büyük. Ama test sayısına göre “şu kadar çıktı, o yüzden sayımız azdır aslında” diye açıklama yaparsa devlet, bu toplum n’apsın? Devletin tepesi güven vermelidir. Ne derlerse doğru olmak zorunda değil mi? O yüzden halk tabi ki dışarda gezer.

Test sayısına oranla kilo oranı. Tam da yapılan budur. 3 elma tanesi 100 gramsa, 4 elma da toplamda 400 gramdır. Yani çok test az hasta çıkarsa durumumuz çok iyidir gibi!!! Bunu devletin en yüksek iki makamı bu hafta özel yayınlarda söyledi. Danışmanları “durum iyiymiş” demiş. Danışmanlar ama ne kadar çok test o kadar tespiti anlamamış. Biri bunu onlara söylememiş olacak ki, bu açıklamaları devletin en yüksek iki makamına yaptırıyorlar.

Ya bu kadar çok üniversiteli aptal anlamayan var, ya da onlar devleti idare etmesi gerekenlere bunu anlatamamışlar. Hangisi çözemedik. Testlerin amacı hastalığı taşıyanı yakalamaktır. Oran orantı - istatistik değil, biyostatistiktir. Matematikseldir. Ama “Biyo” su da vardır. Biyolojik araştırmalarda, tıpta, eczacılıkta yani sağlık bilimlerinin gerçek matematiği olarak kabul edilir.

Başbakan özel bir kanala çıkıp da “ben aşılar konusunda planı bilemem ama 5000 küçükbaş koyun gelecek müjdesini verebilirim” desin, biz de dalgamızı geçelim. Ama başbakan daha 2 hafta önce aşısız da öğrenci ve turist de getireceğini, nisanda 30 bin ve hatta 35 bin öğrenci geleceğini açıklasın, uçaklar hiç durmadan inip kalksın, güneyin emekçileri mi, gelen öğrenci mi yoksa turist mi virüsü içeri taşıdı tartışmalarında biz boğulmaya devam edelim. Ülke Mart 2020 öncesi reform yapacak noktaya gelmişken, bugün 10 yıl gerilesin, ama biz sokaklarda gezelim, gezmesek dahi suçlu biz olalım! Devletin başındakiler de, kendi yarattıkları ortamın sorumluluğunu halka yüklesin. Daha 1 ay önce “her şey yolunda” diyen bazı medya kuruluşları bugün tam tersiyle bağır çağır olsunlar ve onlar da halkı suçlasın “oturmadı, kapanmadı” diye.

Biz de koyun müjdesine sevinelim. Çünkü başbakan diyor ki “yöresel” ürünümüz hellim! için gelecek bunlar. Sahi, yeri gelmişken, hellim hangi yörenin ürünü?!!

06/02/2021 11:43
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Aybike Yektaoğlu
MANŞETLER

HK Aybike Yektaoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.