Advertisement

Advertisement

Sağlıkta “katkı payı fonu” öncelikli miydi?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
22/02/2012


Bülent Dizdarlı Bülent Dizdarlı


Sağlıkta ki sistem tartışmaları yine bir şekilde çok gündemde bu aralar. Hükümetin yasallaşan “Katkı Fonu “ nu uygulamaya sokması ile tartışmalar üst boyutlara ulaştı. Uygulamaya ihtiyatla yaklaşanlarda var ama itiraz edenler de doğal olarak çoğunlukta. Hatta konuyu Anayasa mahkemesine götüreceğini söyleyen örgütlerde mevcut. İnsanlar gerekçeleri tam bilmediğinden , çok da haklı olarak “ ben sigorta ödüyorum,prim yatırıyorum,neden birde katkı ödeyeyim” diyor.

Sağlık Sistemimizdeki tartışmalar nerdeyse Kıbrıs Sorunu kadar eskidir. Yirmi iki yıldır Sağlık Servislerinde çalışan bir hekimim. İlk başladığım günlerde sistem konusunda yapılan tartışmalarımıza müdahil olan ,şimdi emekli bir abimizin sözleri kulaklarımda çınlar. “ Bu konuları konuşmaktan usandım ve yoruldum. Memlekete geldiğimde genç bir hekim idim, şimdi emekli oluyorum, bir arpa boyu yol alındığını, görmedim” demişti. Ne tuhaf ki bizim nesil de şimdi o noktaya geliyor…

“Katkı Fonu” hakkındaki düşüncelerimi birkaç paragraf sonra aktaracağım .Ancak, önce işin özünden bahsetmekte fayda vardır.Aslında inancım odur ki, sağlıkta reform yapılacaksa , bu şekilde başlanmamalıydı. Gerek Sağlık şurasının, gerek master plan çalışmalarının ortaya çıkarttığı ve günün koşullarına uygun hale getirilecek sistemi kurmamıza yönelik yasalara öncelik verilmeliydi. Hele hele geçtiğimiz hükümet döneminde yasallaşan, ve iki maddesi Anayasa Mahkemesinden dönünce tamamen “Gadük” sayılan Sağlık Çalışanları Yasası’nın hızla revize edilip tekrar uygulamaya konulması , başta Hekimler olmak üzere tüm çalışanların çalışma koşullarının yasal zemin içine oturtulması beklenirken, birden bire başka telde nota çalmanın hiç anlamı yoktu.

Önce bahse konu yasayı Anayasa’ya uygun hale getirir, sonra hızla Hasta Hakları Yasası, Özel Hastaneler Yasası, Genel Sağlık Sigortası Yasası,Döner Sermaye Yasasını geçirir, sistemini kurar , sonra yine ihtiyaç duyulursa “Fon” oluşturulurdu.

Ne var ki , hiç gündemde olmayan katkı fonunu birden uygulamaya koymanın tartışmalar yaratacağı aşikardı. Nitekim açıklamaların da bir birinden tutarsız yapılması iyice kafaları bulandırdı. Uygulamayı yapacak olan memurlarda ,hizmeti alacak vatandaşlarda ne yapacağını bilmez duruma geldi. Vezne deki adam para alsa vay almasa vay..

Bu arada ilk tespitleri size açıklayım ki bu benim kişisel ve erken gözlemimdir. Yanılabilirim. Polikliniklere gelen hasta sayısında azalma var. Özellikle vatandaş gelmişken bir de “x” doktora görüneyim anlayışından sanki şimdilik vazgeçmiş gibi. Acil servislere de gerçek aciller dışında başvuru sayısı çok azaldı.

Bu tespitten yola çıkarsak Katkı Fonu uygulaması , hastanelerimize başvuran hasta sayısının azalmasına neden olacağı ,bunun da tasarruf demek olduğu alenidir..

Aslında “Katkı payı” uygulaması çoğu gelişmiş sağlık sistemine sahip ülkede de uygulanmaktadır. Sağlık gerçekten çok pahalı bir sektördür ve gelişen teknolojiye devamlı sahip olmak için ciddi finansal kaynaklara ihtiyaç vardır. Bu nedenle Sistemini kurmuş ülkeler verdikleri hizmetlerin karşılığında vatandaşından , önceden belirlenen rakam dan belli oranda fon katkısı alırken , yabancıdan bu rakamın tamamını almaktadır.

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Örneğin Güney Kıbrıs’tan sağlık hizmeti alacaksanız gider en azından 2 avro öder tüm hizmetlerden faydalanırsınız. Avrupa’nın diğer birçok ülkesinde bu oran %0,5-2 arasında değişmektedir. Örnek vermek gerekirse bir By-Pass ameliyatı o ülkede 6000 Avro olarak ücretlendirilmişse vatandaşın ödeyeceği katkı payı 40 ile 120 Avro arasında değişmektedir. Ancak Sosyal güvencesi olmayan kişiler 6000 Avro’nun tamamını ödemektedir.

Bizde ki uygulamada direk her hizmete katkı olarak belirgin bir rakamın açıklanması bence yanlıştır. Hizmetin asıl bedeli saptanmalı ve yüzdelik olarak %0,5 – 1 arasında katkı payı alınması daha doğru olacaktı. Tabii bunun gerek ve yeterlilik şartı da sosyal güvenlik şemsiyesi dışında kalan herkesten tam ücret alınmasıdır.

Lale devri bitmiştir. Sistem hızla oturtulmalıdır. Çalışanın fedakarlık yapacağı Çalışma yasaları yanı sıra hizmet alıcılarının da fedakarlık yapması gereken bir devirdeyiz. Yapmazsak boşuna ağlamanın ve sızlamanın anlamı yoktur.

Özetlemek gerekirse, ben:

1- Önce sistem yasaları geçmeliydi diyorum. O zaman vatandaş da kendisinin de gayrete gelmesi gerektiğine inanabilirdi.

2- Sonrasında Katkı Fonu uygulaması dünya da ki örnekleri gibi yapılmalı ,vatandaşına ve sosyal güvenlik şemsiyesi altında olanlara cüzi yüzdelikler olarak uygulanmalıydı.

diyorum.

Herkese bol sağlıklı günler diliyorum

HAFTANIN FIKRASI

Abimiz koyu kahverengi deri, yarım botu alıp kasaya yanaşıyor.

Kasadaki kız botları poşete koyarken, sayın abimiz de soruyor;

- 43 lira değil mi?...

- Kız, 'Ne münasebet' der gibi bakıyor ve 'Bunlar orijinal deri...

İndirimli fiyatı 180 lira.'

Abimizin bitiş cümleleri, kızcağızın kopuş anına denk geliyor;

-Olur mu hanımefendi, altında 'Size 43' yazıyor.. .

ANLAYAMADIKLARIM

Geçen hafta polis uyuşturucu operasyonu yaptı ve saptandı ki , zanlılar tam on beş kez Hatay ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında gidip gelmişler. Anlayamadım yahu ben simdi, o şarkı Girne’den yol bağladık Anamur’a değil miydi? Yoksa bir tane de Hatay’a mı bağladık.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Bülent Dizdarlı
MANŞETLER

HK Bülent Dizdarlı

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.