Advertisement

Advertisement

“Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi”

Osmanlı İmparatorluğu’nun kırılma noktalarından biri:

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
06/05/2012
Poli Dergi

“Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi”

“Bu dünya hiç kimseye kalmaz. Sultan Süleyman’a kalmadı” sözü, Osmanlı tahtında 45 yıl 3 ay 7 gün ile en uzun süre padişahlık yapıp, tarihe damgasını vuran, Yavuz Sultan Selim’in oğlu, Kanuni Sultan Süleyman için söylenmiştir. Bazı kesimler farklı düşünse de Osmanlı’nın “Altın Çağı” olarak da kabul edilen ve Kanuni’nin saltanatını konu alan, “Muhteşem Yüzyıl” dizisi beraberinde birçok eleştiriyi de getirmiştir. Lakin, bu tartışmaların olumlu yanlarından birisi de halkın o döneme dair merakının artması ve tarihe dolaylı bir ilgi uyandırmasıdır. Yazılarını büyük bir keyifle okuduğum, Halil Paşa, Poli Dergisi’nin geçmiş sayılarında, Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ve Pargalı İbrahim ile alakalı enfes yazılar yazmıştı. Bugün ben de biraz Halil Paşalık ve biraz da Murat Bardakçıoğluluk yapıp Kanuni’nin en büyük oğlu Mustafa ile alakalı yazmak istiyorum.

“Mustafa”
Kanuni’nin beş oğlunun en büyüğü olan Mustafa, 1515’te dünyaya gelmiştir. Annesi Mahideevran’a ve babası Sultan Süleyman’a bağlı bir evlat olan Mustafa’nın çocukluğu, babaannesi Hafsa Sultan’ın himayesinde geçmiştir. Daha sonra Manisa’ya o zamanın şehzadeleri için bir nevi staj sayılan “sancak beyliğine” gönderilmiş ve kendisini zamanla herkese sevdirmişti. Akıllıydı, devlet idaresinden gayet iyi anlıyordu, asker tarafından destekleniyor ve tahtın Kanuni’den sonraki varisi kabul ediliyordu.

Geçmişe dair yazılı kaynakları incelediğimiz zaman, Mustafa’nın yaşadığı güzellikler ve başına gelen olumsuzlukların hep onun iyi niyetinden ve insani yönünden kaynaklandığını görürüz. Özellikle Kanuni’nin büyük aşkı olan Hürrem Sultan’ın bitip tükenmeyen hırsları Mustafa’yı hiç de hak etmediği sona taşımıştır. Padişah Kanuni’nin, Hürrem’den Mehmed, Bayezid, Selim ve Cihangir adlarında dört oğlu daha vardı ama bu dört şehzadenin hiçbiri geleceğin hükümdarı olarak görülmüyordu. Günümüzde İstanbul’da bir semte ve Kıbrıs’ta bir köye adını veren Cihangir omurgalarından rahatsız ve engelli doğmuş ve en küçük evlattı. Kanuni’nin tek kız evladı ise ismi güneş ve ay manasına gelen Mihrimah sultandı. Tarihten öğrendiğimiz, esas ismi Alexandra Anastasia Lisowska olan Hürrem’in, entrikacı,hırslı, gaddar, işvebaz ve acımasız yönlerinin mantığının önünde olduğudur. Fakat Hürrem’in, neden böyle davranışlar içerisinde olduğunu sorguladığımız zaman, mutlu geçen bir çocukluğunun ardından, birdenbire yaşadığı travmalar bütününün etkisini görürüz. Ailesi gözleri önünde öldürülmüş, kendisi de tüm bu yıkım içerisinde, dövülmüş, ezilmiş ve işkence görmüştür. Bence, onun yaşadığı tüm bu acılar ve korkular, kişiliğinde intikamcı ve mücadeleci bir ruh hali ile birlikte, aşk, mutluluk, kıskançlık, hırs, acı, entrika gibi çelişkili duyguları bir araya getirmiştir.

Entrikalar ve bitmek bilmeyen hırsın neticesi: Hazin SON
Kanuni’den sonra tahta kendi çocuklarından birinin geçmesini isteyen Hürrem Sultan, aklındakini hayata geçirmek için kızı Mihrimah’ı zamanın önde gelen devlet adamlarından Rüstem Paşa ile evlendirip, paşayı sadrazam yaptırmakla emellerine ulaşmasının ilk adımını atar. Hürrem Sultan ve Rüstem Paşa ikilisi, Şehzade Mustafa’yı karalamak için yoğun bir kampanyaya girişirler. Bu maksatla kazıtılan sahte mühürlerle şehzadenin ağzından onun el yazısını taklit ederek, İran Şahı Tahmasb’a mektuplar gönderilir ve Şah’ın cevaplarının Kanuni’nin eline geçmesi bile sağlanır. Etrafa yine Mustafa’nın ağzından, ”Babam artık yaşlandı, tahttan çekilip İstanbul dışındaki saraylardan birine kapanmalıdır” gibisinden dedikodular yayılınca, söylenenlere o zamana kadar itibar etmeyen, Kanuni Süleyman’ın içine kuşku düşer, işin ciddi olduğuna inanan Kanuni, kendisine rakip gördüğü oğlunu ortadan kaldırmanın yollarını aramaya başlar.

Şehzade Mustafa’yı kim, neden öldürdü?
Hükümdar, kendisini kemiren düşünceyi hayata geçirme fırsatını, 1553’ün 6 Ekim’inde buldu. Ordusuyla beraber Nahcıvan üzerine sefere çıkan Kanuni, Konya Ereğlisi’nde konaklamış ve oğlu Mustafa da Amasya’dan askerleriyle beraber babasının ordusuna katılmak üzere Konya’ya gelmişti.
Şehzade Mustafa, elini öpmek üzere Kanuni’nin bulunduğu çadıra gider. Otağ girişindeki nöbetçiler Mustafa’dan silahlarını dışarda bırakmasını isterler. Şehzadelerin padişahların yanına silahla girmeleri o dönemde mümkünken, Mustafa buna anlam veremez lakin kızsa da bunu yapar, onu koruyan askerlerine dışarıda onu beklemelerini söyler. O sırada bir yayı germekte olan babasını görünce hürmetle selamlar ama hükümdar bir görünüp kaybolur. Tam bu sırada içeriye giren yedi dilsiz cellat, şehzadenin üzerine atlar. Güçlü bir şehzade olan Mustafa cellatların birkaçını yere serer, bu arada eski arkadaşı Zal Mahmud Ağa’yı görür, onu görünce kurtaramak için geldiğini düşünür. Lakin, durum tam tersidir. Yetiş Mahmud der. Fakat elinde balta ile gelen ve hayatı boyunca şehzadeden büyük iyilik görmüş Zal Mahmud, Şehzade’nin boynuna kementi takar. Diğer cellatlar üzerine üşüşür ve şehzadeyi kementle boğarlar. Çünkü padişah sülalesinden gelenlerin öldürülmesinde kan akıtılmaması bir gelenek olup, genellikle boğmak suretiyle hayatlarına son veriliyordu. Kanuni, kendi oğlunu iktidar hırsı ve Hürrem’in entrikalalarına ve ihtirasına kurban eder. Sallanmakta olan bir devlet, 38 yaşındaki ümit vadeden şehzadesini yititir.
Mustafa’nın ölümüne değinmişken, Pargalı Damat İbrahim Paşa’dan söz etmemek olmaz. Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde, 1523-1536 yılları arasında 13 sene sadrazamlık yapan ve Farsça, Rumca, Sırpça ve İtalyanca bilen İbrahim Paşa, Pargalı, Frenk, Damat, Makbul ve Maktul lakaplarıyla anılır. Kanuni’ye yakınlığı ve sevgisi ile bilinen Pargalı İbrahim Paşa, Osmanlı Devleti’nin hem siyasi hem askeri hem de sanat alanlarında önemli roller oynamıştır.
1536’nın Mart ayında iftar için saraya çağrılan İbrahim Paşa, iftardan sonra bir odaya çağrılarak, daha sonra Şehzade Mustafa’yı da boğdurtmakta (1553) kullanılacak sağır ve dilsiz cellatlar tarafından boğdurulacaktır. 43 yaşında öldürülen İbrahim Paşa’nın öldürülmesinde, şu faktörler etkili olmuştur: İbrahim Paşa’nın iktidarda ulaştığı güç ve bu gücün yarattığı kişisel hırs ve iktidar sarhoşluğu, Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan ile aralarındaki çekişme ve özellikle İbrahim Paşa’nın taht için Kanuni’nin ilk eşinden olan en büyük oğlu Mustafa’yı açıkça destekliyor oluşu ve Kanuni üzerindeki Hürrem Sultan ile yarışan etkisi bu çekişmeyi yaratmıştır. İbrahim Paşa’nın Bağdat’ın fethinin ardından Defterdar İbrahim Paşa’yı idam ettirmesi ve buna onay veren Kanuni’nin daha sonra duyduğu pişmanlık, bir dönemin gözde sadrazamı İbrahim Paşa’nın gözden düşmesinde etken olduğu düşünülmektedir.
Eğer, Şehzade Mustafa ve Pargalı İbrahim öldürülmeseydi farklı bir Osmanlı ve Türkiye olacağına dair pek çok görüş bulunmaktadır.
Şehzade Mustafa’nın boğdurulması, o dönem Osmanlı’sında, büyük bir şaşkınlık yaratır. Mustafa’nin arakasından pek çok ağıt yazılmış devletin kötü gidişi bu olaya bağlanmıştır. Kanuni’nin korkusundan bu olaydan hiç kimse söz edemezken, suskunluğu sadece bir kişi, zamanın en büyük şairlerinden olan Taşlıcalı Yahya Bey bozar, Mustafa hakkında bir mersiye kaleme alır ama bu şiiri yüzünden de başına gelmeyen kalmaz.
“Ecel haydutları Mustafa Han’ı aldılar ve bu cihanın bir yanı yıkıldı, medet medet!
Yüzünün güzelliğinin güneşi battı, her şeyi dağıldı, Osmanlı hile ile vebal altında kaldı.
Yalancının o kuru iftirası ve gizli nefreti yüzünden gözlerimizden yaşlar aktı, içimizde ayrılık ateşi yandı. Bu olup bitenleri görmesek ne kadar iyi olurdu ama maalesef bütün fenalıkları görmek zorunda bırakıldık…”


Diğer şehzadelerin ve en küçük şehzade Cihangir’in sonu nasıl oldu?
Oğlunun ölümünden sonra, Kanuni yoluna devam eder. Yeniçeriler idam olayına tepki gösterip Rüstem Paşa’nın azlini isterler. Kanuni Rüstem Paşa’yı azledilip sürgüne gönderir (birkaç yıl sonra tekrar döner yine sadrazam olarak) Mustafa’nın cenazesi yanında birkaç cellatla Bursa’ya gönderilir. Mustafa orada gömülür, cellatlar da henüz 7 yaşında olan Mustafa’nın oğlu şehzade Mehmet’i ileride dedesine karşı açacağı olası bir intikam savaşını önlemek ve nizam-ı alem için öldürürler. Ama hükümdarın yapmış olduğu bu hataları sonrasında içine düştüğü bahtsızlığı bu kadarla kalmayacaktır. Engelli oluşundan dolayı, özel bir bağ ile sevdiği oğlu olan Cihangir, ağabeyi Mustafa’nın idamı üzerine ruhi bunalıma girerek bir buçuk ay kadar sonra aniden hayata gözlerini yumacaktır. Bazı kaynaklara göre, yine abisine olan bağlılığından dolayı babası tarafından öldürülecektir. Kanuni daha sonra İran’a iltica eden diğer oğlu Şehzade Bayezid’i de boğdurtur. 1561’de öldürülen Şehzade Beyazıt güçlü kalemi ile babası ile mektuplaşması, iktidar mücadelesinin geldiği noktayı çok güzel anlatır. “Beyazid’ine kıyarmısın benim canım babam” ve “Ben kıyarmıydım sana Ey Beyazıt Hanı’ın oğul” karşılılklı bu mektupların can alıcı noktaları arasındadır. Beyazit’in dost bildiği Kıbrıs fethinde önemli rol oynayan, Lala Mustafa Paşa, Beyazit’e dost görünüp, Selim (sonradan II. Selim) lehine çalışır. Mustafa, Mehmet, Cihangir ve Beyazid, Kanuni’nin oğlu dört şehzade hazin ölümleri ile anılır. Bir baba için, ne kadar büyük bir pişmanlıklar dizisi. Nihayetinde Osmanlı tahtı, şehzadeler içerisinde en yeteneksizi olduğu söylenen, Sarı Selim olarak da anılan II. Selim’e kalacaktır. 1570/71 tarihindeki Kıbrıs fethi II. Selim komutasında gerçekleştirilir ve Kıbrıs Osmanlı topraklarına dahil olur.
“BU DÜNYA HİÇ KİMSEYE KALMAZ. Sultan Süleyman’a dahi kalmadı” sözü 45 yıllık iktidar süresini (30.Eylül. 1520 - 7. Eylül.1566) anlatmak için hala daha günümüzde kullanılmaktadır.

Bülent Ecevit’in Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından biri olan, Şehzade Mustafa’nın idamını ve Şehzade Cihangir’in ölümünü ve insani yönlerini konu alan duygusal şiiri oldukça etkileyicidir…

İki büyük suçumuz var
Seninle benim Cihangir
Biri sevmek biri sevilmek
Bunca büyük suçlarla
Padişah olunmaz
BİZ İNSANIZ Cihangir
Bizden tahtlara han olmaz
Sıcağına bak yüreğimizin
Aktıkça gözlerden gözlere
Nasıl eritir birbirini
Tahtların karlı doruğunda


YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KÜLTÜR SANAT

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.