Siyasilerin nasihatlerini dinlemiyorsunuz tamam ama hekimlerinkini dinleyin

ads
ads
30/07/2020

ads ads

Ali Baturay Ali Baturay


 “Nerede o yakın zamandaki bayramlar” deyin ve çok tedbirli olun

   İnsanoğlu, doğası gereği “nasihatten” hoşlanmaz.

   Bizde değil yalnız, tüm dünyada böyledir, bazı yabancı filmlerden görüyorsunuz herhalde, bizimkiler onlara göre nispeten iyidir bile.

   Özellikle genç nesil, yetişkinlerin, “Bizim zamanımızda nice zorluklar vardı, biz nelere katlandık”, “Siz ne çektiniz ki, konuşuyorsunuz?”, “Biz sizin yaşınızdayken neler neler yapmıştık” gibi şeyler söyledikten sonra “Şunu yap, bunu yap” diye konuşmalarından nefret eder.

    “Ne yapalım yani sizin zamanımızda öyleyse, biz aynı çileleri çekmedik diye suçlu mu oluyoruz?” diye size tepki de gösterebilirler…

    Gençlerin yüzde yüz sizin çektiklerinizi anlamasını beklemeyin, fazla ısrar etmek de haksızlıktır.

    Elbette genç nesil eskileri bilmeli, bu toplumun nice mücadelelerden sonra bugünlere geldiğini bilmeleri önemlidir, bilmelidirler ama bunu sıkıcı bir tekrara dönüştürmemek lazım.

    Her dönemin kendine özgü özellikleri vardır, kabul etmek lazım.

    Gençler sürekli olarak geçmişi dinlemek istemez, (Laf aramızda çok tekrar ederseniz değil yaşlılar, orta yaşlılar da istemez, yaşlılar da…)

    Ben gençken yaşlıların toplandığı kahvehaneye giden, onlarla sohbet etmeyi, özel olarak eskileri dinlemeyi seven birisi olduğum halde, nasihatlerden “biz öyleydik, biz böyleydik” hikayelerinden sıkılırdım, hiç sıkıldığımı söylemesem de…

   Şimdi yaşım 52’ye varınca bana bir şeyler oldu, ben de eskileri anlatmaya başladım, evde çocuklarıma, işyerinde iş arkadaşlarıma, üniversitede öğrencilerime ha bire eskileri anlattığımı fark edince, “Neler oluyor yahu?” dedim ve frene bastım…

    Bugün yaşadığımız bazı şeyler hep eskileri anımsatır oldu bana, özellikle mesleğimde 30 yılda birçok şey biriktirdim ama “Neden insanlar sürekli benim eski hikayelerimi dinlesin?” diye kendimi geri çekmeye başladım.

  “Yaşlanıyor muyum nedir, neden eskilere takılıyorum?” diye kendi kendimi sorguladım.

  Yaşlanma dedik de eskiden 20’li yaşlardayken, 40’lı yaşlardakileri yaşlı gibi görürdüm, şimdi 52’yim ve orta yaşa geldiğimi kabullenemiyorum, ne tuhaf…

   Nasihatte bulunacaksam da bunu başka yollarla, sıkmadan, antipatik olmadan ve mutlaka esprili bir tarzla veya komik bir anıyla yapmaya çalışıyorum ki sıkıcı olmayayım …

  Niye nasihatten açtım konuyu?

  Şu pandemi tedbirleri meselesi… Sıkça yapılan “maske takın”, “sosyal mesafeye uyun”, “öpüşmeyin- kucaklaşmayın” uyarılarına insanların çoğunluğu uymuyor.

  “Şunu yapın” dedikçe onu yapmıyorlar, “şunu yapmayın” dedikçe onu yapıyorlar.

  Televizyon ekranlarına çıkan ülke yöneticilerinin nasihatleri, tavsiyeleri inanın ters tepiyor.

  Pandemi hastanesi komedisi, salgınla ilgili çelişkili kararlar, ekonomik tedbirlerle ilgili başarısızlıklara, bir de hükümet ortaklarının kavgaları eklenince halk artık onların dediğini de yapmıyor.

  Zaten ülke yöneticilerinin bir kısmı kendi günlük yaşantılarında kurallara uymuyor, bunu da biliyor, görüyor vatandaşlar ve onların nasihatlerini samimi bulmuyor.

  Samimi bulmadığı şeyi vatandaş uygulamaz.

  Ancak ben yine de size, “Ülke yöneticilerini, siyasileri dinlemeyecekseniz dinlemeyin ama hekimleri dinleyin, hekimlerin uyarılarına kulak verin ve gelin siz pandemi kurallarını uygulayın” diyorum.

  Maske takma kuralını es geçmeyin, yalnızca kulaklarınıza geçirmek değil mesele, tam kuralına göre uygulayın hem ağzınızı hem burnunuzu kapatsın, sosyal mesafe kuralına uyun, kalabalık yerlerden uzak durun.

   Yarın bayram, “Nerede o eski bayramlar” deyin diyecekseniz ama o eski bayramları hatta geçen yıl kutladıklarınızı bile unutun, el öpmeyin, el öptürmeyin, sarılmayın, mümkünse kronik hastaları ve risk grubundaki yakınlarınızı ziyaret etmeyin, ederseniz de uzak durun, yaklaşmayın, tüm tedbirlerinizi alın.

   Bu defalık da telefon açın, görüntülü telefonla konuşun annenizle, babanızla, nenenizle, dedenizle ve diğer büyüklerinizle.

   Vakalar arttı, yurt dışından ülkeye girişler var, görüyorsunuz işte hep yurt dışından gelenlerden çıkıyor vakalar, aramızda taşıyıcılar- gizli taşıyıcılar olabilir, şaka değildir bu.

  Tüm dünyada salgın yeniden hortluyor, birçok ülkede ikinci dalga sert geçiyor, birkaç ülke yeniden kapanmayı gündemine aldı, henüz ne aşı bulunabildi ne ilaç…

   Size böyle oturup da nasihatte bulunmak istemezdim ama dün biraz Lefkoşa’da dolaştım, bazı marketlere, mağazalara uğradım, maalesef biz bu tedbir işini iyice boş vermişiz.

  Tedbir almıyor, alır gibi yapıyor, kendimizi kandırıyoruz.

  Bu anlayışla bayram kutlar, kalabalık kutlamalar, eğlenceler düzenler, düzenlenen eğlencelere katılırsak, kendimizi de dolaylı olarak ve uymayanlar çok olduğu için tüm toplumu da riske atmış oluruz.

  Bu dediklerim moruk tavsiyesi değil, Dünya Sağlık Örgütü’nün söyledikleridir, ülkemizdeki uzmanların tavsiyesi ve isteğidir.

  Evet tam da bu bayram eski bayramlar gibi olmasın, “Nerde o eski bayramlar?”, hatta “Nerede o yakın zamanlardaki bayramlar?” dedirtsin bize.

  Pandemiyi aklınızdan çıkarmayın, eski bayramları unutun, sağlığımız için tedbiri fazla, farklı bir bayram olsun…

DİĞER YAZILARI
30/07/2020 16:29
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: ali baturay, bayram, kornavirüs, covid-19
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.