HABER KIBRIS

Telaşlı, Sevinçli Ve Kuşkulu

ads
29/12/2017


ads

Ahmet Okan


Nazım Hikmet onca yıl yattığı hapisten çıktıktan sonra Münevver’ine kavuşmuştu.

Mütevazı bir evde kalıyorlardı oğlu Memet henüz küçüktü.

Ancak, hayatının en verimli yıllarını hapishanelerde geçiren Nazım polis tarafından rahat bırakılmayacaktı.

Ona hayat hakkı yoktu…

1950’li yılların hemen başında Menderes’in DP’si iktidara gelmişti.

Muhalefette iken verdikleri sözleri yerine getirmeyen bu hükümet, Nazım’ı vatandaşlıktan çıkaran hükümettir…

Neticede bu büyük şaire memleketinde soluk almak yasaklanmıştı.

Memleketi yaşamak yasaktı ona!

Denizini, havasını, dağını, taşını…

O da çareyi dışarıya kaçmakta bulmuştu…

Münevver bir başına çocuğu ile kalmıştı.

Onun da tek çaresi pasaportunu alıp normal yollardan yurt dışına gitmekti.

İşte, o yıllardı.

Münevver Hanım soluğu DP hükümetinde yeni başkan yardımcısı olan Samet Ağaoğlu’nun yanında alır.

Münevver’i karşısında gören Ağaoğlu köpürür:

“Senin gibilerin kafaların ı keseceğiz! Hiçbir pasaport alamazsın! Nazım’ı vatandaşlıktan çıkaracağız! Dileneceksin sen! Hiçbir yere gidemezsin!

Bu beklenmedik öfke ve düşmanlık üzerine Münevver şu karşılığı verir:

“Utanın. Hangi Türk erkeği bir kadınla böyle konuşmuştur? Gerçi dedelerimi sultanlar kalelere kapatmıştı, fakat karıları ile savaşmadı. Unutmayın, Nazım’ı hiç kimse vatanından mahrum edemez. Adınız çoktan unutulacağı zaman, Nazım yaşamağa devam edecektir. Hele politika öyle bir şey ki, kim bilir, belki siz de hapislerde çürüyeceksiniz.”

Münevver pasaport alamaz.

Ama daha sonraları Nazım Hikmet’e hayran zengin bir İtalyan, seyahat ayaklarına yatıp onu ve çocuğunu yatına alarak, deniz yolu ile yurt dışına kaçıracaktı…

Münevver’in kehanet gibi sözleri doğru çıkar.

Samet Ağaoğlu 1960 ihtilalinde Yassı Ada’da yargılanır ve yıllarca hapiste kalır.

O unutulur ama Nazım hâlâ yaşıyor!

Diyeceğim,

Denildiği gibi gün gelir devran döner.

Hiçbir şey kimsenin yanına kalmaz.

Ne diktatörlüğe heveslenenlerin, ne işkencecinin, ne yardakçının, ne celladın…

Yazımızı, büyük şairin hâlâ yaşayan şu satırları ile coşturalım:

Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi

Geceleyin ateşler içinde uyanarak,

Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

Ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,

Telaşı, sevinçli, kuşkulu açar gibi

Seviyorum seni denizi uçakla ilk defa geçer gibi

İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık,

İçimde kımıldanan bir şeyler gibi

Seviyorum seni “Yaşıyoruz çok şükür” der gibi

Doğrusu,

Nereden bakılırsa bakılsın,

Sanki böyle günlerden geçiliyor:

Ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz / Telaşı, sevinçli, kuşkulu açar gibi…

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Telaşlı, Sevinçli Ve Kuşkulu, Ahmet Okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems