Taşeron işçilerinin yaşadığı mağduriyet, devletin emekçiye önem vermediğini gösteriyor

ads ads ads
18/02/2022

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Bu ülkedeki çalışma yaşamında birçok emekçinin hak ihlaline uğradığı, bilinmeyen bir konu değil.

   Özel sektör çalışanı birçok işçi/ emekçi yıllardır gerek maaş ve diğer özlük hakları gerekse çalışma saatleri ve şartları bakımından haksızlığa uğramaktadır.

   Ancak ülke yöneticileri, özellikle de çalışma yaşamından sorumlu Çalışma Bakanları, bu hak ihlallerine çare bulamıyor, bazı işverenlerin istismarlarına göz yumuyor.

   Devlet kadrolarında sendikalı çalışanlar, yani devlet çalışanları haklarını alabiliyor, bu nedenle de hep devlet- özel karşılaştırması yapılıyor, doğal olarak devlette çalışmak özenilecek bir hale getiriliyor. Özel sektör çalışanı devlet güvencesi altında değildir, bu defalarca kanıtlanmıştır.

    İşte bunun son örneği, taşeron şirketler aracılığıyla devlet kurumlarında çalışan emekçiler de devlet yöneticilerinin gözü önünde sömürülüyor, istismar ediliyor, perişan hale sokuluyor.

    Sağlıkta ve eğitimde, yani hastanelerde ve okullarda “temizlik işçisi” diye taşeron firmalar tarafından istihdam edilen ama yalnızca temizlik işi değil, büro işleri de dahil birçok iş yapan bu insanlar, zaman zaman maaş alamamakta, maaşını geç almakta, sosyal sigorta, ihtiyat sandığı yatırımları yapılmamakta ve fazla saat çalıştırılmaktadır.

    Taşeron şirketler, “devlet bizi ödemedi”, “asgari ücret arttı”, “döviz bizi etkiledi”, “yaptığımız sözleşmeler yenilenmedi, eski şartlarda yapılan sözleşmeler bizi mağdur ediyor” gibi mazeretler öne sürerek okullarda ve hastanelerde görev yapan emekçilerin hakkını vermemektedir.

   Elbette taşeron şirketlerle devlet arasında sorun olabilir, taşeronlar da mağduriyet yaşayabilir ama en büyük mağdur emekçilerdir. Ne yaşanırsa yaşansın onlara yansıtılmamalıdır.  

   Devlete ait hastane ve okullarda çalışan bu insanların hak ihlaline uğraması, geçmişten beri Çalışma Bakanlığı ve diğer yetkililer tarafından da sadece izlenmektedir.

   Devlette kadrolu insanlarla yan yana çalışan bu taşeron işçileri, bizzat devlet çalışanı ile özel sektör çalışanı arasındaki büyük farkı, uçurumu yaşamaktadır… “İkinci sınıf vatandaş” muamelesi görmektedir.

   Günlerdir maaş bekleyen taşeron işçileri için Maliye Bakanlığı, nihayet 7’şer bin lira yatırmış ama ihtiyat sandığı, sigorta yatırımları için ödeme yapmamış, yatırımların bu rakamın içinden kesilmesi buyurulmuş.

  O yatırımlar kesildiğinde net ellerine geçmesi gereken 6 bin 90 TL’yi alamayacaklar. Devlet eliyle taşeron işçileri mevcut asgari ücreti alamamış oluyor.

   İki aydır maaş alamayan bu insanların neler çektiği, ne sıkıntılar yaşadığı, evlerine ekmek götüremez hale geldiği hiç hesaba katılmadı tabii.

   Kamuoyu oluşturulmasa, medya olayı yoğun şekilde ele almasa Maliye Bakanlığı belki de bu parayı da yatırmayacaktı.

   Nazla, niyazla sanki de bu insanlara sadaka veriliyor. Bu insanlar çalıştı, emeğini ortaya koydu ve hakkını istiyor. Bu şekilde mağdur edilmeleri kabul edilebilir değildir.

   2004 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla istihdam edilen 26 turizm rehberi de aynı sıkıntıları yaşıyor, hem de yıllardır. Bir avuç insan bunca yıl bir statüye oturtulamadı.

    Bayramlarda, yılbaşında, tüm tatillerde çalışıyorlar, ek mesai almıyorlar, her hükümet, her bakan değişiminde birkaç ay maaş alamıyorlar.

    Ne normal sözleşmeliye benziyorlar ne de başka bir statüye, acayip bir yöntemle çalıştırılıyorlar, tam 18 yıldır bir statü kazanamadılar.

    Serdar Denktaş’ın Maliye Bakanı olduğu dönemde, kendileriyle toplu sözleşme de imzalanmış ama yürürlüğe girmemiş… Bu insanlar, maaşları ödenmediği için taksitlerini ödeyemiyor, birçok yükümlülüğünü yerine getiremiyor, bir statüye kavuşmadıkları için bankalardan kredi dahi alamıyor.

    “Öyle belirsiz bir statümüz var ki bize maaş bordrosu bile verilmiyor” diyorlar…

    Görüyor musunuz emekçiler, çalışanlar, devlet eliyle nasıl mağdur ediliyor.

    “Çalışma yaşamına bir düzen getirin, denetleyin, hak ihlallerine son verin” diyoruz ya, boşuna uğraşıyoruz.

    Devlete hizmet eden taşeron işçilerinin ve yine devlet için istihdam edilen bir avuç turizm rehberinin yaşadığı mağduriyetlere baktığımız, devlet tarafından emekçilerin maruz bırakıldığı durumu gördüğümüz zaman, özel sektördeki çalışma yaşamının sorunlarına çare bulunacağına inanamıyor insan.

    Bu umursamazlıkla, kesinlikle ne hak ihlalleri giderilebilir/ son bulabilir, ne emekçinin sömürülmesi ne de iş kazaları…

    Bakın Mağusa Belediyesi çalışanları aylardır mağdur ediliyor, eylemler yapıyor, bugün de eylem yaptılar. Peki, merkezi hükümetin umurunda mı, Çalışma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı bu konuda denetim yapıyor mu, emekçilerin sömürülmemesi, hakkını alması için girişim yapıyor mu?

    Hayır, yapmıyorlar, yapmayacaklar… Emekçiler, bu ülkeyi yönetenlerin umurunda değildir, emekçiler işverenlerinin kaderine terk edilmiştir. İşte örnekleri ortadadır… Umarım yeni kurulacak hükümet beni yanıltır, beni utandırır…

DİĞER YAZILARI
18/02/2022 18:56
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Taşeron işçilerinin yaşadığı mağduriyet, devletin emekçiye önem vermediğini gösteriyor
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.