HABER KIBRIS

ad

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Ayasofya' açıklaması

Cami olarak ziyarete açabiliriz

ads
24/03/2019

ads
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Ayasofya' açıklaması

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ayasofya'nın statüsünü müze olarak değil, cami olarak koyarız. Seçimden sonra Ayasofya'ya giriş ücretsiz olabilir" dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş'a ilişkin, "Üstelik bir de bu adam, Yavaş, vergi noktasında da vergi kaçakçısı. Bir de bu var. Şu anda Maliye Bakanlığı kayıtlarında bu durumda da geçiyor. Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Böyle bir insanın Ankara gibi bir yere belediye başkan adayı olması hazmedilemez." dedi. 

Erdoğan, TGRT Haber-Beyaz TV'nin ortak yayınında "Cumhurbaşkanı ile Seçim Özel" programında gündeme soruları yanıtladı. 

Cumhur İttifakı'nın Yenikapı Etkinlik Alanı'ndaki mitinginde yerel yönetime dair açıklamaları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu açıklamalar aynı zamanda belediye başkan adayımız Binali Yıldırım'ın da dokunacağı, bugüne kadar da dokunduğu ve açıklamış olduğu tabii yerel yönetimle ilgili yol haritasını da içeren bir konuşmaydı. Bugüne kadar yapılanlar, yapılmakta olanlar ve bundan sonra da yapılacak olanlar. Başkan adayımızın da yol haritasının içinde olan bilgiler de var. Bunları biz de bugün burada açıklamış olduk. Fakat 1 milyon 600 bin insanın hiç dağılmadan sonuna kadar alanda durması, biraz da gerçekten hava güneşliydi ama soğuktu. Deniz kenarı olması hasebiyle." diye konuştu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü tablonun umutları çok daha farklı bir şekilde yeşerttiğini anlatarak, alana gelenlerin heyecanının gayet iyi olduğunu söyledi.

BÜYÜKŞEHİR MİTİNGLERİ

Alana gelenlerin son bir haftayı nasıl değerlendireceklerine dair kesin hesapları olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Koşacağım, çalışacağım, gayret edeceğim, diyor. Bir diğer taraftan da önümüzdeki hafta pazar günü Cumhur İttifakı'nın zaferiyle de bunu taçlandıracağız. Bu İstanbul havası ki bu çok önemli. Aynı şekilde Ankara ve İzmir'i bu şekilde gördüm. Bu büyükşehirlerde Eskişehir aynı durumda, Gaziantep ve Diyarbakır da aynı durumda... Böyle farklı yerden bu örnekleri vermemin sebebi, anlaşılması lazım. Konya, Kayseri... Bütün buralar aynı şekildeydi. Büyükşehirlerde dolaştığım yerlerde bu havayı hep kokladım. Muğla, Antalya aynı durumdaydı. Adana aynı şekildeydi. Mersin de bu havayı gördüm. Çok farklı bir seçimin olacağını... Denizli, Manisa tüm buralarda bunları gördüm. Temennim odur ki, Tekirdağ Trakya'da miting yaptım. Keza öyle. Şu anda önümüzdeki hafta pazar gününün ortaya koyacağı tablo, yaptığımız çalışmalarla Karadeniz'de Trabzon'dan alın, Ordu, Samsun bütün bu büyükşehirlerde de o heyecanı, o coşkuyu gördüm. Hepsiyle birlikte temenni ediyorum ki, yerelde milletimin menfaatine olacak gerçekten bu işi bilen arkadaşları seçtik. Belirledik. Bütün bu aday arkadaşlarımıza baktığımızda hepsinin yerel yönetimde bir hassasiyeti var. Örneğin Kocaeli'de bir vali arkadaşımız. Daha önce Kocaeli Belediyesinde genel sekreterlik yapmış bir arkadaşımız. İşi biliyorlar. Kenardan köşeden getirilmiş birileri değil."

"BU DEMOKRASİ ZAFERİNİ YERELDE TAÇLANDIRALIM"

 Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özellikle büyükşehirlerde belirlenen adayların neyin, nerede, nasıl yapılacağını bildiğini aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Bu adaylarla beraber ülkeyi inşallah yerel yöneticilikte uçuracağız. Bu hafta içinde örneğin Van var. İllerden yine gideceğimiz yerler var. Van'a mesela çok büyük yatırımlar yaptık. Hizmet verdik. 25 katrilyon bizim Van'a yaptığımız yatırım var. Yarın Ağrı ve Muş, buralara gideceğim. Büyükşehirlere giderken bunun yanı da diğer illeri ihmal etmiyoruz. Benim gidemediğim yerlere arkadaşlarım gidiyor. Böylece işi çok daha etraflıca kucaklayalım istedik. Demokrasi yerelde başlıyor. Bu demokrasi zaferini yerelde taçlandıralım. Çünkü bu seçimin bir özelliği var. Diyelim ki Tayyip Erdoğan 4,5 yılda daha Cumhurbaşkanı olarak bu ülkenin başında. Ama bizim partimizin Cumhur İttifakı'nın adaylarının seçimiyle burada bir şey olacak. Bir Cumhurbaşkanı ile kabinesinin yönetimindeki Türkiye'de, düşünün yerelle bütünleşmesi ve yerelle o dayanışmanın olması, hizmetlerin bu noktada dayanışma içinde bütünlük sağlamasının illerimize getireceği katkı, o illerdeki değişim çok farklı olacak." 

ANKETLERİN GÜVENİRLİĞİ

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En son yaptırdınız bir anket var mı? Bir de kampanya sürecinde en çok 'Anketlere güvenmiyorum.' cümleniz konuşuldu." şeklindeki soruya şu yanıtı verdi:

"Anket çalışmalarını yaptırmıyoruz, dersek bu doğru olmaz. Anket çalışmalarını yaptırıyoruz. Takip de ediyoruz. Vatandaşımızın nabzını anketlerden çok daha meydanlarda tutuyorum. Halkımın sofralarına oturuyorum. Bunun yanında onlarla beraber ayakta karşılıklı elektrik alıp verme çok daha farklı... Onlarla çay içiyorum, sohbet ediyorum. 'Nasıl gidiyor?' diye sorduğumda aldığım cevaplar var. Bu cevaplarla beraber o ilin nabzını koklayabiliyorsunuz. Artık bazı kamuoyu araştırmaları maalesef sipariş üzerine yapılıyor. Şimdi değişik değişik anket çalışmaları çıktı. Sosyal medya üzerinden yapılanlar var. Telefonla yapılanlar var. Yüz yüze yapılan anketler var. Bunlara baktığınızda çok büyük çelişkiler görüyorsunuz. Oranların çok çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Onlara takılıp kalırsanız seçim kampanyası yürütemezsiniz. Bu noktada eski seçim kampanyaların havası yok. Onun için en ideali meydanların dilidir. Meydanlara gittiğiniz de bu insanlar mecbur mu? Neden gelsin meydana? On binler geliyorsa meydanlara burada bir şey var. Ya size güveniyor, inanıyorlar, bunun için oraya geliyorlar. Ama şikayetleri de vardır, sıkıldığı yerler de vardır. Bu meydana 1 milyon 600 bin insan geliyorsa Cumhur İttifakı'nın liderlerini takdir ediyor. Seviyor. Buraya da geliyor. Biz de diyelim arkadaşlarımızla ekibimizle adaylarımızı belirlerken yüzde 100 isabet etmemiş de olabiliriz. Ben şimdi partimin genel başkanı olarak Sayın Bahçeli de partisinin genel başkanı olarak adaylarımızı belirlemede bugüne kadar yapılan yanlışlar zaten ortada, onları zaten bir kenara koymuşuz. Ama bundan sonraki süreçte de oralardan esinlenerek bu yanlışları minimize ederek çok daha vasıflı, kaliteli, bu işi götürebilecek arkadaşlarımızı artık adayımız olarak gösterdik ve bu seçime giriyoruz."

MANSUR YAVAŞ'IN ADAYLIĞI

CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Mansur Yavaş'ın "10 puan fark attım." söylemini de değerlendiren Erdoğan, şunları kaydetti: 

"Aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış. Bu arkadaş böyle birisi. Bu arkadaş, bir defa belediye başkanlığını Ankara gibi büyükşehirde yapacak kapasitede birisi değil. Belediye başkanlığı yapmış. Nerede? Beypazarı'nda. Beypazarı nere Ankara Büyükşehir nere. Burada bir ufuk gerekiyor. Burada böyle bir ufuk yok. İki seçimi kaybetmiş. Şimdi bunu tekrar CHP öne sürmüş. Neden öne sürüyor? Sebebi şu; Bay Kemal yerini kimseye kaptırmak istemiyor. Bunu da kaybedeceğini biliyor. 'Öyle bir aday koyayım ki yarın beni zora sokmasın.' diyerek bunu öne çıkarmış vaziyette. Burada bir de dörtlü mekanizmayı çalıştırıyorlar. Bu dörtlü mekanizmanın içerisinde başta CHP, çatı bu. Onun yanında HDP var. Malum İYİ Parti var. Bir de ne yazık ki Saadet Partisi var. Bu dörtlü mekanizmayla bu işi güçlendirme gayreti içerisindeler."

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan kendilerinin durumunun öyle olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"MHP ile AK Parti birlikte giriyoruz. Bizim adayımızın bir defa kimliği, kişiliği ve gücü onunla mukayese edilmez. Bizim adayımızın 5 dönem Kayseri gibi bir vilayette büyükşehir belediye başkanlığı var. Ondan sonra kendisini Ankara'ya çektim. Ankara'da milletvekilliği süreci başladı. Bu süreçte de biliyorsunuz devlette yönetimin tavan yaptığı yer neresidir? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Yerel yönetimle Çevre Şehircilik Bakanlığı iç içedir. Bakan yaptık. Daha sonra bu yeni yönetim sistemine geçince bu defa ben Mehmet Bey'i parlamentoda bir milletvekilinin eksik olmasını istemem. Genel başkan yardımcısı olarak yanıma aldım. Genel başkan yardımcısı olarak da kendisini yerel yönetimlerden sorumlu olma görevini verdim. Mehmet Bey'in bir özelliği var. Mehmet Bey, elif gibi dürüsttür dimdiktir. Öyle bunun gibi sahte senet yaz. Ondan sonra kalk çeşitli şeylerle yargıda her şeyle artık kesinleşmiş. Böyle bir durum var. Bu zatın zaten seçim öncesi ya da seçim sonrası ne olacağı belli değil. Ankara şu anda bir belirsizlik içinde olan bir durumda."

Yavaş'ın seçilmesi durumunda ne olacağı hususunda gelen soruyu da yanıtlayan Erdoğan, şunları aktardı: 

"Şu anda yasal olarak duruma bakıldığı zaman seçimden sonra zaten yargı kararı da belli olduğuna göre gereken kararı... Bu kovalanacaktır. Bu şekilde devam etmez. Nitekim şu anda bu senetle ilgili adı geçen şahıs, 'Benim böyle bir şeyle yakından uzaktan alakam yok.' diyor. Günlerdir televizyonlarda her yerde... Üstelik bir de bu adam, Yavaş, vergi noktasında da vergi kaçakçısı. Bir de bu var. Şu anda Maliye Bakanlığı kayıtlarında bu durum da geçiyor. Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Böyle bir insanın Ankara gibi bir yere belediye başkan adayı olması hazmedilemez. Düşünün 'Bizim sözümüz senet.' Böyle demekle bu işi savuşturamazsınız. Böyle siyaset de yapılmaz. Bir defa sözünün eri olacaksın. 'Sözümüz senet.' diyeceksin ama senedi sahte çıkan adamı da aday yapacaksın. Bu nasıl iş? Böyle bir şey olabilir mi? Şu anda bunun hesabını Bay Kemal veremez. Bay Kemal zaten akşam yalan sabah yalan. Hayatı bu. Şahsım ve ailemle alakalı Mann Adası hikayesi var. Şimdi yargı bununla ilgili kararını verdi. 2,5 milyona mahkum etti. Bu 2,5 milyona mahkum olan bu zattan üst mahkemeden de onayı aldıktan sonra, 2,5 milyonu tahsil edeceğiz. Bay Kemal bakıyor ki 'Nasılsa benim cebimden çıkmıyor.' Milletvekilleri bir yardım sandığı kurmuşlar. Oraya beşer bin lira ödüyor hepsi. Ondan sonra bu parayı orası ödeyecek. Biz de o parayı tahsil ettiğimizde adres belli. İnşallah biz de o parayı Mehmetçik Vakfı'na bağışlayacağız. CHP kendine yaraşır bir Ankara adayı bulmuş. Kendilerine hayırlı olsun."

Erdoğan, İstanbul ve Ankara'da sıkıntı olduğu yönündeki iddiaların yalan olduğunu belirterek, Ankara'daki mitinge 450 bin kişinin gelmesinin en büyük sinyal olduğunu söyledi.

Yavaş'ı 10 puan önce gösteren bir anket olmadığı hatırlatılan Erdoğan, "Mürebbiyesi Bay Kemal. Onun verdiği dersle çalışıyor. Her şey yalan üzerine. Bununla kimseyi aldatmak mümkün değil." dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı için "Pazara kadar değil, mezara kadar biz bu dayanışmamızı, bu birlikteliğimizi taşıyacağız." dedi. 


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhur İttifakı konusunda "kanka" ifadesini kullanmasını değerlendiren Erdoğan, "kanka" ifadesinin "kan kardeşliği" kelimelerinin kısaltılması olduğunu anlatarak, "Bu güzel bir yakıştırma." diye konuştu. 

"Sizinkisi kan kardeşliği o zaman" şeklinde araya girilmesi üzerine Erdoğan, "Gibi..." şeklinde karşılık verirken, bugünkü Cumhur İttifakı Mitingi'nde de AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım da bu sözcüğü kullandığını hatırlattı. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ben de farklı bir versiyonunu kullanıyorum. Diyorum ki 'Pazara kadar değil, mezara kadar biz bu dayanışmamızı, bu birlikteliğimizi inşallah taşıyacağız.' Bunun için buradaki ifade edilmek istenen böyle bir dayanışma ruhudur, bir anlaşma ruhudur. Bunu inşallah bu şekilde götürmek... Benim her zaman söylediğim bir şey var, 'Bizim Milliyetçi Hareket Partisi ile azami müştereklerimiz var, asgari değil ama diğer dörtlünün asgari müşterekleri bile yok. Bizim azami müştereklerimizde ne var? 'Tek millet var, tek bayrak var, tek vatan var, tek devlet var.' Diğerlerinde böyle bir şey var mı? Yok. Bugün yanılmıyorsam bir yerde HDP'nin adayı İstiklal Marşı'nı okumuyor. CHP'liler orada İstiklal Marşı okuyor ama hiç ağızda bir hareket bile yok. Şimdi bu adamlarla yani İstiklal Marşımıza bile karşı olan, -Adalar'da oluyor bu iş, onların adayı- CHP, İstiklal Marşı'na karşı olanla beraber oluyor, Erdem Gül... Bunlar bizim bayrağımıza da karşı değil mi? Bunlar bayrağımızı kongrelerinde dahi asmayacak kadar bayrak düşmanıdır. Yeri geldiği zaman milliyetçiliği kimseye bırakmazmış, CHP böyle ifadeler kullanıyor. Buyur işte ispatı ortada. Bunlarla iş birliği yapıyorsun."

Aynı şekilde İYİ Parti'de de benzer söylemler olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Sözde milliyetçi. Buyur, neyle izah edeceksin? Saadet Partisi neyle izah edeceksin? Bunlarla siz şu anda tam manasıyla iş tuttunuz. Böyle bir yola gidiyorsunuz. Elhamdülillah bizim böyle bir sorunumuz yok." dedi. 

"GBT SİSTEMİNİN DOĞRU ÇALIŞTIĞINA İNANMIYORUM"

"Karşı tarafa baktığınızda onların ortak paydası Erdoğan düşmanlığı olabilir mi?" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "Yani ona ben de doğrusu olumlu bakabilirim. Erdoğan düşmanlığı olabilir ama şu anda bize gelen rakamlara da baktığımız zaman HDP'nin yanılmıyorsam 229 kadar ismi, diğer siyasi partilerin listelerinden meclis üyesi..." ifadelerini kullandı. 

Son verilere göre CHP'nin listesinde 299, Saadet Partisi'nde 82, İYİ Parti'de 29 HDP'linin listelere girdiği ve bazılarının PKK/KCK üyeliği gibi bağlantılı olduklarının belirtilmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunların içinde bu soruşturmayı geçirdi, geçirmedi hepsi bir tarafa hemen hemen haklarında soruşturma vesaire açılmayanı yok gibi. Tabii burada gelecekte Yüksek Seçim Kurulunun bu işi çok daha farklı ele alması lazım. GBT sisteminin ben doğru çalıştığına inanmıyorum. GBT sisteminin çok daha doğru çalışması lazım. Bu tür adamların bir defa adaylıklarının daha baştan silinip atılması lazım. Şimdi ne olacak? Seçim sonrası 340 değil mi, bu isimlerle ilgili başta benim partim olmak üzere hepimiz de yükleneceğiz. Bunların hepsinin bir defa başkansa başkanlığını, meclis üyesi ise meclis üyeliğinin düşürülmesi için müracaatlarımızı yapacağız. Çünkü biz bu ülkenin teröre bulaşmış, teröristlerle kalkıp da herhalde yönetilmesine müsaade edemeyiz. Bunların önünde duracağız. Mesela başkanlıklarda, geçen dönemde olduğu gibi. Bunların içinde CHP'nin Kandil adayları var. Mesela bir tanesi şu anda CHP'den Abdülbaki Karağaç diye bir isim. Şimdi bütün bunlar yarın seçim neticeleri belli olduktan sonra hepsinin üzerine üzerine gideceğiz. Bu kayyumluk olayı bizim dönemimizde çıkmış bir şey değil ki. Bu kurum var, bu müessese var. Bu müessese olduğuna göre devletin, milletin parasını bu belediyelere gönderiyor, bunlar da bu paraları nereye gönderiyorlardı? Kandil'e. Artık bunlara bu fırsatı veremeyiz." 

"ESERLERİMİZLE BİZ ORTADAYIZ"

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu paraların nasıl harcandığına bakıldığında karşılarına çukurlar, hendekler çıktığını aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Ne yazık ki sözde İYİ Parti'nin bir tane temsilcisi utanmadan, sıkılmadan çıkıyor, şu ifadeyi kullanıyor. Diyor ki 'Bu çukurların açılmasının bilgisi Erdoğan'da vardır.' Bu terbiyesizliğin daniskasıdır. Erdoğan'da bunların bilgisinin var olduğunu söyleyenin önce bunu tespit etmesi lazım. Bu sende olabilir. Sen cezaevine niye girdin yattın? Bakanlığın döneminde birçok maalesef yolsuz işlere karıştığın için girdin yattın. Tayyip Erdoğan'ın hayatında böyle bir şeyi göremezsin, gösteremezsin. Tayyip Erdoğan'ın bir defa ne gönül dünyasında ne de görev yaptığı belediye başkanlığı döneminde ne de Başbakanlığı döneminde böyle bir dosyayı ortaya koyamazsın. Benim geçmişimde de bugünümde de sadece vatanıma olan sevgim, milletime olan sevgim, onlara olan hizmetkarlığım bu vardır. Bütün eserlerimizle biz ortadayız." 

BEKA MESELESİ

Türkiye'ye karşı yürütülen tüm yıpratma savaşları ve bunların doğuracağı istikrarsızlığın bir beka mesele olduğunu aktaran Erdoğan, "17-25 Aralık olayı aslında bunun yargıdaki en önemli göstergesidir. Yargıda olduğu gibi yerel yönetimlerde de bunun göstergeleri var. Devletten gelen bütün imkanları aldığı gibi Kandil'e, yani dağa gönderenler olduğu gibi bir diğer taraftan da işte Güneydoğu'nun, Doğu'nun birçok yerlerinde bu çukurların kazılması vesaire buralara genç dimağların, o çocukların öldürülerek oralara gömülmesi bunlar beka meselesi değil de nedir?" diye konuştu. 

Türkiye'nin sınırındaki çatışmaları hatırlatan Erdoğan, "Bakıyorsunuz oralarda PKK'nın diğer kanadı olan YPG, PYD, bunların bizim topraklara attıkları havan topları, vesaire, bütün bunlarla verilen mücadele bir beka sorunu da değil de nedir? Bizim Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te verdiğimiz mücadele bu teröristlerle beka sorunu değil de nedir?" dedi. 

Erdoğan, 15 Temmuz'un bir beka meselesi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Kimler vardı orada karşımızda? FETÖ'cüler vardı. FETÖ'cüler ne yapmışlardı? Bunlar devletin çok çok ciddi kurumlarını adeta ele geçirme durumundaydılar. Silahlı Kuvvetlerimize sızmışlar mıydı? Sızmışlardı. Polis teşkilatımıza sızmışlar mıydı? Sızmışlardı. Devletin bütün kurumlarına yerleşmişler miydi? Yerleşmişlerdi. Bütün buralarda bir beka sorunu çok açık net ortadaydı. Neyle bu çıktı meydana? Bu 15 Temmuz'la çıktı. Yani 15 Temmuz'un, tabii bizim orada 253 şehidimiz var, öbür tarafta 2 bin 191 gazimiz var, bütün bunlar bizim tabii ciğerimizi dağladı, o ayrı ama öbür taraftan da böyle bir durumun ortaya çıkması bakımından çok hayırlı oldu. Şu anda tabii içeride hukuk mücadelesi devam ediyor. Bunlardan binlerce, on binlercesi şu anda cezaevlerinde. Yargılananlar var. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapse mahkum olanlar var, yıllara aynı şekilde sari. Bunların başı durumunda olan başterörist, alçak o şu anda Pensilvanya'da. Onunla beraber yine yanında olanlar var. Beraberce kaçanlar, Almanya'ya, Avrupa'nın değişik yerlerine kaçanlar var. Bunların içerisinde tabii yargıda, polis teşkilatında olup kaçanlar var. Bunların şimdi bir kısmını biz yakalıyoruz. Dışarıdan da getirtiyoruz. Türkiye'de olanlar aynı şekilde var. Bunları biz bırakamayız. Gezi olayları, 17-25 Aralık kumpasları, terör çukurları, 15 Temmuz işgal girişimi, terör koridoru girişimleri kuzey Suriye'de, ekonomik ve finansal operasyonlar, İslam karşıtı çevrelerin, ezanımızı, özellikle terörle içli dışlı olan ittifakların bayrağımızı hedef alması, bu akşam mesela İstiklal Marşı'na karşı takınılan tavırlar, bunların hepsi beka meselesinin somut örnekleridir. Bunların da baş aktörleri PKK, PYD, DEAŞ, FETÖ ve DHKP/C gibi örgütler de bunların baş aktörleri konumunda."

"KARŞIMIZDA EL PENÇE DİVAN DURAN BİRİSİYDİ"

Programda, FETÖ, PKK yöneticileriyle HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'nin ifadeleri ekranda peş peşe gösterildi. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ yöneticilerinden Ekrem Dumanlı'nın sözlerini şöyle değerlendirdi:

"Bu tabii çok müptezel birisi. Bu karşımızda el pençe divan duran birisiydi. Tabii savcılık soruşturmayı açtığı anda kaçıp gidenlerden birisi. 'Düş yakamızdan' ifadesini kullanıyor. Sen kime kullanıyorsun? Sen kimsin? Senin her yerin yaka olsa ne olur? Kilon ne? Uşaksın. Kulsun ama Allah'a değil, Feto'ya kulsun. Aradaki fark bu. Şu anda zannediyor ki bunlar işte 15 Temmuz ile bu işi bitireceğiz. Ne oldu? Bitirebildiniz mi? Eski Türkiye yok, artık farklı bir Türkiye var. Biz, kula kul değiliz. Ey Ekrem sen kula kulsun. Bunu bir defa bil. Muhatabım da değilsin. Yanındaki PKK'nın dağdaki temsilcisi. O zaten malum. Her yönüyle bitmiş, tükenmiş. Bunlar affedersin 12-13-15 yaşındaki kızları dağa kaçırıp onları taciz eden alçaklar. Bunlar o tür teröristler ve hala HDP'ye gönül veren benim kardeşlerim. Özellikle de söylüyorum: Güneydoğulu kardeşlerim, Diyarbakır Belediyesinin önünde günlerce, haftalarca, aylarca orada çadırlar kurup ağlayan Kürt anneler. Bunlar bana da geldiler. Başbakan'dım o zaman. Bunların kızları dağlara kaçırıldı. O günleri hatırlayın. Bunların peşinden artık gitmeyin. Bizim şu anda PKK terör örgütü tarafından kaçırılmış olan astsubaylarımız var, subaylarımız var, doktorlarımız var, mühendislerimiz var, kaçırıldı ve değişik yöntemlerle onlar tabii konuşturulmaya, bunlara çalışılıyor. Bu adamın benim ülkemde, benim vatanımda bağlantısı olabilir mi? Olamaz. Şu anda Kandil'de yaşıyor. Devamlı kaçışıyorlar. Geçen gün de bunların çok önde olan liderlerinden bir tanesi vuruldu. Yani şu anda belki ölümle pençeleşiyor, bilemiyorum. Çok ağır bir şeyi var."

HDP Eş Genel Başkanı Temelli için ise Erdoğan, "Bu adam Kürt de değil biliyor musunuz? Bu adam benim Kürt vatandaşlarımın üzerinden kendine siyasi sermaye edinmeye çalışıyor. Şimdi Mansur Yavaş gelsin şunun hesabını versin. 'Ankara'da eğer Yavaş seçimi kazanacaksa bizimle kazanacak.' Bunun bir bedeli olacak. Aynı şeyi İstanbul için de söylüyor. İstanbul'daki sen de bileceksin, İstanbul'da 3 milyon Kürt oyu var. Sanki Kürtlerin oyları onlar tarafından ipotek altında. Benim Kürt vatandaşlarıma da saygısızlık yapıyor, hakaret ediyor. Ben inanıyorum ki bize gönül vermiş Kürt kardeşlerimiz var. Bunların ifadeleri bunlar için zaten bir saygısızlıktır, hakarettir. Biz onlarla beraber bugüne kadar yol yürüdük, Güneydoğu'da, Doğu'da bizim birinci parti olduğumuz günler var. Onlara da önümüzdeki pazar sandıklara en güzel cevabı, benim samimi Kürt kardeşlerim vereceklerdir. " ifadelerini kullandı. 

AYASOFYA AÇIKLAMASI: ÜCRETSİZ OLABİLİR, CAMİ OLABİLİR

(Ayasofya'nın ücretsiz olması) O anormal bir teklif değil, olabilir niye olmasın. Rahatlıkla olabilir. Hatta üzerinde bunun öyle dururuz ki, ‘müze’ ifadesi ile değil, ‘Ayasofya Cami’ olarak koyarız. Nasıl Sultanahmet Cami’ne turistler geliyorlar, ödeme yapmıyorlar, Süleymaniye aynı şekilde, Fatih Cami’nde aynı şekilde. Aynı şeyi Ayasofya’da da yapılabilir. Müze statüsünden çıkar. Zaten biliyorsunuz daha sonradan böyle bir statü buraya verildi. Bu da CHP zihniyetinin adımıdır, bu CHP zihniyetinin attığı bu adımı değiştiririz.

TRUMP'IN GOLAN TEPELERİ AÇIKLAMASI

BM'nin kesin kararı var bu konu hakkında. Fransa'nın da duruşu ayrı. Trump ile görüşmem olacak ona da söyleyeceğim. Burada çok büyük bir yanlış var Trump 'Golan Tepeleri'ni Netanyahu'ya seçim hediyesi olarak altın tepside sunmak istiyor. Netanyahu'nun yolsuzlukları da ayrıca deşifre oldu. Ne yazık ki Netanyahu'nun seçim çalışmalarını ABD yürütüyor. Bu birliktelik dünya barışını tehdit ediyor. 'Golan Tepesi' olayını BM'ye taşıyoruz. BM Genel Kurulu'nda da bu konunun onaylanıp geçmesi mümkün değil. 

F-35 VE S-400 MESELESİ

F-35 için 1 milyar 200 milyon dolar verdik. Bu konuda bir sıkıntı söz konusu değil ki... Ülkemizin savunma sistemi noktasında adımlarımızı neden atmayalım? S-400'le ilgili de geri adım söz konusu değil. Ayrıca ABD'ye 'Patriot'lar için şartları hazırlayın' dedik.

3600 EK GÖSTERGE

Bu kapsama girebilecek kim varsa hepsini 3600'dan yararlandıracağız.

EYT AÇIKLAMASI

EYT'de Demirel bir yanlışın içine düştü. Emeklilik meselesini eleştirmek için muhalefet teşvik ediyor. Erken yaşta emekliliğe karşıyız.

"GÖZLERİNİN YAŞINA BAKMAYACAĞIZ"

Dövizle oynayanların gözlerinin yaşına bakmayacağız. BDDK ve SPK'nın müdahalerini gerçekleştirdi. Dövizde manipülatif dayatmalar var ve bunların arkalarında bazı bankalar var. Seçim sonrası bunların üzerine sert bir şekilde gideceğiz. BDDK'nın attığı adım bunun bir örneğidir. Uluslararası düzeyde de bunlara darbeyi indireceğiz. Dövizle oynayanların üzerine gideceğiz.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya, Türkiye, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK TÜRKİYE

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.