Sizin parti içi kavgalarınız, parti içi denge hesaplarınız ülkenin dengesini bozuyor

ads ads ads ads
20/06/2020

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


Kaynayan bir UBP, ülke insanını da yakacak

   Ne ilginç değil mi? Özel jet krizi, nasıl olduysa, UBP içinde kavgaya, hesaplaşmaya, parti içi pozisyon belirleme oyunlarına dönüştü…

   Herkes, “Bu kriz UBP-HP kavgasına yol açar mı, hükümet bozulur mu?” diye düşünürken, aslında bozulan UBP’nin ayarları oldu.

   Kriz, UBP’de hesaplaşma için bir fırsat olarak görüldü… Sanki de böyle bir kriz için fırsat kollanıyordu.

   Kol kola yürüyen insanların aslında birbirini kuyunun başında görse, içine atacak durumda olduğunu gmrdük.

   Aynı yolu yürüyen insanların, birbirinin ayağını tutma, aşağıya çekme yarışı var…

   En yukardakilerin sürekli olarak, kendini yiyecekler, altını oyacaklar korkusuyla, etrafında ona rakip olamayacak kişileri barındırma isteği, bildiğimiz ve bezdiğimiz bir durum…

  Yıllardır siyasi partilerde aynı şeyleri görüyoruz, aynı filmi görmekten bıktık…

  Bu ülke, iktidardaki partilerin, parti içi kavgalarından çok çekti, çok şeyler kaybetti…

  Örneğin, 2013’teki rahmetli İrsen Küçük ile Ahmet Kaşif’in liderlik kavgasını hatırlayın, tüm toplum aylarca parti içi kavgalarla meşgul olmuştu, parti liderliğini ele geçirmek için kamuya istihdam bile yapılmıştı o dönem…

   Bu tabii ilk aklımıza geleni, siyasi tarih içinde buna benzer, tüm ülkeyi etkileyen birçok parti içi krize tanık olduk, sırf bu nedenle başka partiler de doğdu…

   Yalnızca UBP’de değil, diğer partilerde de iktidardayken benzeri kavgalar yaşanması hep istikrarsızlığa neden oldu.

  Elbette en fazla iktidarda kalan parti UBP olduğu için, hemen bu partideki krizler akla gelir.

  Rekabet yalnızca siyasette değil, hayatın her alanında vardır, idealleri yerine getirmek, yükselmek, birçok insanın hedefidir ve anlaşılırdır ama buna ayak oyunlarıyla değil hak ederek ulaşmak gerekir.

   Biliyorum, “Her zaman öyle olmuyor, hep hak edenler bir yerlere gelebilmiş değil” diyeceksiniz ve haklısınız da…

   Bu ülkenin en ciddi sorunları olan torpil mekanizması, partizanlık, adam kayırma, liyakate inanmama, işin uzmanına değer vermeme, özellikle kamudaki verimsizliğin en önemli nedenidir.

   Siyasette de rekabet oldukça yıkıcı, yakıcıdır; ayak oyunları, ayak kaydırma, dost görünüp arkadan vurma ülkemizdeki siyasetin neredeyse olmazsa olmazıdır.

   Bunları beceremeyecek olanlara siyasete girmemesi tavsiye edilir, bu nedenle birçok insan siyasete atılmaya korkar, bazı kişiler böyle bir hayata ayak uyduramaz, kısa sürede siyasetten çekilir.

   Siyasette mutlaka rekabet olacaktır ama bence ayak oyunlarıyla, ayak kaydırmalarla, alt oymayla, yalan dolanla olmamalıdır.

    Bunlar olmadan da rekabet olabilir, insanlar ortaya koyduğu fikirlerle, yaratıcılığıyla, yaptıklarıyla da rekabet edebilir.  

    Hükümetler kurulurken, kabine oluşturulurken “parti içi dengeler”, “bölgesel dengeler” diyerek o işi yapamayacak adamlar seçilmemelidir.

    Parti içi denge adına o işi hiç yapamayacak kişiyi seçip de hak edenin önü kesilmemelidir, parti başkanları kendine tehdit olarak görüyor diye, görevinde başarılı olan bakanı yeme hesapları yapmamalıdır.

    Ancak yılladır bunları görüyoruz, yıllardır ülkenin sorunları çözüm beklerken, parti içi kavgalar gündemimizi işgal ediyor, aynen şu anda yaşanan UBP içindeki kaynama gibi…

    Pandemi hastanesi yapılmadığı ve sağlık altyapısı halen yeterli olmadığı için şu anda tüm ülke, yurt dışına açılımın başlayacağı tarih olan “1 Temmuz” korkusu yaşamaktadır.

    Halen hükümetin 1 Temmuz açılımları, tedbirleri hakkında net açıklamaları yoktur, halkın bu yöndeki endişelerini kim giderecek?

    Basına sızan ikinci ekonomik önlemler paketini vatandaşlar, iş çevreleri “eksik ve yetersiz” bulmaktadır. İş insanları, işçiler, emekçiler, hükümetten ezber bozan tedbirler beklemektedir.

     Halen Sağlık Bakanlığı bir epidemiyolojik harita çıkarıp sunamadı ama Rum hükümeti Lokmacı dışındaki sınır kapılarını yarından itibaren açıyor, geçmek isteyenler için 72 saat içinde test yaptırma şartı koydular, bunu bile konuşamadık, neden böyle bir şart istendiğini bile değerlendiremedik.

    Hükümet üyelerimiz, kendi aralarında küsme- darılma, birbirini yeme işiyle uğraşırken bize bu konuda ne düşündüğünü bile söyleyemedi.

    Salgın nedeniyle zor günler yaşayan, ülkenin lokomotif sektörü turizm, alınacak tedbirlere odaklanmışken, daha net olarak ne yapılacağı tam açıklanmamışken, Turizm Bakanı görevden alındı, yerine turizmde deneyimli birisi değil, yine parti içi dengeler çerçevesinde bir isim atandı.

    Yeni Turizm Bakanının turizmi anlamasını, sektörü tanımasını, yapılmaya çalışanları rafa kaldırıp başka bir yol izlemesini bekleyemez bu sektör.

    Endişe etmeyelim mi? Bu ülkede herkes her işi yapar değil mi? Bakanlık nedir ki, otur koltuğa başla, alışırsın. O kadar basit mi?

    Görün şimdi, müsteşar değişecek, özel kalem müdürü değişecek, sekreter, şoför değişecek, kim bilir belki ilgili dairelerin müdürleri de değişebilir, bakan beğenmezse odayı bile değişebilir, gördük bunları geçmişte, sonra da “neden istikrar yok” deniyor, nasıl olsun?

    Sizin parti içi dengeleriniz, ülkenin dengesini bozuyor, sizin parti içi dengeleriniz hak edenleri mağdur ediyor, sizin parti içi dengeleriniz liyakati altüst ediyor.

    Sizin yanlış seçimleriniz ve yanlış kararlarınız sorun yaratıyor. Mesela özel jet kriziyle hiçbir ilgisi olmadığı halde, kriz baş gösterdikten sonra Çalışma Bakanı’nı görevden almaya çalışmak ve bunu başaramamak, orada kalacak mı sanıyorsunuz?

    Partide kaynama olmayacak mi? İktidardaki parti kaynamaya başlayınca zararını Kıbrıs Türk halkı görmeyecek mi? Ne zaman kurtulacağız biz bu “parti içi pozisyon belirleme” kavgalarından?

  

20/06/2020 20:12
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: ali baturay, haber, kıbrıs, kktc, yorum, yazı, kıbrıs haberleri
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.