Toplum olarak mutlu muyuz?

ads ads ads ads
10/10/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


    Kuzey Kıbrıs’ta kişiler için bilindik roller biçilir; 30’una gelmeden evlenmelidir, 26- 27 ideal evlilik yaşıdır, evi ve beyaz eşyayı erkek satın almalı, diğer eşyaları kız tarafı yapmalı, yeni evlenecek çiftin mutlaka bir evi, en az bir otomobili olmalı, çiftler ister ilkokul, ister lise mezunu, isterse üniversite mezunu olsun, üniversitede ne eğitimi alırsa alsın en az birisi bir devlet işine girmelidir, en az bir çocuk yapmalıdırlar, ikinci çocuğu yaparlarsa da daha iyi olur…

    Zannedilir ki toplum ve aile baskısıyla bunları bir tamam yapanlar çok mutlu olacak… Zannederler ki kalıpları kime uygularsan bir tamam tutar…

    Aile kuracak kişilerin bir evleri, bir otomobilleri olması, ileride durumlar iyi giderse bir otomobil daha almaları beklenir… İkinci otomobil, farklı bölgelerde çalışan eşlerin rahat işlerine gidebilmesi için bir kural ya da bir zorunluluk mu? Çekirdek aile için bunlar olmazsa olmaz olarak görülüyor…

    Otomobil konusunda; “Ülkede doğru dürüst toplu taşıma olsa eşlerin birer otomobil satın almasına gerek olmazdı ama artık her eve iki otomobil, hatta çocuk büyüyünce üçüncü otomobil şart” diyebilirsiniz… Evet çifte iki otomobil bir zorunluluk aslında ama bir süre sonra çiftler, toplu taşıma zafiyetinden ikinci otomobil almak zorunda olduklarını unutuyorlar ve bu bir kurala dönüşüyor. “Onun varsa benim de olmalı” meselesi…

    Peki nasıl ev sahibi olunur? Eşlerden en az birisinin anne- babalarının durumu iyiyse, birikimleri varsa çocuklarına ev yapıyor ya da yapsatçılardan satın alıyor.

    Eğer her iki tarafın da ailesinin durumu iyi değilse, en azından peşinata yardım ederler ve borca girilip uzun vadeli ödemeyle ev satın alınır… Tabii peşinata bile katkı alamayanlar çok…

    İş durumuna gelince; yukarıda da dediğimiz gibi eşlerden en azından birisinin bir devlet dairesi veya kurumunda çalışması tercih edilir. Her ikisi de devlet çalışanı olursa tabii ki daha iyi olur…

   Tabii yukarıda anlattıklarım nispeten iyi senaryonun parçasıdır… Bunların bazılarını yapamayanlar olduğu için hiçbirini yapamayan da var. Hayat onlar için daha zordur…

   Herkes ailesinden katkı bulacak kadar şanslı değil… Evini, eşyasını, otomobilini hazır bulamıyor herkes… Her şeyi kendi çabalarıyla yapmak zorunda olan çok sayıda çift var. Çiftlerin ikisi de özel sektör çalışanı olabilir ve çok uzun saatler çalışmak zorunda kalabilirler…

    Zor şartlarda ezilip elenen, bir şeylere sahip olmak için çok çaba harcayan, hatta iki işte çalışmak zorunda kalan insanlar mutlu olamaz mı yani? Çok zor şartlarda, çok sıkılar çekerek, kendi emeğiyle bir eve, eşyaya, otomobile sahip olmak, hazır bulmaktan daha mutluluk vericidir. İnsan emek harcayarak, zor şartlardan geçerek bir şeyi elde ettiğinde, o şeyin kıymetini çok daha iyi bilir.

    Bu arada “çift” deyip durduk… Evlenmeyi tercih etmeyenler de ev, eşya, otomobil sahibi olmak ister… Onlar için de aileden bulma ile kendisi çalışarak elde etme süreçleri yukarıda saydıklarımıza benzer…

    Bazı geleneklerin de dayattığı, belli kalıplar çerçevesinde, nişan, nikah, düğün, ev, eşya, otomobil ve diğer bütün ihtiyaçlar, programlanmış bir şekilde olmalı mıdır? Hayat böyle bir şey değil işte… Her zaman her şey programladığınız gibi gitmez… Mutluluk, huzur her zaman bu program çerçevesinde gelmez…

   Kim daha mutlu kim daha mutsuz, bu geleneksel, bu toplumsal baskılarla oluşan yaşamlar ya da onlara uymadan bir hayat tasarlayanlar ve yaşayanlar… Herkesin kendine göre bir mutluluk bir huzur anlayışı vardır ama önemli olan toplumsal bir mutluluğa, huzura ulaşabildik mi? Kesinlikle hayır…

   Bu ülkede Covid-19 şartlarının da ağırlaştırdığı, zorlaştırdığı bir yaşam vardır ve çok sayıda insan sıkıntılar çekmektedir. Ekonomik sorunlar, toplumun hem beden hem de ruh sağlığını bozmuştur.

     Kıbrıs sorununun yıllardır bu topluma dayattığı belirsizlik ve istikrarsızlık yetmezmiş gibi, bir de Covid-19 belasına tutulduk ve yaşadığımız sorunlar daha da büyüdü, derinleşti.   

     Kıbrıslı Türklere uzaktan bakanlar, “evleri, kapılarında iki- üç otomobilleri var, maaşlarını da Türkiye ödüyor” gibi yanıltıcı bir görüntüye takılıyor… Bunlara herkes sahip değil, herkes devlet kadrolarında da çalışmıyor ama tüm bunlara sahip olanlar mutlu mu acaba?

     Her şeyin olsa da ülkede belirsizlik, istikrarsızlık varsa, kronik sorunlar çözülemediği gibi ülkeyi yönetenler her gün size yeni sorunlar ve saçmalıklar yaşatıyorsa, zaman zaman hayati konularda ülkeyi onlar yönetmiyor da uzaktan kumanda ile yönetiliyorlar izlenimi veriyorsa, yönetenler koltukta kalmak uğruna kendi insanını, özünü yok sayıyorlarsa, koruyamıyorsa, demokratik olmayan yöntemlere özeniyorlarsa, insanlar göçü düşünüyorsa ciddi ciddi, üniversite eğitimine gidenler “bize hayat kalmadı” diye dönmüyorsa memlekete, mutlu olabilir mi bu ülkenin insanı? Olamaz, olamıyor hem ekonomik hem de moral değer olarak hep aşağıya doğru gidiyor maalesef…

  

DİĞER YAZILARI
10/10/2021 22:42
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Toplum olarak mutlu muyuz?
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.