HABER KIBRIS

Siyaset rant aracı olarak görülmemeli

Gülsen Bozkurt ile röportajımızın son bölümünü bugün okuyacaksınız.

ads
20/06/2012

Siyaset rant aracı olarak görülmemeli

- BELEDİYECİLİK ZOR İŞ: Belediyeciliğin çok zor bir iş olduğunun bilincinde ve farkındaydım. Kazanamayacağımı da biliyordum. Ama bir yarıştı ve fikirler ortaya konulmalıydı. Ben o adaylığı kabul ederken bir şeyi göstermek istedim
-
- BULUTOĞLULARI İSTİFA ETMELİ:
Lefkoşa Belediyesi’nde büyük bir çöküntü ve kötü bir yönetim var… Sayın Bulutoğluları herhalde artık istifa edecek. Belediye bitmiş vaziyettedir. Bu adam yüzde 60 oy aldı. Burada seçmeni de sorgulamak lazım
-
- TÜRKİYE’DEKİ GELİŞMELER BENİ ÜRKÜTÜYOR: Önce bir dibe vuracağız, sonra insanlar bu yolla işlerin gitmeyeceğini görecekler o zaman. İşler iyi gitmiyor. Çözüm umudu da kalmadı. Türkiye’de askeri vesayet geriledi ama onun yerine daha otoriter sivil bir idare geldi. Her alana müdahale yapılıyor. Bu beni ürkütüyor


Gülsen Bozkurt ile röportajımızın son bölümünü bugün okuyacaksınız. Bu son bölümde Gülsen Bozkurt’un neden Lefkoşa Belediyesi Başkanlığı’na aday olduğunu ve Lefkoşa Belediyesi’nin bugün geldiği durumla ilgili düşüncelerini bulacaksınız…

Mete Tümerkan: Ne yaptınız, parayı nasıl buldunuz?
Gülsen Bozkurt:
Sayın Akıncı Başbakan Yardımcılığı’nın ödeneğinden bize bir miktar kaynak aktardı da Cumhuriyet Parkı’nın yeşillendirilmesi ve yürüyüş yollarını yapabildik. 15 bin TL ile yaptık ve bazı sponsorlar bularak. Bizden sonra bakıyorum da bir şey yapılmadı. Hatta yanan bir kısım ağacın yerine yenisi dahi dikilmedi. Bizden sonra sadece oraya TMT anıtı dikildi, şimdi de Rahmetli Denktaş Bey’in mezarı yerleştirildi… TMT’ciler için ayrılan yerde, planda içinde havuzu olacak çok güzel bir restoran vardı. Ben hayal ederdim insanlar buraya gelip yemek yiyecekler, çocuklar o havuzun etrafında oynayacaklar, gençler konserler verecekler diye… Bir de amfi tiyatro vardı, biz onun yerini de kazdırmıştık. Havuzlar olacaktı, çay bahçeleri olacaktı… Olmadı… Ben hala hayal ediyorum…

Mete Tümerkan: Sizin son olarak bir de Lefkoşa Belediye Başkan adaylığınız oldu. Neler yaşadınız o günlerde?
Gülsen Bozkurt:
Belediyeciliğin çok zor bir iş olduğunun bilincinde ve farkındaydım. Kazanamayacağımı da biliyordum. Ama bir yarıştı ve fikirler ortaya konulmalıydı. Ben o adaylığı kabul ederken bir şeyi göstermek istedim. Neydi bu? Belediyecilik deyince benim aklıma gelen temizlik, tertip, düzen, peyzaj, çiçek, altyapı, kültür sanat, çevre, parklar… Ben Laptalıyım, yeşilin, bahçelerin içerisinde büyüdüm. Birçok insan Avrupa’ya gitti, oraları gördü. Ben yeşili çok severim. Bizim Kıbrıslıların çoğu sanki yeşili sevmez. Yaprak döker diye asma dikmeyenler var evine… Ben estetikten yoksun Lefkoşa’yı biraz dönüştürebilmek, yeşille buluşturmak için aday oldum. Aday olmamın ikinci nedeni ise genellikle böyle yerlere kadınlar aday olmuyor. Ben aday olarak biraz gençlere örnek olmak istedim. Kadınları da bu konuda cesaretlendirmek için aday oldum. Ben İsveç’e davet edilmiştim. Margaret Von Beck İsveç’te bakandı. Sonra da Başbakan Yardımcılığı’na kadar yükseldi. Çok güçlü bir kimliği olan bir kadındı. İlk gidişim Kadınlar Günü nedeniyle bize yapılan bir davet sonrasındaydı. Ve orada bu kadın beni çok etkiledi. İskandinav demokrasisindeki kadın hakları, çocuk haklarını hep uzaktan takip ederdik. Bu davet sırasında yakından da gördüm. Gördüm ki insanlar çok mütevazi. Milli gelirleri kişi başına düşen 30 bin dolara yakın ama son derece mütevazi yaşıyorlar. Kadın bakan olduğu halde bisikletle geziyor. Bermuda pantolonu ile korumasız geziyor. Biz misafir olarak gittik, bizi mütevazi bir salonda ağırladılar. Orada yemek yedik. Yemekten sonra piyanonun başına geçip konser veriyor. O kadar yapmacıklıktan uzak ama güçlü. Kadın hakları orada son derece gelişmiş. Parlamentolarında kadın erkek sayısı da yakın. Bunun nasıl olduğunu anlattı bana Margaret… Başbakan’a ve parti başkanına demiş ki “Sayın başkan kadınlara artık verdiğiniz yüzde 30 kota yetmiyor. Yüzde elli isteriz.” Buna Türkçe’ye çevirirken fermuar usulü dediler. Bir kadın bir erkek listelere girmek istiyoruz demiş. Önce erkekler homurdanmışlar. Bunun üzerine demiş ki “Eğer siz bizi İşçi Partisi’nde böyle bir düzenleme yaparak kabul etmezseniz, biz kadın partisi olarak ortaya çıkar seçime gireriz ama bilin ki parti bundan çok zarar görür. Bu insan haklarına aykırı bir şey olur.” Bunun üzerine kabul etmişler. Bu 90’lı yıllarda oldu ve o günden sonra listelere bir kadın bir erkek olarak girmeye başladılar. Orada kadın erkek eşitliğini esas alan bir sistem kurdular. Ve bunu uyguluyorlar. Benim belediye seçimlerine katılma gerekçelerimden biri de bu kadın erkek eşitliğinin vurgulanmasıydı…

Mete Tümerkan: Bugün Lefkoşa Belediyesi’ne baktığınızda ne görürsünüz?
Gülsen Bozkurt:
Büyük bir çöküntü, kötü yönetim… Sayın Bulutoğluları herhalde artık istifa edecek. Belediye bitmiş vaziyettedir. Bu adam yüzde 60 oy aldı. Burada seçmeni de sorgulamak lazım. Şimdi ben hatırlıyorum, bizim paramız da yoktu. Popülizm de yapmadık. Sayın Bulutoğluları televizyon programlarına geldiğinde o dönemde hatırlıyorum, koca koca dosyalar ile gelirdi. O dosyalarda külliye vardı, shopping center vardı, tiyatro vardı. İnsanların gözünün önüne bunları koyduğunda etkiliyordu. Yapamayacağı sözler veriyordu.

Mete Tümerkan: Belediyenin durumu, grevler ve yaşananlar insan sağlığını da olumsuz etkileyecek gelişmelere neden olabilir mi?
Gülsen Bozkurt:
Elbette olabilir. Bir defa Lefkoşa çok pis… Yani çöplerin alındığı dönemde de durum böyle. Bir kere kendileri de söylüyor, memur çok, işçi az diye… Çalışanları ben takdir ediyorum ama belediyenin temizliğe yönelik, yeşile yönelik, peyzaja yönelik çalışmaları yok. Biraz altyapıya dönük çalışmaları oldu. Orada da yollar delik deşik. Başlanan sonuca ulaşmıyor. Evin karşısına kaldırım yapıyorlar, yağmur drenaj sistemini kapattılar. Yağmur yağdığında su gölleniyor. Izgaralar kapatıldı. Plan program yok yapılan altyapılarda da… Dolayısı ile doğru işler yapılmıyor. Bu arada basında Lefkoşa’yı başka güçlerin yönettiği filan yazılıyor. Belediye 300 kişi ile yönetilirken bugün bin küsur ile nasıl olur da bu hale gelir.

Mete Tümerkan: Memleketin hali ne olacak? Popülizm belasından nasıl kurtulacak?
Gülsen Bozkurt:
Önce bir dibe vuracağız sonra insanlar bu yolla işlerin gitmeyeceğini görecekler o zaman. İşler iyi gitmiyor. Çözüm umudu da kalmadı. Türkiye’de askeri vesayet geriledi ama onun yerine daha otoriter sivil bir idare geldi. Her alana müdahale yapılıyor. Bu beni ürkütüyor. Başında ben AKP’ye çok prim vermiştim ama bu son dönem izlediklerim beni ürkütmeye başladı. Geleceğe dönük umut ışığı görmek isterim. Seçim yasalarının değişmesi lazım… Siyaseti meslek edinmemek lazım… Bir dönem yapıp gideceksiniz. Siz yapamıyorsanız sizden daha iyi yapacak olanlar gelecekler. Siyaset bir rant aracı olmaktan çıkarılmalı. Partizanlık yapılmasın. Seçmen de daha gerçekçi karar verebilsin… Ve bundan sonra çok iyi yetişmiş gençlerimizi bu ülkede tutabilmeyi de başaracak adımlar atılsın. Galiba bizim gibi düşünen insanlar, Sayın Akıncı da söyledi bu ülkede mevcut yapıda artık seçim kazanamazlar. İnsanlara doğruyu söylediğiniz zaman peşinizden gelmiyor. Kısa günün karının peşinde koşulduğu sürece zor. Yapı top yekun değişmeli. Kıbrıslı Türkler arasında o eski dayanışma da maalesef kalmadı artık. Bireysel çözümler ön plana çıktı. Ben umudumu korumak istiyorum. Umarım siyasete düzey gelir, daha çok kadın siyasette yer alır. Ülke daha güzel günlere umarım gider… Kurumsallaşmayı dilerim başarırız. Yaşananlardan ders almalıyız. Ben pozitif bakmaya devam edeceğim. Kendi kapasitem içerisinde bir şeyler yapmaya devam edeceğim. Taş taş üstüne koymak için uğraşacağım.

Bu habere tepkiniz:
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.