Suç işleyenlerin deşifre edilmesi ne zamandan beri “özel hayatın  gizliliğini ihlal” haline gelmiş ki?

ads ads ads
04/06/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


  “Komisyonla vatandaşlık verildiğini” anlatan devlet memuru bir kadının ses kaydı, gündemdeki yerini koruyor, adeta bir dizi film gibi, her gün yeni gelişmeler oluyor.

  Ses kaydında 10 bin- 13 bin TL’ye vatandaşlık verildiğini söyleyen ve vatandaşlık işlemleri yapılan dairede çalıştığı tespit edilen bu kadın, bir kişiden şikayetçi olmuş ve o kişinin başına tabanca dayayıp, şiddet tehdidinde bulunduğu için bunları söylediğini iddia etmişti.

   Hatta sırf bu nedenle bir kişi gözaltına alınıp, mahkemeye çıkarılmış ve onun için iki gün tutukluluk emri alınmıştı. Ben de bunları fazla film gibi bulduğumu söylemiş, bir devlet memurunun başına tabanca dayayarak böyle bir şeyin yaptırılmasının bu kadar kolay mı olduğunu sormuş, eğer böyleyse durumların gerçekten kötü olduğunu yazmıştım.

   Kadının “başıma tabanca dayandı” iddiasının inandırıcı olmadığını, neden polise şikayet etmek için kaydın medyaya yansımasını beklediğini sormuş ve polisin neden bu kadını sorgulamadığını, onu neden gözaltına almadığını merak ettiğimi belirtmiştim.

     Dün yazım yayınladıktan kısa bir süre sonra söz konusu kadının yalan söylediğinin, polis soruşturmasında “kadının başına tabanca dayama” gibi bir durum olmadığının ortaya çıktığını ve hatta ona “amme fesatçılığı” davası okunduğunu yansıtan polis haberi geldi…

    Aslında bizim merak ettiğimiz ve inandırıcı bulmadığımız konuları polis dikkate almış ve kadının yalan söylediğini ortaya çıkarmış. Demek ki polisin günahına girmişiz, polis "neden" diye sorguladığımız her şeyin üzerine gitmiş, bir gün gecikmeli yapmış olsalar da onlardan af dilerim...

    Polis neden bir gün bekledi bu iş için? Bu da polisin bir taktiği mi? Tutuklanan kişiyle bu kadının ifadelerinin ve bulguların karşılaştırılması için herhalde bu süreye ihtiyaç vardı, artık o kadar da polisin işine karışmayalım ama bu konuda çok büyük bir yanlış daha yapılıyor. Hem de çok büyük bir yanlış…

    Bu ses kaydını birbirine gönderen tam üç gazeteci arkadaşımıza “özel hayatın gizliliğini ihlal ettikleri” gerekçesiyle yasal işlem başlatılmış ve dava edileceklermiş… Üstelik bu arkadaşlarımızın cep telefonlarına da el konulmuş…

    Hangi özel hayatın gizliliğinden söz ediyorsunuz siz? Kadın parayla/ komisyonla pasaport dağıtıldığından söz ediyor. “Biz 10 bin TL alırız, siz de 3 bin TL kendi payınızı/ komisyonunuzu koyun” diyor. Bu ülkede 13 bin TL’yle pasaport satıldığını söylüyor, suç işliyor. Siz de buna özel hayat mı diyorsunuz?

    Başka ne diyor kadın? UBP’nin tek başına iktidar olması için 50 bin kişinin vatandaş yapılacağını, bunun için Türkiye’den talimat geldiğini söylüyor. Bu iddia yalan da olsa gerçek de olsa bir suç teşkil ediyor… Peki başka ne diyor? Kendi payına kaç kişiyi vatandaş yaptığını da anlatıyor.

   Kadının her söylediği şey suç… Bu kadın suç işliyor. Üstelik bu kadın “başıma tabanca dayandı da bunları söyledim” diye yalan da uyduruyor. Kadının her tarafı suç, gayrı yasal ve bu ses kaydının telefondan telefona gazetecilere ulaşması, yayınlanması “özel hayatın gizliliğini ihlal” olacak ha?

    Deli misiniz siz? Kafayı mı yediniz? Kadın bu kayıtla düpedüz kendi kendini ele veriyor. Kadın ses kaydıyla gafil muhbir pozisyonuna düşüyor. Kadın tepeden tırnağa suça batmış, görevini istismar etmiş, rüşvetle vatandaşlık yapıldığını söylüyor ve siz buna “özel hayatın gizliliği” diyorsunuz.

    Bu kaydı ele geçiren her gazeteci, kurumundaki amirleri ile paylaşır ve haberini yapar. Bunu yapmayacak gazeteci zaten gazeteci değildir, başka bir şeydir. Bu gazetecilere; yani Deniz Abidin’e, Kazım Denizci’ye ve Esengül Aykoç’a açılan dava derhal geri çekilmeli ve arkadaşlarımıza telefonları iade edilmelidir.

     Özel hayatın gizliliğiyle ilgili yasa bu kadar da istismar edilmemeli. Suç işleyen kişiye bakmıyorsunuz, gazetecilere dava açıyorsunuz. Bu kadının söyledikleri özel hayat gizliliği falan değil, kamuoyunu, toplumu ilgilendiren bir konudur. Evet ortada özel bir hayat var ama suça batmış bir özel hayat…

     Bu kadının ses kaydının ortaya çıkmasıyla belki bir suç şebekesi çökertilecek, haksız kazanç elde edenlerin önü kesilecek, yasal olmayan işler engellenecek… Belki de ses kaydı ortaya çıkmasa birilerinin hakkı yenecekti… Kadının ne dediğine ne yaptığına bakmıyorsunuz da gazetecileri mi suçlu buluyorsunuz?

    Ne oldu? Bu kadının deşifre olması birilerinin hoşuna gitmedi mi? Bu konu eşelenince daha büyük yerlerdeki birilerinin başı belaya mı girecek? Korkulan nedir?

     Özel hayatın gizliliğini ihmalmiş? Ne yani bir cinayet planını ya da cinayet anını yansıtan bir video ele geçirirsek bunu gazeteci arkadaşlarımızla paylaşamayacak, haberini yapamayacak mıyız? Cinayet işlemeye teşebbüs edenlerin ya da katillerin görüntülerini veya ses kayıtlarını da özel hayatın gizliliği mi sayacaksınız?

     Vazgeçin lütfen… Özel hayatın gizliliği deyip gazetecileri korkutmaya, böyle yolsuzlukların, usulsüzlüklerin peşini bıraktırmaya mı çalışıyorsunuz? Özel hayatın gizliliğini koruyan yasanın kusurları, eksiklikleri, istismara açık yanları var diye akıl izan da mı kalmadı?

      Yetkili makamdakiler, polisler, savcılar “suç içeren ses kayıtlarının, videoların” hayatın gizliliği ile ilgili olmadığını bilmiyor mu kavrayamıyor mu? Bir gün bir katil, öldürme anını bir kamera çekti ve gazeteciler yaydı diye o gazetecilerden şikayetçi mi olacak bu ülkede? “Ben ne güzel öldürmüştüm, o benim özelimdir, hepinizi dava ederim” diye dava mı açabilecek?

     Olacak iş değil gerçekten… Umarım ve dilerim ki yargıçlar suçluların ele geçen kayıtlarını özel hayattan saymaz… Zaten yapanın yanına kaldığı bir ülkeyiz, bir de suçlular “özel hayatın gizliliğinin ihlali” deyip gazetecilerden intikam alsın. Bir bu eksikti…

DİĞER YAZILARI
04/06/2021 20:52
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Suç işleyenlerin deşifre edilmesi ne zamandan beri “özel hayatın  gizliliğini ihlal” haline gelmiş ki?
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.