Advertisement

Advertisement

Rumlar’ın stratejileri üzerimize kara bulutlar getiriyor

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
04/11/2013


Serhat Kotak Serhat Kotak


Kıbrıs konusunda her yönden saldırı altındayız. Bunu sağlayan Rum lideri Anastasiades ve ekibinin yönettiği stratejidir. Bizler elektriğe zam olup olmayacağını veya yeni hükümetimizin ömrünün ne kadar olacağını tartışıp iç konuların detaylarında boğulurken Rumlar bizi Kıbrıs konusunda ablukaya aldı.

Rum lideri Anastasiades önce ekonomik problem diyerek tam sekiz ay zaman kazandı ve bu zamanı değerlendirerek dış güçlerle görüşme üstüne görüşme yaptı ve bazı taşların yerine oturmasını bekledi. Şimdi de “müzakerecisi” Mavroyannis’i Ankara’ya gönderip Kıbrıs Türk halkını hiçe sayıp Türkiye ile direk müzakereleri başlatacak. Plana göre Türkiye müzakere etmezse dış güçler müthiş bir baskıya başlayacaklar. Kullanılacak bahane de “hazır karşı karşıya oturmuşken detayları tartışıp bitirin ki bu sorun da çözüme yaklaşsın” olacak. Yani Türkiye karşısında oturan devleti tanırmış veya tanımazmış kimin umurunda? Yeter ki Rum-Yunan ikilisi bir şekilde tatmin edilsin.

Mavroyannis Ankara görüşmesinde masaya koyacağı öneriyi açıkladı bile. Türkiye’nin AB müzakerelerinin devamını sağlayıp karşılığında Ankara Ek Protokolü’nün uygulanmasını isteyecek. Yani Rum gemi ve uçakları Türkiye’ye rahatça girip çıkacaklar. Bu da yetmemiş ki Maraş’ı da Türkiye’den isteyecek. Yani dünyaya “Maraş şu anda KKTC’nin kontrolünde değil de Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘işgali altındadır’” diyen Rum tarafı şimdi de bunu gerçekmiş gibi göstermeye çalışacak. Karşılığında da Mağusa limanından AB ülkelerine ihracat yapılabilecek. Bu son nokta da bir softa şaşırtmacasıdır çünkü gemi Mağusa’dan Amsterdam’a gitse bile üzerinde KKTC’de üretilen hiçbir ürün olamayacağından bu hiçbir işe yaramayacaktır.

Bu arada Anastasiades şimdi de BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin elçileriyle yürütülecek bir atağa başlamış bulunuyor. Amerikan Büyükelçisi ile başlayan bu hamle Rusya, Fransa, Çin ve İngiltere elçileriyle devam edecek ve konu Türk tarafına yapılması gereken baskının şeklidir. Anastasiades’e göre Türk tarafı Kıbrıs sorununu çözmek için yapıcı değil (buna ancak gülünür-SK) ve hem Kıbrıslı Türkler hem de Türkiye üzerinde baskı yapılıp Rum tarafının istediği detayların ortak metine girmesi sağlanmalı.

Çözüme ulaşılması için çok istekli olduğunu bildiğimiz Dışişleri Bakanı Sayın Özdil Nami bile Anastasiades’in ortak metin konusundaki tutumunu eleştirdi ve metinde Rumların sadece kendi görüşlerinin yer almasını istediklerinden yakındı. Yani Anastasiades müzakerelerin tekrar başlaması için yayınlanacak “ortak” metinde sadece Rum görüşlerinin olmasını ve KKTC kanadının da bunu kuzu kuzu kabul etmesini istemektedir. Peki müzakere öncesi peşinen efendinin isteklerini kabul edeceksek o zaman müzakere etmeye ne gerek var ki?

Bu tabloya bir de Anastasiades’in Dışişleri Bakanı Kasulidis’in açık itiraflarını eklemek istiyorum. Tehlikenin boyutunu anlamamız için de sözlerini direk olarak köşeme alıyorum: “Atina, müzakerelerdeki Kıbrıslı Türk Temsilci Osman Ertuğ’la görüşmeyi bizim ricamız üzerine kabul etti. Bu, Andreas Mavroyannis’in Türkiye Dışişleri Bakanlığı temsilcileriyle en üst düzeyde görüşebilmesi içindi. Mavroyannis’in Ankara’ya gitmesi çözüm çabalarında katalizör olacak. Türkiye’yi Kıbrıs sorununun bir parçası haline getirmek (güney) Lefkoşa’nın değişmez teziydi. Yunanistan sorunun parçası olmamasına ve Kıbrıs sorununda hiçbir şekilde Türkiye ile eşitlenemeyecek olmasına karşın Kıbrıslı Türk müzakereciyi kabul ettiği için Atina’ya müteşekkiriz”.

Yani Kıbrıs’ı ilhak eden ve Türkler yanında Rumları da katleden Yunanistan sütten çıkmış ak kaşık ama Kıbrıs’a barışı getiren Türkiye sorunun ta kendisi. Benim bir süredir uyardığım bir konu olan eş zamanlı Ankara-Atina ziyaretinin bir tuzak olduğu Kasulidis tarafından itiraf ediliyor ve bunun sadece Türkiye’yi sorunun içerisine çekip direk müzakere için yapıldığını söylüyor.

Son olarak Yunan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Yerondopulos’un sözleriyle bağlayalım: “Atılması zaruri ilk adım Türk askerinin adadan çekilmesidir”. Adamlar daha ne söylesin ki? Rum-Yunan tarafı esas amaçlarını açıkça itiraf ettiler. İnşallah KKTC ve Ankara’da bunları dinleyenler de vardır.

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: serhat kotak
MANŞETLER

HK Serhat Kotak

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.