HABER KIBRIS

Siyasi eşitliğimizi riske atıyoruz

ads
03/10/2018


Birikim Özgür


Cumhurbaşkanı Akıncı BM Genel Sekreteri ile görüştükten sonra “eski müzakere süreci kapanmıştır” dedi ve ekledi:

“Sonuç odaklı, takvimli ve stratejik bir paket anlaşmayı hedeflemek gerekiyor”.

Kıbrıs bir gün yeniden birleşecek.

Çerçevesi de BM parametreleri olacak.

Ancak bu pilav daha su kaldırır.

Kıbrıslı Türkler siyasi eşit iki toplumdan bir tanesi olarak varlığını o güne kadar sürdürebilir mi?

Bunun için değişim şart.

Güneyde bir devinim var.

2015 öncesinde eksilerde olan ekonomik büyüme 2017’de pik noktasına ulaşarak % 3,9 oldu.

Önümüzdeki yıllarda büyümenin % 3-4 bandında kalacağı öngörülüyor.

Yatırımlar ve özel tüketimdeki artışın yanı sıra kamu harcamalarındaki artış da bu büyümenin motorları.

Mali performans ise beklenenin üzerinde…

Kamu borçlarının milli gelire oranı 2013’ten sonra ilk kez 2017 itibariyle % 100’un altına düştü.

KİT’lerin özelleştirilmesine ciddi muhalefet var.

CyTA özelleştirmesi bu nedenle iptal edildi.

Hükümet sert muhalefet nedeniyle CyTA’yı satmak yerine şirketleştirme yolunu seçti.

Yeniden yapılandırılacak, hisselerinin çoğunluğu devlette kalacak şekilde özel sektör mantığıyla idare edilecek.

Bu yılın Şubat ayında Yüksek Mahkeme yürütmenin kontrolündeki Özelleştirme Birimi’ni kapatma kararını onadı.

Özelleştirmelerde yetki Temsilciler Meclisi’nde.

KİT’lerin şirketleştirilmesini öngören yasa tasarısı 2015 yılında Temsilciler Meclisi’ne sunuldu ancak sert muhalefet nedeniyle henüz bir ilerleme kaydedilmedi.

“Daha büyük bir özelleştirme stratejisinin parçasıdır” deniliyor.

Diğer yandan Limasol limanının peşi sıra Larnaka limanı da ihale süreci bu yıl tamamlanarak özelleştiriliyor.

Trodos’daki devlete ait 133 parçadan oluşan emlak için de ihale süreci devam ediyor.

Gelir idaresi, kamu, sosyal güvenlik, sağlık, yargı, enerji ve tapu gibi alanlarda hali hazırda yapısal reform sürdürülüyor.

Kamu etkinleştiriliyor.

Örneğin tapuda işlemler hızlandırılarak biriken dosyalar temizlenecek.

Rekabete dayalı güçlü bir ekonomi için adımlar atılıyor.

Elektrik piyasası Temmuz 2019 itibariyle kamu tekeli olmaktan çıkacak.

AİK’in fonksiyonel ayrıştırma süreci önümüzdeki yıl tamamlanacak.

Dağıtımda hâlihazırda AİK dışında bir özel şirkete lisans verildi; iki şirkete daha veriliyor.

Rekabet koşulları sağlanacak, elektrik üreticileri ve tüketicileri bu dört şirketle sözleşme imzalayabilecek.

Her sistem kendi özgüdür.

Ne Türkiye’nin ne de Kıbrıslı Rumların değişim gömleği bizim üzerimize tam oturabilir.

Kıbrıslı Rumlar reform süreçlerini tasarlarken AB ile çalıştı.

Gönül isterdi ki biz de AB’nin teknik desteğiyle kendi değişim gömleğimizi dikebilelim.

Mevcut koşullarda “çözüm ortağımız” Türkiye.

Türkiye ile imzalanan programlarla Kıbrıslı Rumların takip ettiği programlar karşılaştırıldığında bizim reform mükellefiyetlerimizin ağırlığı kuş tüyü gibi hafif kalır.

Örneğin bizde özelleştirme yok, kamu-özel işbirliği var.

Ya da Kıbrıslı Rumların uygulamak zorunda kaldığı kemer sıkma politikaları bizim 2013-2015 ve 2016-2018 programlarımızda yoktu.

Hiçbir şekilde kamu çalışanlarının maaşlarının azaltılması hedeflenmiyordu.

Sadece harcama disiplini üzerinde duruluyordu.

Türkiye’nin de bizim de bu ilişkideki yanlışlarımız, eksiklerimiz ayrıca tartışılabilir.

Ancak kimileri paradoksal bulsa da gelişerek var olabilmemiz bu ilişkiyi iyi yönetebilmemize bağlı.

Türkiye karşıtlığı dalgası üzerinde sörf yapmaya çalışan siyasiler toplumlarını değil sadece kendilerini ve topluma yar olmayan kurulu düzeni seviyor.

En başa dönelim:

Kıbrıs bir gün yeniden birleşecek.

Çerçevesi de BM parametreleri olacak.

Ancak bu pilav daha su kaldırır.

Kıbrıslı Türkler siyasi eşit iki toplumdan bir tanesi olarak varlığını o güne kadar sürdürebilir mi?

Kıbrıs Türk halkına ha babam ha enjekte edilen reform karşıtlığı pratikte tek bir şeye hizmet ediyor:

Kıbrıslı Rumlar gelişirken Kıbrıslı Türklerin cılızlaşmasına…

Bir gün Kıbrıs yeniden birleşirken Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin ya kâğıt üzerinde kalmasına veyahut da siyasi eşitliğe dayalı bir çözümün imkânsızlaşmasına…

Her “ben çözüm yanlısıyım” diyen illa ki siyasi eşit iki toplumdan oluşacak federal bir yapıya hizmet etmiyor olabilir.

İşin özü, eşit ortaklık olgusunun birtakım koşulları var.

Toplumların hızla değişen dünyaya kendini uyarlama hızı ve kapasitesi gibi…

Reform siyasetini dışlayarak siyasi eşitliğimizi riske atıyoruz.

Düşmana ihtiyacımız yok.

Biz zaten kendi elimizle kendi kuyumuzu kazıyoruz.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Siyasi eşitliğimizi riske atıyoruz, birikim özgür, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.