Torpil mekanizması, siyasi rantlar da bir tür rüşvettir…

ads ads ads ads
28/09/2022

ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Kaç zamandır yazmak istiyordum ama gündem ülkede o kadar hızlı değişiyor ki yazmak için not aldığım konular kimi zaman eskiyor, güncelliğini yitiriyor.

    Memlekette olayların, gündemlerin biri bitmeden diğeri başlıyor, yetişmek kolay değil.

    Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, geçen hafta yeni adli yıl açılışı nedeniyle yaptığı konuşmada; “Rüşvet almak ya da görevi kötüye kullanmak suçlarının” arttığını da söylemişti.

     Orada verilen bilgiye göre, 2019’da bu konuda bir dava varken, sonraki iki yıl önemli artış oldu ve rüşvetle ilgili dava sayısı 2020’de 18’e, 2021’de 21’e çıktı…

    Hatta Yenidüzen Gazetesi, Şefik’in açıklamalarının bu yönünü, “Rüşvette ürküten artış”  başlığıyla manşet yapmıştı.

     Bir de “Rüşvetin ve şikenin belgesi olmaz” derler… Öyle mi gerçekten? Rüşvetle ilgili 21 konu mahkemelik olduğuna göre, dava edenler belgelerine, bilgilerine güveniyor demek ki…

     Gerçi bu teknolojik ortamda rüşvetin de belgesi veya kanıtının olması artık zor değil…

     Rüşveti, görevi kötüye kullananı dava etmek, mahkemeye taşımak iyi bir cesaret örneği, çünkü bu konularda hakkını aramak isteyenlerin önünün kesildiğini de biliyoruz. 

     Rüşvetle veya ona benzer görevi kötüye kullanma konularıyla ilgili 21 davanın olması aslında beni pek şaşırtmadı.

     Çünkü bu ülkede çok yoğun bir şekilde rüşvet döndüğünü bilmeyen yoktur.

     Rüşvet de herkesin bildiği, konuştuğu ama fısıltıdan öteye gitmeyen bir konudur.

     Hatta bu ülkede kimlerin rüşvetçi olduğu da çok iyi bilinmektedir.

     O kişilerin ismi geçtiğinde “Kim, o mu? Onun kadar rüşvet yiyen mi var? Yedi yuttu ortalığı” derler ama bunlar hiç cezalandırılmaz.

     Arkasından “gronkçu, rüşvetçi” derler ama o kişiler etrafta muteber kişi olarak dolaşır.

     Can sıkan da bu değil midir? Hep yapanların yanına kalıyor…

     Önemli makamlarda oturanların birçoğu zaten görevini istismar ediyor, kötüye kullanıyor, torpil mekanizmasına dönüştürüyor ama maalesef bu durum kanıksandı, normal karşılanıyor. Bu da çok acı verici bir durum…

      Siyasi rüşvetler de zararlıdır, ortada direkt büyük paralar dönen rüşvetlerle, siyasi rüşvetlerin farkı yoktur, üstelik bunların çoğu da zaten endirekt de olsa parayla, kazançla ilgilidir, sonuçta bir şekilde devletin zarara uğramasına, birilerinin haksız kazanç elde etmesine, fırsat eşitliğinin kaybolmasına, toplumda adalet duygusunun zedelenmesine neden olur.  

      Ancak dediğim gibi ihalelerden, bağlanan işlerden payını alan ve “paracı” olarak bilinip, aramızda efendi efendi dolaşan insanlar vardır…

      Akademisyenler Sertaç Sonan ile Ömer Gölçekuş’un geçen temmuz ayı içinde sunumunu yaptığı “Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Barometresi 2021” sonuçlarını anımsayın.

      Narin Ferdi Şefik’in verdiği “rüşvet ve görevi kötüye kullanma davalarında artış olduğu” bilgisi ile “Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Barometresi 2021” sonuçları örtüşüyor.

      Yolsuzluk algısı anketlerine katılanların yüzde 89’u Kuzey Kıbrıs’ta yolsuzluğun büyük veya çok büyük bir sorun olduğunu düşündüğünü söylemişti.

    O ankette Kıbrıslı Türklerin yüzde 77’si ise yolsuzluğun geçtiğimiz 12 ay içerisinde arttığını belirtmişti. Neden böyle söylüyor insanlar, çünkü çoğu buna maruz kalıyor, çeşitli boyutlarda yaşıyor, o yaşamadıysa bile ailesinin, arkadaşının, akrabasının başına geliyor.

  “Şunu, şunu, şunu yapmazsan işin olmaz” diyen o kadar çok insan var ki etrafta…  

   Yine o ankete göre, vatandaşların yüzde 90’ı hükümete güvenmiyor ve yüzde 86’sına göre, hükümet yolsuzlukla mücadele konusunda başarılı değil.

    Çalışma çerçevesinde yapılan ankete katılanlar, en fazla yolsuzluğa merkezi hükümetteki seçilmişlerin, siyasi olarak atanmışların ve bazı iş insanlarının karıştığına inandığını belirtmişti.

    Hatta ankete katılanlar, en fazla yolsuzluklara karışanlar arasında bakanların olduğunu düşündüğünü belirtmiş, katılımcıların yüzde 56'sı neredeyse genelleme yapıp, kabinedekilerin büyük çoğunluğunun yolsuzluk yaptığına inandığını vurgulamıştı.

    Peki, insanlar böyle düşünmekte haksız mı? Anketlere konuşanlar paranoyak mı? Biraz geriye doğru gidin, olaylara, yapılanlara, söylenenlere, gizli ya da aleni pazarlıklara, paylaşımlara bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    Yalnızca KIB-TEK’teki bazı gelişmelere, akaryakıt alımıyla ilgili ihale sisteminin bozulmasına, doğrudan alımlara devletin milyonlarca zarara uğratılmasına ve yeni ihalenin bin bir mazeretle sürekli ertelenmesine bakan bir kişinin midesi bulanmaz mı?

    Her şey aleni aslında, her türlü rüşvet de birdenbire zenginleşmeler de kaynağı belli olmayan şatafat yaşamlar da her şey halkın gözü önünde ama gözlere nasılsa bir şekilde bant çekilmiş, gözleri görenlerin de cesaretleri çalınmış, bilgisayara reset çeker gibi zihinleri sıfırlanmış bazılarının. Çünkü o görevi kötüye kullanma, siyasi rüşvet, torpil mekanizmasından yararlanmak isteyen de çok…

    Böyle alıştırılmış birçok kişi, kendi küçük rüşvetçiğini alınca, büyüklere de gözünü kapıyor, vicdanını bir yerlerde unutuyor.

    Doğal olarak da rüşvet ve görevi kötüye kullanma, azalmıyor artıyor.

    Eğer rüşvet ve kötüye kullanmakla ilgili 21 konu mahkemeye taşınmışsa, varın düşünün artık ne kadar da ortaya çıkmayan vardır…

28/09/2022 19:14
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Torpil mekanizması, siyasi rantlar da bir tür rüşvettir…
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.