Sevabına mevlit okuyor
Görneçli Özay Cenkalp, Mesarya bölgesinde yüzyıllardır süren bir geleneğin temsilcisi
21/02/2012
İsmihan Yorgancı
Kıbrıs Türkü’nün İslam inancında yıllardır yaşamsallığını sürdüren bir inanç “mevlit”. Mevlit; kelime anlamı içinde doğum, doğma, doğuş, milat, salavat gibi kelime karşılığı olan dini bir gelenek. Mesarya bölgesindeki birçok köyde özelikle kadınların bir araya gelerek gerçekleştirdiği Süleyman Çelebi’nin yazmış olduğu mevlidi okutma inancı, bölge insanından aldığımız bilgiye göre çok eskilere dayanmakta.
Mevlit okutmak için Serdarlı’da oturan Ayşe Hanım’ın evinde toplanan kadınların anlattıklarına göre mevlit okutmanın sevabına inanılmakta ve mevlit kimin evinde okutuluyorsa, melekler evi ziyaret etmekte ve edilen dualardan Allah’ı haberdar etmekteler; böylece edilen duaların Allah’ın yardımıyla gerçekleşeceğine inanılmakta. Genel olarak mevlit okutma diye adlandırılan ibadette Yasin Duası’nın okunması, Kur’an-ı Kerim’den ayetlerin okunması ve ilahilerin okunması misafirlerin katılımıyla gerçekleştirilmekte.
Özelikle mevlit okunurken anlatılan Hz. Muhammed’in doğum anı, ayağa kalkılıp, Kabe yönüne dönülerek yapılan dua ve eylemlerle gerçekleşmekte. Mevlit kişilerin yakınlarına ölüm yıl dönümlerinde okutulan, ölen kişiyi anma ve bu dünyadaki varlıklarından haberdar etme amacıyla okunduğu gibi çocukların altı aylık kınasında, yeni evlenen ailenin evinin ve evliliğinin hayrı için yeni kurulan ocakta, adanan bir adağın gerçekleşmesi neticesinde de mevlit, evlerde okutulmakta. Bunun yanında bugün unutulmuş olarak lovusanın yataktan kalkma günü, bir işte usta çıkılacağı zaman diploma alma günlerinde de mevlit okutulmaktaymış.
Mevlit, bugün köylerde görevli olan din adamları (İmamlar) tarafından okunsa da bu işi eskiden beri yapagelmiş kadın okuyucular da var.
Cenkalp: “Sevabına ve para almadan yaparım”
Bölgede mevlitçi diye bilinen, Görneç köyünde ikamet eden Özay Cenkalp bu gelenekten gelmiş bir kadın. Özay Cenkalp bu geleneğin kendine geçişini şöyle anlattı:
“Ben Görneç köyünde oturmaktayım. Yirmi bir yaşından beridir aldığım davetlerle evlere misafir olup, bir araya gelen konuklara mevlit okurum. Eşimi yirmi bir yaşında trafik kazasında kaybettim. Kayın pederim bana ilk dua kitabımı alan kişidir. ‘Oku’, dedi bana bir gün kitabı uzattı; ihtiyacımız olacak. Ben önceleri evde kendi kendime okumaya başladım. Köyde okuyan Şerife Küçükali, Havva Kafacı, Fatma İnce Hanımlar vardı. Ben de onların yanına giderek bu işin usulünü öğrendim. Mevlitçilik usta çırak geleneğiydi.
Çıraklıktan ancak bu işi öğreten sana izin verirse halka mevlit okumaya gidebilirdin. Bana mevlit okumaya izin verildiğinde bu işin gönüllü ve sevabına yapıldığını yani para karşılığında olmadığını, davet eden ev sahibinin gönlünden ne koparsa onun alınması gerektiğini öğrettiler. Bu yıllardır böyle oldu. Mevlit okumak Allah’ın huzurunda dua etmek demek… Usulüne uygun bir şekilde giyinip, başımızı örtüp dua ederiz. Zamanla beni tanıyıp, duyan, okumamı beğenenler beni evlerine davet ederler. Bazen de dileyenler için özellikle geçmişlerinin yıl dönümlerinde o ailenin tarafından kendi evimde okuyup bağışlarım. Mevlit okutmak, sevabına inanılan ve yıllardır yaşatılan dini bir gelenek ve ibadet şekli buralarda.”
































































































































































































