Seçiminizi kendi aklınızla yapın, siz koyun değilsiniz, bir sürünün parçası gibi davranmayın

Çünkü oy verenlerin büyük çoğunluğu bunlara bakmıyor maalesef. Zaten adayların çoğu da söylenenleri, söyleyeceklerini değil de “görünür olmayı” hedefliyor.

ads ads ads
15/01/2022

ads
ads
ads
Seçiminizi kendi aklınızla yapın, siz koyun  değilsiniz, bir sürünün parçası gibi davranmayın

Ülkemizdeki hangi televizyon kanalını açsanız, hangi web TV’ye baksanız bir veya birkaç milletvekili adayının konuştuğunu görüyorsunuz.

   Biz de daha fazla milletvekilini size tanıtmak, siyasi partilerin yapmak istediklerini anlatmalarına fırsat vermek için program sayımızı artırdık.

   Biliyorum, sürekli milletvekili adaylarını dinlemek de sizi sıkıyor, sanki ülkede başka bir mesele yokmuş gibi ama bu Covid-19 salgını şartlarında adaylar yeterince geziler düzenleyemiyor, toplantılar, mitingler yapamıyor, en önemli tanıtım aracı medya ve sosyal medya.

   Bu nedenle siyasi partilere, milletvekili adaylarına daha fazla yer veriyoruz. Bazen sizi sıktığımızı da biliyoruz ama bir nevi kamu hizmeti yapıyoruz.

   Bazı yeni adaylar ya heyecanlı olmalarından dolayı, bazıları yetersiz kalmaktan, ödevine iyi çalışmadığından programlarda tutuk olabiliyor, bazen uçup gidiyorlar yapılacak işlerle ilgili, bazen nerede olduklarını, milletvekilliğinin ne olduğunu bile bilmeyenler olduğunu görüyoruz ama onları pek bozmuyoruz, hatta onlara yardımcı bile oluyoruz programlarda.

   Bakıyorum diğer program yapan arkadaşlarımız da parti başkanlarını, bakanları, eski milletvekillerini sorguluyor, sıkıştırıyorlar ama yeni adayları çok hırpalamıyor, programlarda zorda bırakmıyorlar…

    Programcılar, bir tür nezaket gösteriyor yeni adaylara. Zaten o aday konuşmaya başladığında ve program devam ettiğinde yetersizse, konulara hâkim değilse, hazırlıksızsa bu belli oluyor. Kendini ele veriyor yani…

    Yeni adaylar arasında çok donanımlı, kendini bu işe hazırlamış, özgüveni yüksek kişiler var ama çok da yetersiz kişiler olduğunu görüyoruz. Bazıları mensubu olduğu partinin neleri savunduğunu, ekonomide ya da Kıbrıs sorununda nasıl bir duruşu olduğunu, ideolojisini dahi bilmiyor.

    Halen hükümette olan partilerin bazı milletvekili adayları, isteyerek veya istemeyerek kendi partilerini bile eleştirir pozisyona düşüyorlar. Bir yerleri suçluyorlar da o yerin kendi partisinin, kendi parti başkanının, kendi bakan arkadaşlarının olduğunu bile göremiyorlar.

    Elbette televizyona çıkacak kişiler bir şeyler hakkında konuşacaktır, o şeyler de ülke sorunları, sıkıntıları oluyor çoğu zaman. Eleştirdiği şeyleri kendi partisinin yapamadığını, yanlış yaptığını, beceriksiz davrandığını unutuyor. Ya da gerekli manevrayı gösteremediği için muhalefet milletvekili ya da milletvekili adayı gibi görülüyor.

    Bazı milletvekili adayları kendisi tek başına bir Süpermen gibi her şeyi çözebileceğini sanıyor. Meseleyi kişiselleştiriyor, “yapacağım”, “edeceğim”, “şunu değiştireceğim”, “şunu düzelteceğim” gibi sözler sarf edenler var… Bazıları kişisel çalışmayı o kadar abartıyor ki tanıtımlarında, afişlerle, reklamlarla parti başkanlarının bile önüne geçiyor.

    Bunlar gözden kaçmıyor tabii ki… Mesele katıldığın o televizyon programında sana ayrılan yarım saati, kırk beş dakikayı palavra atarak, olmayacak şeyleri söyleyerek, uçarak, büyük büyük laflar edip doldurmak değil, mantıklı olmak, kendi partinin manifestosuna ters düşmeyecek şeyleri anlatmak, özellikle bazı alanlarda uzmanlığını ortaya koyarak, söylediklerinle etki bırakmaktır… İzleyen kişi desin ki; “Bu kişi meclise girerse faydalı olacak…”

    Bunlar pek önemsenmiyor… Neden biliyor musunuz? Çünkü oy verenlerin büyük çoğunluğu bunlara bakmıyor maalesef. Zaten adayların çoğu da söylenenleri, söyleyeceklerini değil de “görünür olmayı” hedefliyor.

    Birçok seçmen için popüler kişiler, yakınları, arkadaşları, akrabaları, taraflıları, hemşerileri önemli. Kişinin aday değilken yaptığı iyilikler de aday olunca ona oy olarak dönüyor. Bu her zaman için doğru bir kriter olmasa da işe yarıyor… Tabii bir de yapılacak listeler içinde yer alabilmek… Eski büyük abilerin, ablaların (yaş olarak abi, abla değil, politik tecrübe anlamında söylüyorum) kurtların listesinde yer almak ya da almamak, kollanmak ya da dışlanmak çok önemli.

    Biliyorsunuz mutlaka, karma oy sistemini kullanarak bir sağ parti mensubu ile bir sol parti mensubu işbirliği yapabiliyor, birilerini kesmek için özel ortak listeler hazırlanıyor… Bunların hepsi, kişilerin kazanmasında ya da kaybetmesinde rol oynuyor.

    Şimdiden duyuyoruz, “falanı kesecekler, filanı ön plana çıkaracaklar” diye. Bunu hissedenler de karşı atağa geçip, kendini kesmeye çalışanlara operasyonlar düzenler. Hoş şeyler değil bunlar, hatta mide bulandırıcı şeyler, çirkin şeyler ama hep oluyor, yine olacak.

    Milletvekili adayları bir karşı partilerdeki milletvekili adaylarıyla mücadele verir, bir de kendi arkadaşlarıyla. Hatta kendi arkadaşlarıyla verdiği mücadele daha çetindir. Kurtlar sofrasından sağ salim çıkmak o kadar kolay değildir, kimin dost kimin düşman olduğu bazen belli bile olmaz.

    Tabii ki önemli olan milletvekillerinin değil, partilerinin ne tavır takınacağı ne yapacağıdır ama sonuçta parlamentoda partilerin büyüklüğü de vekillerin sayısıyla ölçülüyor. O vekillerin nitelikli olması için de iyi seçim yapmak gerekiyor.

     Eski milletvekillerinden kimi seçecek kimi eleyecekseniz siz yapın, yenilerden de kimi seçecekseniz siz seçin, hiçbir liste oyununun, kesmenin ya da kollamanın içinde olmayın, kendi iradenizi kullanın, başkalarının aklıyla değil, kendi aklınızla kararınızı verin, siz koyun değil, insansınız, bir sürünün parçası gibi olmayın…

15/01/2022 21:37
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: ali baturay
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.