Simge Debreli: İşimiz, insanların içinde keyif alacakları mekanlar yaratmak

Simge Debreli, Amerika’da eğitimini aldıktan sonra adaya dönüş yapar yapmaz mesleğine dört elle sarılan vizyon sahibi bir mimar

ads
ads
26/08/2020

ads
Simge Debreli: İşimiz, insanların içinde keyif alacakları mekanlar yaratmak

Simge Debreli, New York’taki mimarlık eğitiminin ardından adaya dönen başarılı mimarlarımızdan biri.

Adaya döner dönmez mimarlık mesleğine başlayan Simge Debreli, 2020 yılının çağdaş dokularıyla iş yapmaktan keyif alıyor. Simge Debreli, ülkemizdeki tarihi dokuyu yaşatmak adına da eski binaları restore etmekten büyük keyif aldığını ifade ediyor.

Tasarımlarıyla adından söz ettirmeye başlayan Debreli, insanların mimarlara güvenerek, içinde mutlu olacakları, keyifli yaşam sürecekleri mekanlar yaratmalarına fırsat vermelerini istedi.

Başarılı bir mimar olarak ülkesine dönmeyi tercih eden Simge Debreli, bu arada aile şirketi olan Dünya Oto’da kaporta biriminin de başında bulunuyor.

Debreli, kendisine danışanların kalıplara bağlı kalmadan bir mimar olarak kendisinin ortaya koyacağı tasarımlara güvenmesini isteyerek, “bizim işimiz gelen talepleri de esas alarak insanların içinde yaşarken huzurlu ve mutlu olacakları mekanlar yaratmaktır” dedi.

Mimar Simge Debreli, HK Ajans’ın sorularını yanıtlayarak mimarlık ve hayatıyla ilgili soruları yanıtladı. İşte yapılan röportaj:

 

SORU: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

DEBRELİ: 1993 doğumluyum. New York’ta mimarlık eğitimimi tamamlamamın ardından adaya döndüm. Çocukluğumdan bu yana hayalim hep mimar olmaktı. Aile işimiz her ne kadar farklı bir sektörde olsa da ben farklı bir yön çizdim kendime.

 

SORU: Mimar olarak neler üretiyorsunuz?

DEBRELİ: Daha çok müşteriye odaklı tasarım yapmayı tercih ediyorum. ‘Popüler olan  herkesi mutlu edecek’ algısını kırmak istiyorum. Yaşam alanını kim kullanacaksa önce onu tanımalıyım.  Ben önce müşterimle kısa bir toplantının ardından onun zevk alacağı şeyleri belirleyip onları kullanarak, ona özel tasarımlar yapmak arzusundayım. O nedenle tam ve net keskin bir çizgim olduğunu söyleyemem. Daha çok bir su gibi müşteriye göre evriliyoruz. Tabii ki 2020’deyiz, modern tarzları çok sevsem de; özellikle Kıbrıs’ta yaşamanın verdiği tarih dokusuyla iç içe yaşamanın ilhamıyla geçmişle olmayı seven birisiyim. O yüzden tadilat projelerini yapmayı çok seviyorum. Eski dokuları yaşatmayı, onlara biraz daha modernlik katmayı. Tarihi dokuları günümüze uyarlamak en keyif aldığım şeylerden biri.

Yeniyi yaratmak da çok keyifli ama özellikle Mağusa sur içini dokusunu bozmadan bugünkü koşullara getirmek ayrı bir zevk veriyor bana. Kıbrıs’ta bu tarihi dokuyu korumamız gerektiğine inanan biriyim. Şu anda güzel bir projemiz var Mağusa sur içi ile ilgili.

 

SORU: Nasıl bir proje sürdürüyorsunuz?

DEBRELİ: Bir butik otel projemiz var. Onunla ilgileniyorum. Umarım projeler git gide artacak. Şu an benim dışımda çalışan mimar arkadaşlarım var. Geliştiriyoruz sur içini. Bu da keyif veriyor açıkçası.

 

SORU: Restorasyon yaparken nelere dikkat etmek gerekiyor?

DEBRELİ: İnsanlar bildikleri veya gördüklerinin dışına çıkmak istemiyorlar, ancak sonucu gördükleri zaman da çok mutlu oluyorlar. O nedenle ilk olarak çalışacakları kişiye güvensinler, yaptığı projeleri görsünler. Dergiye odaklanmaktan kurtulmalıyız. Biraz daha kendimizi ifade etmeye açmalıyız ve sadece gördüklerimizi hedef almamalıyız. Kendilerini tanıtsınlar; herkes her renkten hoşlanmayabilir, herkes modern olmayabilir, o çok önemli bence. Country tarz ev seven de var, modern ev seven de var.  Biraz daha kendi içlerinde ne istediklerini bilip ona göre mimar seçmeleri en büyük yardım olacaktır eminim.

 

SORU: Mimarın değerlendirmesini dikkate almalıyız sanırım.

DEBRELİ: Kesinlikle, ne yazık ki Kıbrıs’ta şöyle bir durum var. Mimarın yönlendirmesinden çok, kendi bildiklerini mimara çizdirmeye çalışıyorlar. Bunu kırarsak ben eminim ki çok daha mutlu yaşam alanları kuracağız. Çok keskin hatlarımız var. Örneğin, ofisler hep siyah olmalı, evler beyaz olmalı gibi. Profesyonele kendilerini bırakabilmeli insanlarımız.

 

SORU: Old town denen bölgeleri restore etmek anlamında ne noktadayız? Dokuyu bozmadan yapabiliyor muyuz sizce?

DEBRELİ: Ne yazık ki hiç iyi bir noktada değiliz. Aslını korumuyoruz. Kaynağımız da yok ne yazık ki korumak için. Bir sürü bina atıl durumda. Bence daha çok proje üretmeye çalışmak gerekiyor ve doğru restorasyona yönelmemiz gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Mağusa’da çok önemli bir binanın içerisine girdiğim zaman alçıları gördüğümde düşüp bayılmak istedim. Çok kötü restore ediyoruz, danışmıyoruz. Bu ülkede gerçekten çok başarılı mimarlar var. Birazcık daha dairenin dışından destek almalıyız. Çünkü dairelerde de yeteri kadar ekip yoktur. Onu da biraz artırıp hak ettiğimiz bir noktaya getirmemiz gerekiyor. Bugün yurt dışına gittiğimiz zaman İtalya’ya veya başka ülkelere baktığımız zaman mimari projelere ne kadar sahip çıkıldığını görüyoruz.  Kıbrıs’a baktığımız zaman üzülüyoruz. Oraları sadece cafe veya bar açmakla canlandıramayız. Ve buraları açarken mutlaka denetlememiz gerekiyor çünkü o değerli taşların üzerinde birçok çivi çakılmıştır. Sur içlerinde farklı dokular, farklı duvarlar var. Onlara sahip çıkmalıyız.

 

SORU: Doğru projelerle onları kurtarabilir miyiz? Böyle bir şansımız var mı?

DEBRELİ: Var, şu an tam kurtarma noktasındayız. Avrupa Birliği’nden güzel bir katkı alıyoruz, biraz da belki belediyelerin de katkısıyla bunu yapabiliriz. Hem oraya teşvik verilmesi lazım insanlar daha çok kullansın. Hem  de belirli bir planlama yapmak gerekiyor. Bir caddeyi barlar caddesi, bir caddeyi restoranlar caddesi, bir caddeyi de butik oteller caddesi olarak yönlendirirsek ve araçlara kapatırsak ki bu konuda Mağusa’da hala daha sıkıntı yaşanıyor, insanlar daha çok eğlenecektir sur içinde. Ama önce tüm binaların, ki Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından restore edilecek olan tüm binalar işaretlenmiştir, mal sahiplerinin de restorasyon için motive edilmesi gerekiyor.

SORU: Hem siyasi irade hem de halkın restorasyon konusunda nasıl bir motivasyona tabii tutulması gerekiyor ki değerlerimize sahip çıkabilelim?

DEBRELİ: Sanırım öncelikle değerlerimizin ne olduğunu herkese anlatmalıyız. Çoğu insan sadece eski olduğunu düşündüğü için bakmıyor. O taşın değerini, hangi yılda yapıldığını, tarihe ne kattığını bilmiyor. Belki de öncelikle ilkokul ve orta okullarda çocuklara mimarlıkla öğretmemiz gerekiyor. Çocuklar zaten değerini öğrendikten sonra ilerleyen zamanlarda bunları koruyacaklardır. Şu anda birçok meslektaşım sur içini korumak için birçok güzel projeler hazırlayıp, güzel hayaller kuruyordur. Anıtlar Yüksek Kurulu’nun dışarıdaki mimarlarla iş yapıp bir kampanya başlatmasını isterim açıkçası. Herkese biraz daha teşvik lazım  ki toplanılıp bir araya gelinsin ve belediyelerin katkısıyla bir proje sunalım. Benim en büyük hayalim, Palm Beach Otel’den sur içine kadar olan bölgeyi baştan sona mevcutu koruyarak yeniden yaratmaktır. Çünkü, modernleşeceğiz diye şu anki mevcut yapıya ciddi zarar veriyoruz.

 

SORU: Gelen müşterilerin size gelmeden önce birşey görüp beğenmesini ve illa ki bunu hayata geçirmek için bir ön yargı ile size gelmesini nasıl yorumlarsınız?

DEBRELİ: Açıkçası ilk görüşmede müşterinin böyle bir şeyle gelmesi bir mimar için normaldir. Ama insanları tanıdıkça onları yönlendiriyorsunuz. Üç boyutlu çizimler gösteriyorsunuz, hayallerini gösteriyorsunuz. Ama insanlar o algıyı kıramıyor ve bunda ısrarcı oluyorsa tabii ki bu da mimarı demoralize ediyordur. İnsanlar önceden çizimlerine baktıkları mimarlarla çalışırlarsa eminim daha mutlu sonuçlar elde edeceklerdir. Önce kendilerini tanımaları gerekiyor açıkçası. Ofisler de aynı şekilde, birçok insan  ofiste çok da mutlu değil. Aslında oturduğu ofisten mutlu değildir. Biz dünyada insanların hayatlarını en çok etkileyen meslek grubuyuz doktorlardan sonra. Çünkü bir yaşam alanına enerjiyi geçiriyorsunuz. Okullar da öyle, ofisler de. Bütçenize göre bir yaşam alanı tasarlayabilirsiniz kendinize. Bizde “Bu evi istersem çok paradır, bu ofisi restore etmek istersem çok paradır” diye bir ön yargı var, hayır değil. Siz bütçenizi mimarla paylaşırsanız o size göre bir yönlendirme yapacaktır.

Bir de renklerden çok uzak yaşayan bir toplumuz. Beyaz, gri ve siyaha takılmış durumdayız. Renkler bizi birazcık motive edecektir, hem ofislerde hem okullarda. Onlara önem vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

 

SORU: Son olarak nasıl bir mesaj verirsiniz?

DEBRELİ: Öncelikle insanların tedirgin olmamalarını öneririm mimarlara danışma konusunda. Ön yargı var hem mimarlık ücreti konusunda hem de tadilat konusunda. Bence açık olursa insanlar ve araştırırsa güzel sonuçlar elde edecektir. Herkes şu anda internette herşeyi bulabiliyor. Pinterest instagram ve facebooktan girip herşeyi görebiliyorlar. Her gördüğünüzü uygulamak doğru olmayabilir. Çünkü doğru yerde, doğru zeminde ve doğru koşulda değilsinizdir. O noktada biraz daha ön yargılarını kırmalarını öneririm insanların. İnternetten bu işin olmayacağını bilmeliyiz. Mimarlarımıza güvenmeyi öğrenip, danışmayı öğrenmeliyiz ve klasiğin dışına çıkmalıyız.

26/08/2020 15:53
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: simge debreli, mimar
MANŞETLER

HK EKONOMİ

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.