Sonunda adaylığını açıkladı ama…

ads
19/01/2020

ads
ads

ads

Cenk Uzunoğlu Cenk Uzunoğlu


GÖR DENİLEN / Cenk Uzunoğlu

Çok yakından tanımasam da belki de haddim olmayarak Ersin Tatar’ı kendimden biri olarak gördüm.

Ayni eğitimi almış bir meslektaşı ve benzeri kariyer yolundan geçip yurtdışında özel sektörde yöneticilik yapma tecrübesi kazanmış biri olduğu için olacak onun özne olduğu yazılar yazdım.

Döndüm arşivime baktım, onun aklında olanlar hiç kimsenin gündeminde bile değilken ‘’sonunda Ersin kazanır’’ diye gerekçelerini de ortaya koyup ilk yazıyı 26 Mart 2012 yılında yazdım. Çok yakın arkadaşı olan yeğenimden telefon numaramı alıp ayni gün teşekkür etti. Belli ki daha o günlerde gelip geçici bir siyasetçi olma niyetinde değildi. Onu takip etmeye devam ettim.

UBP genel başkanlığına iki kez aday olduğu süreçte de önceden yazdığım gerekçeler daha da güçlendiği için onun adaylığını destekleyen yazılar yazdım.

Geçtiğimiz Ekim ayından beridir belli ki onun da tereddüt ettiği ve daha düne kadar ha bugün ha yarın diyerek bir türlü açıklayamadığı adaylık konusu ile ilgili de bu kez de aday olmaması, beklemesi yönünde birden fazla yazı yazdım.

Onunla ilgili ilk yazdığım yazıdan itibaren onu çok yakından tanıdığım ya da bir çıkarım ve beklentim olduğu için bunları yazmadım.

En başından itibaren icraatın başına geçsin, değişime aracılık etsin, yol göstersin diye destekledim. İdare etme değil çözüm üretme odaklı yönetim göstermekte rol modeli olsun diye destekledim. Yapacaklarının hem ülkenin genel problemlerine hem de Kıbrıs sorununun çözümüne katkısının çok daha büyük olduğunu düşündüğüm için sıcak baktım.

Ortak aklın bir sonucu olarak doğup büyüdüğüm adada işler artık yoluna girsin, düzgün işler ve uygulamalar hayata geçsin diye haftada bir yazının yapacağı marjinal etkiyi düşünerek, fikri katkı yapmak için bunu yaptım.

İkinci kez UBP genel başkanlığına aday olurken ‘’ben Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım’’ demesi benim bu inancımı daha da artırdı.

Kendi iç sesim onun da öncelikli olarak geldiği mevkide hemen bir üst siyasi makam peşinde değil, iş yapmak için geldi ve değiştirdi motivasyonu ile hareket etme peşinde olduğunu teyit etti.

Sonunda turnayı gözünden vurduk dedim.

Ondaki yetkinliklerin devleti dönüştürmek adına en uygun kişi olduğu tespitini yapıp yazıya döken biri olarak da bunu bir manevi miras olarak anlatırım diye düşündüm.

Yoksa daha o gün, diğer üç adaydan biri Ersin’in Cumhurbaşkanlığı ile ilgili ‘’istekli değilim’’ görüşüne ‘’ne münasebet’’ diyebilirdi.

Hiçbiri bu konuyu eleştiri konusu yapmadı.

Hatta hiçbirinin bu konuyla ilgili sesi bile çıkmadı.

UBP’nin daha o gün Cumhurbaşkanlığı makamına ne derece istekli ve hazır olduğunun göstergesi değil miydi bu?

Bu veriler ışığında gelip geçtiği iş tecrübesinin fırsat ve yetki verilirse işe yarayabileceğine inandığım için genel başkan seçildikten sonra onun Başbakan olacağı şekilde HP ile koalisyon kurulmasını destekleyici yazılar yazmaya devam ettim.

Başbakan olarak tıkanıklıkları o deli dolu yaklaşım ve çıkışları ile açar diye düşündüm.

Ama o şimdi bunu denemeden bambaşka tecrübe ve yetkinlik gerektiren bir göreve aday olacağını açıkladı.

Aday olmak elbette hakkıdır, ama özellikle merkezdeki seçmeni yapacağı değerlendirmede düşündürtecek objektif yorum yapmak da biz yazı insanlarının görevidir.

Genel Başkanlığı ve Başbakanlığı desteklediğimdeki görüşlerim kişisel olmadığı gibi bu aday olmaması yönündeki görüşüm de kişisel bir çıkar ve beklenti sonucu ortaya çıkmış bir görüş değildir.

Örneğin onun o deli dolu yaklaşım ve heyecanı, Başbakanlık görevi için bulunmaz bir yetkinlik ihtiyacı iken, müzakere masasına ne derece uygun düşer diye düşünmeden edemiyorum.

Ya da hükümet programına konulmuş olan ‘’AB çatısı altında anlaşmalı ayrılık ile iki ayrı devlet’’ fikrini toprak tavizi ve garantörlük konusunda göstermemiz gerekebilecek esneklikle ancak elde edebileceğimizi etrafına toplayacağını söylediği kişiler ve ona bağlı hareket etmeyen güdümlü parti tabanı ile ne derece hayata geçirebileceğini de düşünmeden edemiyorum.

Çözüm arayışında liderlik edebilmek için kendi alanını yaratıp yaratamayacak derecede Kıbrıs konusunda bilgi ve birikime sahip mi diye düşünmeden edemiyorum.

Gözümün önüne hazırlıksız da olsa Erhürman ile Kıbrıs konusundaki görüşlerin karşılıklı olarak ortaya konduğu televizyon programında düştüğü durum geliyor.

Anlatmaya çalıştığım daha da ‘’granüller’’ olması için yönetim ilimi çerçevesinde ifade edeyim. Liderlik yapmak için geldiğiniz görevin elbette tümünde değil ama ana sorumluluğunda ciddi bir bilgi birikiminiz ve hakimiyetinizin olması sahip olduğunuz liderlik yetkinliğini kullanmak için elzemdir.

Belli ki onun ısrarı ile randevu talep etmesi sonucu T.C. devletinden ‘’Başbakan olarak kal ve bildiğin işe devam et’’ geri bildirimini bilerek ve isteyerek almak için randevu talep etmiştir.

Aldığı cevabı da partiyi etrafında kenetlemek için kamuoyuna tersini söylese de el altından kullanarak sinerji yaratmayı hedeflenmiş dün

Sarayönü’nden hem start vermiştir.

Yine de yolun geniş ve açık olsun Ersin.

Ben görüşümü değiştirmedim. Siyaset çerçevesinde anlamakla beraber ayni şeyi Ersin için söyleyemeyeceğim.

Bu toplumun siyasete yön veren siyasetçilerinin mesleki ve kişilik yetkinlik envanterine bakarak seçim yapması gerektiğini düşünerek bu seçimde aday olmasına karşı görüşlerimi yazdım.

Tatar’ı Özersay’a kolay bir yem yapmak ve rahmetli babamın da 1985 seçimlerinde milletvekili adayı olduğu bu toplumun temelinde harcı olan ama değişimi yozlaşma olarak görmenin ötesine geçemeyen UBP’yi küçük düşürmek için desteklemedim.

Umut en son ölür düsturu ile Başbakanlığa dönüp bugüne kadar yapmadığın kadar dört elle o göreve odaklanıp, sana inanıp hayal edilen performansı göstermeni bekleyeceğiz.

Tabii bunu yapma fırsatını bırakırlarsa.

19/01/2020 10:23
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Sonunda adaylığını açıkladı ama…, HABER, KIBRIS,
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.