HABER KIBRIS

Sıra konfederasyon opsiyonunu elemede mi?

ads
19/11/2017


Yusuf Kanlı


Hava adeta geç bir ilkbahar. Halbuki çoktan sonbahar geldi. Gündüzleri 25-26 dereceyi bulan, geceleri 14-18 arası sıcaklıkla belki de Kıbrıs yaşam açısından en güzel döneminde şu an. Siyasi açıdan ise hiç de öyle bahar havası esmiyor, ne kuzeyinde ne de güneyinde adanın. Her iki tarafta da kış seçimi kapıda ve bu seçimde her iki halk ciddi sınavlar verecekler. Hafta sonunda kuzeyde birçok siyasi partinin adaylarını belirleme amacıyla önseçimleri, kurultayları vardı.

Malum, seçim kurulu iktidarın büyük ortağı Ulusal Birlik Partisi’ne tokat gibi bir kararla kapalı kapılar arkasında aday belirlenemeyeceğini, seçkin bir zümrenin ayrıcalığa sahip olamayacağını, adayların seçimle belirlenmesi gerektiğini söyleyince, lider sultası yerine seçime gitme mecburiyeti oluştu tüm partiler açısından. Demokrasi güzel bir şey. Her ne kadar yetkili ve etkili konumda her türlü aymazlık yapılabilse de bir şekilde hesap sorulma mekanizmaları da çalışıyor. 24 saatte vatandaş yapılabilme, sevgiliye milyonlarca liralık mülk hediye edilebilme falan gibi anormallikler yaşansa da, demokrasinin ve kurallar ile değerlerinin seçimden seçime bile hatırlanması güzel bir şey.

Rum tarafında durum daha net görünüyor. Karşısında ciddi bir aday olmadığından mevcut Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades’in tekrar seçileceği neredeyse kesin. Hele de “bakmayın benim daha önce reddettiğime, aslında federasyonu istiyorum” benzeri manevralarla sosyalist AKEL tayfasını da kafaya aldıktan sonra Anastasiades’in tekrar seçileceği neredeyse kesin oldu. Seçilirse bir şey değişecek mi? Değişmeyecek kesinlikle. Aynı kafayla, aynı retorikle devam edip başka bir sonuç beklemenin ne anlama geldiğini söylemeye gerek yok herhalde.

Türk tarafında durum biraz daha karışık. Belki de önümüzü net görebilmek için çok erken. Evet Rumlarda seçim 28 Ocak’ta ve durum net. Türk tarafında seçim daha erken Ocak 7 tarihinde, ama önümüz çok bulanık. Anastasiades ya 28 Ocak’ta olmadı ikinci turda 4 Şubat’ta seçilecek. Türk tarafında ise, iktidarın büyük ortağı UBP bir taraftan Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün çalkantılı aşk hayatı ve iktidardaki yalpalamasının erozyonu, diğer yandan iktidar olmanın verdiği aşınma sıkıntı yaratıyor. UBP’nin her şeye rağmen 2013 seçimindeki seviyeyi koruyabileceği öngörülse de birçok kamuoyu araştırmasında, 2013’ün 27.3 seviyesi ve 14 sandalye UBP için yeterli olacak mı? Demokrat Parti’ye giden ve geri gelen milletvekilleri gibi bir durum 2017’de de yaşanabilir mi? O dört milletvekili ve bağımsızlar olmasa DP ile iktidar olunması mümkün olur muydu? Olmazdı elbette ama UBP bu gibi mucizevi başarılara alışkındır. Belki bir kez daha sergiler.

Demokrat Parti ise UBP’den gelenlerin rüzgarıyla yüzde 23 oya ve 12 sandalyeye sıçramıştı 2013 seçimlerinde. Gerçi o zaman da bu başarıyı koruyamadı, 8 sandalyeye düştü kısa sürede ama şimdi durum çok çetrefil. 2013’ün yüzde 23’ünden baraj altı kalma riski taşıyan parti statüsüne geriledi DP. Öyle mi olur? Bunu bilmek mümkün değil, halk karar verecek ama gelişmeler bu olasılığı mümkün gösteriyor.

Solda durum daha net gibi. Solun büyük partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi yine birinci parti olabilir ve 2013 gibi hükümeti kuracak sayının çok altında kalabilir gibi görünüyor. Diğer sol partilerin, bilhassa Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Demokratik Toplum Partisi veya yeniden hayata dönen Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin sandıktan çıkamayacağı anlaşılıyor.

Sağdaki bu keşmekeşin ardında sancılı da olsa yeni bir doğum yatıyor esasında. Kudret Özersay ve onun kurduğu Halkın Partisi tam bir bilmece. Kamuoyu yoklamalarında ikinci veya üçüncü parti olacakmış gibi görünen HP acaba seçimde gerçekten ne performans gösterecek? Bu partinin performansı önümüzdeki dönemi şekillendirecek. Her halükârda önümüzdeki dönemde merkez sağ bir koalisyon hükümetinin iş başında olacağını görmemiz gerekir.

Rum tarafında Anastasiades, Türk tarafında da “federasyon öldü” koalisyonu iktidar olması durumunda sonuç ne olur? Akıncı’nın son zamanlarda sıklıkla söylediği gibi sonu açık ve başarısız federasyon görüşmeli sarmalına bir daha düşmez Kıbrıs Türkü.

İngiliz’i, Amerikalısı, Avrupalısı ise Katalonya ve Kuzey Irak referandumları sonrasında bilhassa federasyon için dayatmayı artıracak gibi görünüyorlar. Bu durumda ne olacak?

Herhalde konfederasyonu “ehven-i şer” görüp ona sarılma zamanı geldi. Sevdiğimizde, olmasını istediğimizden mi? Yok… Nasıl dün federasyonu kerhen destekliyor isek öyle. Umut edelim konfederasyon opsiyonunu da öldürsün Niko efendi ve şürekâsı, iki devlet tek olasılık olarak ortaya çıksın.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: yusuf kanlı
MANŞETLER

HK Yusuf Kanlı

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems