Topluma kimse karamsarlık aşılamıyor, insanımız yaşadığı çaresizlik nedeniyle karamsardır

ads ads ads
27/12/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


Medya, sendikalar ve muhalefet partileri, topluma karamsarlık aşılıyormuş, olumsuzluk, umutsuzluk ve çaresizlikten besleniyormuş.

  Ülkemiz karamsarlığın ve ümitsizliğin merkezi olmuş…

  Sürekli olumsuzluklar tekrarlanıyor ve çağrılıyormuş…

  Şu işe bakın ki çağırınca da oluyormuş.

  Olumsuzluklar tekrarlandığı için gençler göç ediyormuş.

  Önlerine kara tablolar ve umutsuzluklar serildiği için, gençler ülkelerine dönmek istemiyormuş.

  Gençler göçe özendiriliyormuş ve ondan sonra da suçlu aranıyormuş.

  Bak sen… Yani ülkeyi yaşanmaz hale getiren devlet ve hükümet yetkililerinin hiç suçu yok, bunları gündeme getiren gazetecilerin, sendikacıların, muhalefetin suçu var ha?

  E bravo vallahi… Ne güzel tespitler yapmışsınız böyle…

   Gençler doğar doğmaz bu olumsuzlukları duyarmış, sabahtan akşama “bunlar daha iyi günlerimiz” sözünü işitirmiş, ülkenin hep kötüye, daha da kötüye, daha daha da kötüye gideceği kafasına çakılırmış…

  Gençleri “Bizden bir halt olmayacağına” inandırırlarmış, umudunu yitirmiş çaresiz çocuklar yaratılırmış…

  Bunlar öngörüsüzlük, hesapsızlık, sosyal sorumsuzluk, aidiyetsizlikmiş…

  Sürekli sorunları, sıkıntıları gündeme getirenler, aslında popülizm yapıp devleti harcıyormuş ve aslında gençler ve ülke umurlarında değilmiş…

  Bu kadarına da pes doğrusu, ülkeyi yönetenlerin, yönettiğini iddia edenlerin hiçbir suçu yok ama sorunları gündeme getirenler suçlu…

  Topluma, karamsarlık aşılanıyor, olumsuzluktan, umutsuzluk ve çaresizlikten besleniliyor ha?

  Topluma karamsarlık aşılanmıyor, insanımız sorunlara gömüldü, sorunlarına çare de bulunamadığı, çaresiz kaldığı için karamsardır.

   Kimse umutsuzluktan ve çaresizlikten besleniyor değil, çaresizlik her tarafa sirayet etmiş zaten…

   Evet ülkemiz karamsarlığın ve ümitsizliğin merkezi oldu ama bunun sorumlusu medya ve sivil toplum örgütleri değil, kötü yönetimdir, kötü sistemdir, terk edilmek istenmeyen statükodur.

   Evet sürekli olumsuzluklar tekrarlanıyor, çünkü onları sonlandıracak bir yönetim anlayışı ve vizyon yok…

    Olumsuzlukları gazeteciler, sivil toplum örgütleri çağırıyor değil, olumsuzluklar hep var zaten, çağırmaya gerek yok ki…

    Uzunca bir zamandır olumlu bir şey yok bu ülkede…

    Kara tabloları ve umutsuzlukları gençlerin önüne seren yok, onlar zaten bu kara tabloların ve olumsuzlukların içine doğuyor.

    Gençler ülkelerine dönmek istemiyorsa, göçü düşünüyorsa, bunun suçlusu başarısız yönetenlerdir.

    Gençler doğar doğmaz bu olumsuzlukları duyuyorsa, bunun suçlusu bu olumsuzluğu yaratanlar değil midir?

    Ülkenin hep kötüye, daha da kötüye, daha daha da kötüye gideceğini çocuklara, gençlere birisinin söylemesi mi lazım?

    Zaten onlar bunu yaşayarak görüyor, deneyimliyor, tecrübe ediyor, birisinin bunları kafasına çakmasına gerek yok. Onlar her şeyin farkında…

   Hiç kimse gençleri göçe özendirmiyor; çaresizlikten, tıkanmışlıktan göçü düşünüyor gençler. Bu konuları gündeme getirenler tam tersine bu göçün durmasını, gençlerimizin ülkede kalmasını isteyenlerdir.

   Gençler, “Bizden bir halt olmaz” demiyor, tam tersine kendilerine güveniyor ama becerilerini bu ülkede kullanamayacaklarını, kendilerine alan açılmayacağını bildikleri için başka ülkelerde yaşam kurmak istiyorlar. Kendi ülkesinde kıymeti bilinmeyen gençler başka ülkelerde başarılara imza atıyor.

  Bunlar öngörüsüzlük, hesapsızlık değil, tam tersine, olabilecekleri gördükleri, bizzat yaşadıkları için göçü düşünüyorlar.

  Kim ister ki evladının, yakınının, vatandaşının göçe etmesini, başka ülkelerde yaşam kurmasını? Kimse istemez ama mecbur kalıyorlar…

  Sorunları gündeme getirenler ile göç edenler aidiyetsizmiş… Haksızlıklar, adaletsizlikler, ‘yapanın yanına kalır’ sistemi, partizanca işler, çevreden sağlığa, eğitimden ekonomiye hemen her konudaki başarısızlıklar, beceriksizlikler, ihmaller aidiyet duygusunu köreltir.

  Hem sonra bunları yapanların, aidiyet duygusu var mıdır ki? Yoktur, aidiyet duygusu olan ülke yöneticisi memleketini yangın yerine çevirir mi ki? Ülke yöneticileri göçü sorun etmiyor zaten, onlar yeni vatandaşlıklar vererek, nüfusun azalmasını engelleyip, iyi bir iş yaptığını sanıyor.

  Sorunları, sıkıntıları gündeme getirenler değildir popülizm yapan. Esas popülizmi, oy almak, yerini korumak için akıldan yoksun işler yapan, yönetenlerdir.

  Seçime giderken, büyük başarısızlıklara, fiyaskolara, ihmallere, istismarlara yol açanları aklamak için ülkedeki enkazın suçlusu olarak medyayı, sivil toplum örgütlerini ve muhalefeti göstermek büyük bir çarpıtma ve haksızlıktır.  

   Bu ülkede kimse halka karamsarlık aşılamıyor… İnsanımız, yönetenler tarafından ihmal edildiği, çaresizlik yaşadığı ve geleceği göremediği için karamsardır. Kimse bu gerçeği çarpıtmaya kalkışmasın…

DİĞER YAZILARI
27/12/2021 22:54
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Topluma kimse karamsarlık aşılamıyor, insanımız yaşadığı çaresizlik nedeniyle karamsardır
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.