Advertisement

Advertisement

Tiiiiz kellesi vurula şu Kıbrıslı Türklerin(!)

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
06/02/2012


Çiğdem Dürüst Çiğdem Dürüst


Şu mezar taşı meselesi kafama takıldı.
Din İşleri Dairesi Başkanı Atalay, geçen gün Kıbrıslılar Fatiha Suresi’ni okumayı bilmiyor diye mezar taşlarına Fatiha’yı yazdırtıyorlar ki, mezarlığa gittiklerinde okusunlar dedi…
Ben de sordum: Peki ölülerimizin fotoğraflarını da mezar taşlarına koyuyoruz. İsimlerini okuyamadığımızdan mı, yoksa simalarını unutmak istemeyişimizden mi Sn. Atalay? diye…
Onyıllardır besmele de yazıyor mezar taşlarımızda. Bu da besmeleyi bilmediğimizden mi Sn Atalay?
Çıkıyor bir TV kanalına ve gözümüzün içine baka baka bizim dini değerlerimizi, vicdani değerlerimizi sorguluyor uzaktan gazel misali… Daha önce Türkiye Cumhuriyeti başbakanına hakkımızda yazılıp sunulan rapordakine benzer yargılama ve hatta benim hakaretle eş tuttuğum değerlendirmelerde bulunuyor. O raporu hatırlayacaksınız: “Dini yönleri zayıf şu Kıbrıslı Türklerin” diyordu.
Sn Atalay ne diyor?
Fatihayı bilmediklerinden yazdırıyorlar diyor!
***
Mezar taşları hakkında bir araştırma yapmış Sn Atalay ve mezar taşlarındaki Fatiha suresinin mezar taşlarına yazılmasının çok yeni olduğunu söylüyor.
Doğru olabilir: Fakat kendisinin yaptığı değerlendirme gibi değil işin doğrusu: Bu tek başına bir din meselesi değil ki… Kıbrıslı Türklerin din kültürlerindeki yozlaşmaları ile değil, modernleşen ve gelişen teknolojinin yenilik arayışı içerisinde değişen birçok şey gibi mezar taşları ve mezarlık alanı anlayışlarının değişmesinin neresi dinsizleşmek ya da bilmemek olabilir? Kültürel evrim, değişimin açıklanmasındaki temel öğedir. Önce bunu inkar yerine kabul edip, zamanı dogmalarla durduramayacağımızı bilmemiz ve anlamamız lazım. Gerçeklikle rüyayı, somut ile soyutu birbirine karıştırmamak lazım… Bilimsel olarak ispat edilenleri yeniden ispata çalışmamak lazım. Kaldı ki mezar taşındaki Fatiha, iddia edildiğinin aksine, ezberden okumayı bilmeyenlerin bile Fatiha suresinin önemini bildiklerinin ve mezar başında illâ ki okuma ihtiyacı hissettiklerinin göstergesi de olamaz mı? Bilimsel bilgi asla tek seçenekte odaklanamaz. Dolayısı ile de mezar taşı ile ilgili araştırma yaparak tek bir sonuca kesin olarak bağlamak ne kadar akademik bir bulgudur bir akademisyen için Sn Atalay’a da sorma gereği hissettim ben de ister istemez…
***
Biz kimseye ne din kültürümüzün ne de ahlak bilgimizin kıvamında olup olmadığını ispat etmek istemiyoruz. Lütfen hiç kimse de bizim ahlak ve din kültürümüzle uğraşmasın.
Bilimsel eğitim, ilerici bir anlayış ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden bir toplum olarak yaşadık. Kendi değer yargılarımız içinde hem eşitlikçi, hem ilerici olduk. Şimdi birileri geliyor ve teşkilat yasasında tek bir kadına dahi yer olmayan bir daire üzerinden yeni bir kültürleme süreci başlatmaya çalışıyor.
Sözüm ona bozulmuş değerlerimizi yeniden yapılandırmak için kolları sıvıyor. Bu iş de camilerle, külliyelerle, imam hatiplerle olacak diye iddia ediyor.
Bunun adı olsa olsa 3 gündür yazdığım gibi “İRTİCA” olabilir. Başka hiçbir şey olamaz…
***
Camilere gidecek olan da, din eğitimini normal koşullarda alacak olan da erkekler olmalı klasik sisteme göre. Klasik dışındaki, yani Arap dünyasının anladığı gibi bir İslam anlayışı dışındaki anlayışlar kabul edilmediğine göre, bozulan dini inanç sistemimizi erkekleri eğitmek ve dönüştürmekle başlayacaklar.
Erkeklerin dönüşümü, bu durumda kadınların dönüşümüne zemin hazırlayacak ve ataerkil sistemin temel besleyicisi olan din empozeleri ile kadına yönelik şiddet, kadını aşağılama, kadın cinayetleri, kadının toplumsal hayatın her alanından el çektirilmesi süreci başlayacak.
Yeniden kadın değil ikinci sınıf, sonuncu sınıf vatandaş statüsüne geriletilecek ve hatta vatandaş olarak bile sayılamaz pozisyona geriletilecek…
***
Adına Din İşleri Dairesi denilen Daire’de tek bir kadın çalışmıyor. Kadına teşkilat yasasında bile yer yok. Hayatın din işleri dairesi tarafından nasıl algılandığını varın siz düşünün artık.
Yoook! Buna sessiz kalmak büyük enayilik olur bizler için.
Hem kültürümüz ve yaşam biçimimizle oyuncak gibi oynayacaklar!
Hem arazilerimizin üzerine ya beleşe konacaklar!
Hem bizi aşağılayan bir sürü raporlar yayınlayıp, sosyal antropolojik, sosyolojik, ve bilumum kültürel ve sözde akademik araştırmalar yaparak kaleyi içten fethetmeye çalışacaklar!
Ve birisi çıkıp dur dediğinde dinsiz, imansız hatta vatan haini olacak!
Yoook! Biz enayi de değiliz, yolsuz yordamsız da…
Yüzlerce yıldır ne dini, ne de milli duygularımızı kaybetmedik. Dilimizi, kültürel özelliklerimizi gururla taşıdık.
Birileri bizi milli bir park satın alır gibi almaya çalışıp, üstüne bize ödül veriyormuş gibi izlenimler yaratmaya çalışıyor diye, kendimizi ne satılığa çıkarmaya, ne de toplumsal varoluşumuzu silmeye niyetimiz yoktur.
Bu böyle biline…

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs, Çiğdem Dürüst
MANŞETLER

HK Çiğdem Dürüst

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.